25 Aralık 2010 Cumartesi

ÇEVRE MUHASEBESİ İŞLETME-SOSYAL SORUMLULUK VE ÇEVRE İLİŞKİSİ.

Sunum: M. Sevil İRENGÜ 02 ARALIK 2010
OKAN ÜNİVERSİTESİ Güzel Sanatlar Fakültesi Osman Hamdi Konferans Salonu 13.30-

ÇEVRE MUHASEBESİ İŞLETME-SOSYAL SORUMLULUK VE ÇEVRE İLİŞKİSİ.
.Bir sosyal sorumluluk örneği; bugün Kadıköy Bahariye’de İskeleye doğru “Toprağa Saygı Yürüyüşü” olarak yapıldı. Senelerdir olduğu gibi bu yılda katıldım ve oradan geliyorum. Çok coşkulu ve anlamlıydı. “Erozyonla Mücadele Haftası”na Seneye sizleri de bekleriz.

Toprak kaybına, çölleşmeye, ekolojik dengenin bozulmasına, doğal varlıkların kaybolmasına ve tüm doğal afetlere seyirci ve suskun kalmayan, ülkesinin topraklarına ve yeşil örtüsüne sahip çıkan duyarlı çevreciler yakalarında Yeşil Yaprak, ellerinde çevre mesaj pankartlarıyla sessizce yürüdüler. “Toprağı hor gören yarını zor görür”, “Çevreni gör kolla”. “Vatan Toprağı Kutsaldır” vb. Toprak; hayat demek.
Toprak; vazgeçilmez bir canlı yaşam kaynağı; Fiziksel, Kimyasal ve Biyolojik olayların rol oynadığı yaşam sahnesi. Ancak verimli topraklar bereket üretir. Bereketli topraklar da; “Gıda Güvencemiz”
M. Kemal “Başlıca Güç Ve Varlık Dayanağımız Topraktır” der.

1970 den beri “Dünyanın Ekolojik Sağlığı”, % 35 kaybedilmiştir!
Sınırlı ölçüde yenilenebilen kaynak su; bir ülkenin güvenlik sorunudur. Suyun bugün hayatsal önemini bir kez daha anladık. Kuraklık, Türkiye’de en zararlı ve en az anlaşılan doğal afetlerden biridir. İklimin doğal bir parçasıdır, suyu bu noktaya getirenler nelerdi?

Dünyamızda bu yüzyılın başı ve sonu arasında Dünya nüfus 10 kat artmıştır. İnsanlığın ortak mirası doğa, yok edercesine hırpalanmakta.

Olumsuz gelişmekte olan dünya ekolojik yaşamı, hızlı nüfus, artışı, düzensiz kentleşme, sanayileşme, lüks yaşam standartları, doğal afetler doğa değil ben merkezli yaşamlar vs. nedenlerin bir sonucu olarak; Hava, su, toprak, görüntü, gürültü kirliliğinin aşırı düzeyde artması ve buna benzer birçok ekonomik, teknolojik ve sosyolojik gelişmelerin neticesinde ortaya çıkan çevresel sorunlarla iç içe yaşamaktayız… Tabii ki çevresel sorunlar karşısında kayıtsız kalınması mümkün değildir. Ancak son otuz yıla gelinceye kadar bu konun gerektiği gibi ciddiyetle ele ele alınmadığı görülmektedir. Öznemiz geniş....

Günümüzün küresel ve rekabetçi iş dünyasında, faaliyetlerinde sosyal ve çevresel konuları ihmal ederek sadece finansal konulara odaklanan isletmeler, uzun vadede sürdürülebilirliklerini sağlayamadıklarının örnekleri vardır.
Tüm isletmeler için çevresel performans, önemli bir basarı ölçüsüdür. Kurum bulunduğu iç ve dış çevre şartlarını değerlendirerek, gelecekle ilgili ulaşmak istediği amaçları ve bu amaçlara ulaşmak için takip edeceği “Stratejik Hedef Politikaları” tespit etmelidir.

“Çevreci Politika”larına uygun proje ve faaliyetlerini belirleme ile çevresel önlemlerin yarattığı fayda ve maliyetleri toplu “çevresel muhasebe sistemi” içinde oluşturması, son yıllarda daha sık dillendirilen; “Çevre Muhasebesi” diğer adlarıyla (Yeşil Muhasebe, Ekolojik Muhasebe, Doğa Muhasebesi) adlarına “YAŞAMSAL MUHASEBE” yi de eklemek isterim.

Her şeyin sayısal bir karşılığı vardır. Çünkü İnsan sağlığı ve Biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilir yaşamı; Çevre riskler temelinde, birleşen geniş bir ortak alandır. “Sosyal ve Çevresel Muhasebe” konu başlıkları arasında yer almaktadır.

Çevre duyarsızlıkları ve dolayısıyla çevresel sorunları arttırarak var olundukça, çok daha fazla önem kazanacak olan, Çevre Muhasebesi; İnsan ile çevre arasındaki etkileşimi, sayısal olarak ortaya koyacak, çevresel sorunların çözümüne, çok yönlü açık bir sistem olarak yaklaşacak, dikkate alınmalarını, yaşamsal önem açısından ön plana çıkarılmasını ve çözümlerine katkı sağlanmasını kolaylaştıracaklardır. En önemlisi; “ Sağlıklı Sürdürülebilir Yaşam ve Gelecek” açısından, çok önemli bir çözüm eylemin aktörü olacaktır. Bu konudaki olumlu gelişmeler; Topluma çevresel sağlıklı yaşama güvenliği huzuru verecektir.
Toprak koruma önlemleri alınmadığı takdirde pek çok ekonomik ve sosyal sorunları da beraberinde getirir. Ancak verimli topraklar, toplumsal barışı getirir… TOPRAK YAŞAMDIR…
Besinlerimizin % 78’ini oluşturan bitkisel ürünlerin, genetik çeşitliliğin, bin bir derde çare şifalı bitkilerin kaynağı topraktır. Toprak, ormanların, suyun havanın kaynağıdır.

Toprak kaybı, su ve hava kaybı gibi çabuk farkedilen bir olay değildir, farkedildiğinde çok geç kalınmış olabilir.1 Yılda 1,4 Milyar Ton Verimli Üst Toprak, Toprağın en büyük düşmanı, hastalığı erozyonla yok olup gidiyor, Onunla 9 Milyon bitki besin maddesi de kaybediliyor.

Toprak orman ve su ekolojisi: 1- tozlaşma; 2- bıyodegrasyon 3- toprak verımlılığı 4- oksıjen – karbon dıoksıt düzeni 5- iklımı düzenleme 6- su düzeni 7- suları filtreleme ve temizleme 8- biyolojik iyileştirme canlı hayatını sürdürmede çok önemlidirler.

Toplumda çevre bilincinin gelişmesi ve çıkar gruplarının taleplerindeki değişmelere paralel olarak İşletmeler;
Çevreye olan etkilerini azaltmak ve kontrol altına alabilmek için mali tabloları kullanarak önlemler almak zorunda kalmışlardır. Ancak, çıkar grupları içinde asıl “doğal paydaş” olan çevresel konuların, yaşamsal önemi, henüz gereken öncelikteki yerini almış değildir. Örnek;
bir işletmenin mali tablosunda gözler kar rakamına odaklanırken, bu karın ortaya çıkması için kaç canlının hastalandığı hatta öldüğü; kaç ocağın söndüğü, küresel iklim değişimine ilaç olacak iken kaç ağacın kesildiği, kaç iş yerinin kapandığı, kaç kişinin işini kaybettiği yada para kazanırken sağlığını yitirdiğini, tarım topraklarının korunması zorunluluğunun idrak edilemeyişi, gıda güvenliğinin tehlikeli bir gelecek yoluna sokulduğu ve daha pek çok sorun!!! Pek çok kimsenin aklına bile gelmemektedir…

Bu nedenle geleneksel muhasebenin çok ötesinde, sosyal sorumluluk kavramının gereğini layığı veçhiyle yerine getirmek için; bilimsel bir uygulama alanına ve hızlıca eylemsel yayılımına acil ihtiyaç vardır.

“ÇED-“Çevresel Etkileşim Değerlendirme” raporlanmasında; Fiziksel, Kimyasal, Biyolojik ve sayısal boyutlarının ele alınışlarında “Çevresel Muhasebe” son derece önemlidir. Çünkü,
Geleneksel yapılarıyla, çevresel varlıklara zarar vermekte olan ekonomik sistemler; Biyolojik hayatı, varlıkları koruma, hak ve adaleti tecelli ettirme henüz tam tatmin edici değiller.

ÇEVRE İÇİN; Hükümet ve belediyelerce neler yapılmalı?
Çevre, havza yönetimi çerçeve yasası çıkartılmalıdır.
Toprakların ve bitki örtüsünün, ormanların korunmasının arttırılması…
Doğal kaynaklar gelişigüzel kullanılmamalı, fosil yakıt kullanımı sınırlandırılmalı, çarpık kentleşmeye son verilmeli, araç-gereç standart geliştirilmeli, enerji tasarrufu yapılması, yenilenebilir enerji, alternatif enerjiler kullanımı sağlanmalı.

Kamu yararı yol mu, yoksa yeşil alan mı daha yararlı ?
Son 25 yılda mevcut yeşil alanların kişi başına düşen miktarı
yeşil alan standartlarına uymadığı hatta bu orana yetişmediği saptanmış.

Oksijeni bol bir yer İstanbul’da Adalar birer vaha. İstanbul’da 15 milyon insan. Kişi başına 4-7 litre atık üretilir.75 milyon litre insan atığı Toprak alt katmanlarına veya denizine iniyor. İstanbul hızlı kirleniyor.

Sağlıklı sürdürülebilir kalkınma, kaynakların bilinçsizce tüketilmediği ve yaşanabilir bir gelecek için sağlıklı ekonomik kalkınmanın nasıl yürütülmesi gerektiği konusundaki Bilimsel çalışmalar;
Tüm topluma anlatılmalı çevresel farkındalık yaratılmalıdır.
Bilgi- İlgi ile Haklarını Bilenler; haklarına sahip olmanın yollarını da bulacaklardır.

Çevrenin doğal yapısını ve bileşiminin bozulmasını, değişmesini ve böylece insanların olumsuz yönde etkilenmesini çevre kirlenmesi olarak tanımlayabiliriz

Nüfus artışına paralel olarak insanların maden ve enerji kaynaklarına olan talebi artmıştır. Kaynakların kullanım artış hızı, çevreye zarar vermektedir. Kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtların çevre kirlenmesindeki etkisi çok fazladır.

Biyolojik olarak veya kendi kendisine yok olmayan ya da çok uzun yıllarda yok olan Plastik, deterjan, tarım ilaçları, DDT gibi, böcek öldürücüler, radyasyon ve kimyasal maddeler yaşamını tehlikeye sokarlar. Marmara-balık-sağlık

Çevreyi kirletmek kendi varlığımızı yok etmeye çalışmaktır"

Endüstrinin, ticaretin, turizmin, kültürel etkinliğin ve nüfusun yoğun oluştuğu İstanbul'daki 1,5 milyon taşıtın bir yılda yarattığı kirletici
emisyon ortalama 3 milyon KG.'mı geçtiği edilmektedir. Yeryüzü trafiğindeki yarım milyar taşıta her yıl 19 milyon taşıtın ilave olmasıyla; 6 milyon ton karbonmonoksit, hergün artarak, insan bedenindeki alyuvarları tahrip etmektedir

Karayolu taşımacılığı yerine demiryolu ve deniz taşımacılığına ağırlık verilmelidir.
Büyük bir kargo gemisi doğayı 50 milyon arabanın kirlettiği kadar kirletiyor. Kaza yapan petrol tankerlerinin denizlerin kirlenmesindeki payı oldukça fazladır

Bilim adamları, volkan patlamasının ilk günlerinde çevreye yayılan karbondioksiti 150 bin ton olarak açıkladı. Normal tarifeler çerçevesinde bölgede uçakların yaydığı karbondioksit oranı ise bunun üç katı. Avrupa Çevre Kurumu'nun verilerine göre, 32 Avrupa ülkesindeki hava trafiğinin günde yaydığı karbondioksit 510 bin ton. Uçuşların üçte ikisi iptal edilince bu, 340 bin tona düştü (her uçuştan yeşillendirme bedeli alınmalı)

Bir Uçağın 1 Saatte, Atmosfere Co2 Salım Miktarı İle Bir Ağaç Tarafından Yılda 22,5 Kg Co2 Emisyon Miktarı Aynı,

Her gün yaklaşık 82 bin yolcuya hizmet veren İstanbul Atatürk Havalimanı'nda günde ortalama 700-730 uçak inip kalkmaktadır.

Uçaklardan çıkan atıklar da çevreyi kirletmektedir.
Bütün üretimler; Çevreye en az zararla yapılmalı…

19. yüzyıl sanayileşmesinde ortaya çıkan tablo; tüm sanayi bölgelerinde Metalurji ve Demir Çelik kuruluşları karaları, suları, havayı kirlettiler!!!

İnsanların doğayı tahribinin bir sonucu olarak; 1952 yılında Londra'da yaşanan çevre olayı nedeniyle 4000'i aşkın kişi nefes alma zorluğundan öldü.

100 golf sahasının daha yapılması planlanıyor.
Golf sporu için çok büyük çimenlik ve açık alan, çimenlerin uygun koşullarda tutulabilmesi için de çok fazla su gerekiyor.
Su kaynaklarının bu denli kısıtlı olduğu ülkemizde golf yatırımları planlanırken doğaya verdikleri zarar ve bunun maliyeti göz önüne alınmalıdır. Golf sahaları yeraltı sularının tükenmesi ve kirlenmesi konusunda büyük tehdit oluşturmaktadır.

Dünyada 2004 yılı itibariyle mevcut golf sahalarının sulanması için günde 1 milyar ton su tüketilmektedir. Bu rakam, tüm dünyada susuzluk çeken insanların asgari su tüketimini karşılayabilecek olan ve BM tarafından tespit edilmiş en az rakama eşittir.
Bir golf sahası yılda hektar başına ortalama 10.000 ile 15.000 m3 suya ihtiyaç duyar.100 hektarlık bir golf sahasının bir yılda tüketeceği su miktarı yaklaşık 1 milyon m3'tür. Bu da 12.000 nüfuslu bir yerleşimin ortalama yıllık su tüketimine eşittir.

Ülkemiz, kişi başına ortalama yıllık 1500 m3'lük kullanılabilir su miktarı ile su fakiri bir ülkedir. ABD gibi kişi başı yıllık kullanılabilir su miktarının 16.000 m3 olduğu ülkelerde bile, golf sahalarının su kaynaklarını tüketir ve doğa üzerine olumsuz etkileri tartışılırken, Türkiye'nin bu konuda çok daha dikkatli olması gerekmektedir. Bir hektarlık bir golf sahası için yılda 21 kilo kimyasal ilaç kullanılmaktadır.

Golf alanlarında çimler sporun gereği olarak belirli bir boyda tutulmalıdır. Bu nedenle bitki fotosentez yapamamakta ve bitkinin ihtiyacı olan besin gübreleme yoluyla bitkiye verilmektedir. Bir golf alanı için kullanılan gübre miktarı, hektar başına bir tarım alanında kullanılan gübre miktarından çok daha fazladır. Kimyasal gübrelerin aşırı kullanımı çevreye ve yeraltı sularına telafisi mümkün olmayan zararlar verdikleri bilinmektedir

Beş temel metalin her yıl topraktan üretilen 750 milyon tonluk kütlesine ve 250 milyar USD’ lık satış bedeline karşılık, üretilen fiziksel
zenginleştirme atıklarının toplam miktarı yaklaşık 200 milyon tondur.
Türkiye'nin altın potansiyelinin maddi değerinin yaklaşık 70-200 milyar dolar civarı, katma değer ile 800 milyar dolar...

Maden arama çalışmaları sırasında, dünyanın en fazla oksijene sahip ormanları tahrip ediliyor. Ayrıca altın çıkarılırken siyanürün kullanılacak olmasının çevreye çok zarar verdiği acı bir gerçek.
Dünyada her yıl milyarlarca ton kimyasal atık oluşturan altın üretimi
-getiri/götürü açısından bakıldığında- nükleer enerji üretiminden ve nükleer atık depolamaktan daha ahlak dışıdır. Altının ne kadar vazgeçilmez (!) bir metal oldu. Prof.Dr. İsmail Duman

Türkiye’de, verimli tarım topraklarımız hep verimli kalsın, bizleri, çocuklarımızı, onların çocuklarını nesiller boyu beslesin, insanımız da bu toprakları koruyarak, doğru yararlanarak hep burada yaşasın Verimli ve bereketli topraklarda gelecek nesillerin de hakkı var… Tüm Türkiye toprağına, suyuna, havasına, biyolojikçeşitliliğine sahip çıkmalı. TÜRKİYE ÇÖL OLMASIN!

Gökova Termik Santrali’nden çıkan gazlar 1800-1900m yükseklikte Bey Dağları’nı etkilemiştir. Çevredeki köylerde tarım ürünleri zarar görmüştür. Ayrıca termik santrallerde etrafa yayılan civa, gelişmeyi, öğrenme yeteneğini ve sinir sistemini olumsuz etkilemektedir

Nisan 1986'da Çernobil'deki nükleer kaza; ani ölümler, gebe kadınlarda düşük olayları, kan kanseri, sakat doğumlar gibi olumsuz sunuçlar verdi.

Geleceğimiz, geçmişimiz kadar temiz olamayacak.
Hava ,su, toprak kirliliklerinin; Kanser gibi birçok hastalıkta önemli etkisi olduğu kabul edilmektedir.

Toplumun tüm kesimlerini çevre konusunda bilgilendirmek,
olumlu ve kalıcı davranış değişiklikleri kazandırmak ve sorunların çözümünde fertlerin aktif katılımlarını sağlamak çevre eğitiminin amaçlarıdır.

Çevre eğitim hedefi; doğayı yok etmeden, ihtiyacı kadar tüketen ahlak anlayışını, topluma kazandırmak, gelecek nesillere karşı sorumluluk hisseden, çevre sorunlarına karşı duyarlı ve bilinçli
yeni bir insan tipini yetiştirmektir.

Milli menfaat ve üstün kamu yararı karar mekanizmalarını çalıştıracak makamların sağlıklı sonuçlar getirecek yaptırımlara, bilinçli onay verecek verilere sahip, kişisel, siyasi ve politik menfaat gütmeyen kişilerden seçilmesi ya da atanması gerekir. Toprak ve onun bize sağlayacağı su, hava, gıda zenginliği sayesinde kazanılacak güvence toplumsal barışı yaşayacaktır. “ Çalışmadan, Yorulmadan, Üretmeden Rahat Yaşamak İsteyen Toplumlar Önce Haysiyetlerini, Sonra Hürriyetlerini Ve Daha Sonra Da İstiklal Ve İstikballerini Kaybederler ”ATATÜRK

M. SEVİL İRENGÜ
Kaynak: Bilimsel Çevre Arşivi MSİ
Çevre Ekonomisi, Enerjide Dış (Toplumsal) Maliyetler Dr. Umur Gürsoy
Sakarya Üniversitesi ktisadi ve _dari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü
Erciyes Üniversitesi, _ktisadi ve _dari Bilimler Fakültesi, _sletme Bölümü
Nevsehir Üniversitesi, _ktisadi ve _dari Bilimler Fakültesi, _sletme Bölümü
Çevre Muhasebesi; Sürdürülebilir Kalkınma MUTLU, Ahmet
TEMA Vakfı Yayınları