5,8 milyar dolayındaki dünya nüfusu ,gün geçtikçe daha da artmaktadır.
Hızlı nüfus artışı, ister istemez ilk planda akıllara besin güvenliği sorununu
getirmektedir. Kullanılabilen doğal kaynaklar, bunların potansiyelleri ve
üretim güçleri düşünüldüğünde, artan nüfusun, bütün insanlığın besin
güvenliğini ciddi olarak tehdit etmeye başladığı görülmektedir.
Sürdürülebilir Bir Yaşam İçin Sürdürülebilir Tarım
Sürdürülebilir bir yaşam için doğal varlıkların ve doğal ekosistemlerin
korunması bir zorunluluktur.
Aksi halde bir dönem için aşırı ve geleceği düşünmeden yapılan etkinlikler
sonucunda, daha sonraları insanların güçlüklerle karşılaşması kaçınılmazdır.
2030 yılı itibariyle 8 milyara ulaşması beklenen dünya nüfusunu besleyebilmek
için bugünkü gıda üretiminin %60 oranında artırılması gerekmektedir
(Fresco, 2004).Artan nüfusun besin ihtiyacının karşılanması, tarım alanlarında
birim alandan yüksek verim sağlanması zorunluluğunu beraberinde getirmektedir .
Nüfus oranının büyük çoğunluğunun şehirlerde yaşamakta olduğu ve kırsal
alanlardan şehirlere göçün ,her geçen gün arttığı düşünüldüğünde, artan
tüketim hızına karşılık gelecek, bir üretim potansiyelinin olamayacağı görülmektedir.
Ancak 20. yüzyılın ortalarından itibaren,tarıma dayalı yerleşim Kırsal alanlarının nüfusu,
kentlere göre oransal olarak azalmaya başlamıştır…
Bu durum çiftçileri, insanların temel besini tahılların daha fazla üretimine zorlamıştır.
Çünkü kentlerde yaşayanlar tarımsal faaliyetlerle ilgilenemediklerinden besin ihtiyaçlarını
köylerden ve çiftliklerden karşılamak durumundadırlar. Özellikle 1950’lerden sonra, tarımla uğraşan insanlar, artan nüfusun besin gereksinimlerini karşılayabilmek için, ancak tarıma uygun olmayan alanların orman ve mera alanı tarıma açılması ve teknolojik gelişmeler sayesinde üretimi artırabilmişlerdir.
1990’larda dünya tahıl üretimi 1950’lere göre üç kat artmıştır. Bunda etkili olan faktör ise, toprakların sulanma olanaklarının aynı dönemlerde 2,5 kat artmış olmasıdır. Sulamanın yansıra gübreleme ve ilaçlamanın da artması üretim miktarı üzerinde etkili olmuştur.
Dünyanın pek çok yerinde tarımsal alanlar, erozyon, plansız kullanım,
aşırı gübreleme ve ilaçlama sonucu tahribata uğramakta ve kullanılamaz hale gelmektedir.
Tarım alanlarının azalmasıyla birlikte elde edilen ürün de
bu suretle dünya nüfusunun gereksinimlerinin gerisinde kalmaktadır
Bugüne kadar çiftçiler, üzerinde tarım yapacakları arazileri bulmada ve onları üretime hazırlamada ustaca yöntemler kullanmışlardır. Tarım alanlarında sulama, teraslama, kurutma, nadasa bırakma ve kıyıları doldurarak toprak elde etme gibi yollarla belli ölçüde de olsa herkese yetecek kadar ürün elde edebilmişlerdir. Bu yüzden besin güvenliği fazlaca tehlikeye girmemiştir
Tarım toprakları, bitki besin maddelerinin bitkiler tarafından alınması, yıkanma ve erozyon şeklinde topraktan uzaklaşması sonucu zamanla verim Kaybına uğramaktadır.Toprakların, erozyon başta olmak üzere çeşitli şekillerde kaybının yanı sıra endüstrileşme yoluyla işgal edilmesi ise bir başka önemli sorundur.Fabrikalar, yollar ve yeni kentler verimli tarım alanlarının üzerinde inşa edilmektedir. .
Gelişmekte olan pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de, verimli tarım alanları endüstriyel yapılar tarafından işgal edilmekte ve bu endüstriyel yapılar, kendi yan kuruluşlarına ait binaların yapımını, yeni yerleşim yerlerinin doğup gelişmesini ve ulaşım için karayollarının yapımını da beraberinde getirmektedir. Böylelikle geniş boyutlu bir tarımsal alan tahribatı ortaya çıkmaktadır.
Turizm uğruna Verimli tarım alanları, alışveriş merkezleri, tenis kortları, golf sahaları ve
özel villâlarla doldurulmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan, tarım-besin devriminden doğan; gıda sanayisinin makineleşmesi, koruyucu gübre, zirai ilaç kullanımı, ürün saklama tekniklerinin gelişmesi ile elde edilen yiyecek bolluğu bu sorumsuz yaklaşımı tetiklemiştir.
Nüfusun hızla artışı, ürün çeşitliliğine gereksinim, İnsan-besin üretimi-tüketim üçlüsü,günümüze kadar uzanan süreçte kırsaldan kente göçlerin çoğalmasıyla farklılaşmıştır.
Günümüzden 50-60 yıl öncesinde kentin 50 km civarından elde edilebilen gıda maddeleri,bugün çevre illerden çok ülke dışından temin edilmektedir.
Bizim vücudumuz içinde elzem mineral maddeleri gıdalardan alamıyorsak sağlık sorunları ortaya çıkıyor.Hormonlu gıda. GDO’lu besin de Sağlığı tehdit ediyor.20 yy hastalıkları başta kanser yetersiz beslenmeyle ve güvensiz gıdayla hortluyor.Sağlıklı sürdürülebilir bir yaşamın kaynağı toprakta biyolojik tarım yani doğal ihtiyaçlarımıza daha uygun bir tarım düzeni uygulanması gerekiyor.
Ülkemizde tarım sektörü, eskiden olduğu gibi günümüzde de insanların beslenmesi, istihdamı, ekonomiye katkısı ve ihracat potansiyeli bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu önem, nüfusumuzun büyük bir kısmının tarımsal faaliyetle uğraşarak üretimde bulunması ve tarımsal faaliyetin yapıldığı kırsal alanlarda yaşamasından ileri gelmektedir..
Teknolojik gelişmelerle birlikte kaynak tüketimi de hızlanmış, doğal kaynakları hor kullanılmıştır. .Kaynakları tüketme pahasına sağlanan bir gelişmenin sonuçlarının olumsuzluğunu herkes anlamaya başlanmıştır artık Böylelikle, sürdürülebilir tarımın nasıl yapılabileceği ve nasıl yapılması gerektiği üzerinde alternatif düşünceler üretilmeye de başlanmıştır.
Tarım toprakları eser elementler açısından gittikçe fakirleşmektedir.Bunun nedeni;
Toprağın işlenmesi sırasında Yoğun fosfat ve kimyasal gübre kullanımı sonucu hayvansal gübre ile oluşan biyolojik dönüşümün olamaması ve eser elementlerin besin maddelerine nüfus edememesidir.Örnk. manganez eksikliği gibi Eser elementi eksilen yerlerde yeterli çinko alamayan ineklerin döllenmeleri mümkün olamamaktadır.
Tarımsal üretimin en önemli kaynağı olan toprak, gübreleme, zararlılarla mücadele işleme, sulama gibi tarımsal işlemler ile verimli hale getirilir. Toprağın verimliliğini sürdürebilmesinde, besin maddeleriyle takviye edilmesi yani gübrelenmesi önemlidir.
20. yüzyılda tarım alanlarına giren azotlu gübre miktarı ikiye katlanmıştır
1900 40 milyon hektar,1950 94 milyon hektar, 1993 284 milyon hektar
Sulama alanlarının genişlemesine karşın, sulama amacıyla kullanılan su kaynaklarının miktarında bir artış olmamıştır.
Tarımsal su kaynaklarının artırılamamasının nedenlerinden başlıcaları, yeraltı sularının son zamanlara kadar aşırı kullanımı sonucu azalmaya başlaması ve su kaynaklarının sanayi gibi başka amaçlara da tahsis edilmesidir.
Doğanın sürekli olarak insan çıkarları için bilinçsizce kullanılmasının bir sonucu olan küresel ısınmanın etkisi ile de mevcut su kaynaklarımızın azalması nedeniyle su kaynakları mızı en uygun şekilde kullanmanın önemi bir kez daha fark edilmektedir…
Nüfusa bağlı olarak özellikle kentlerde evsel kullanıma yönelik su gereksinimi artmıştır.
Bu artış kontrolsüz bir şekilde büyüdüğü takdirde, akarsu kaynakları gelecekte neredeyse tarım alanlarından daha çok kentlerde kullanılmaya başlanacaktır
Bilge çiftçi ve bilge tüketici olma zorunluluğu doğmuştur artık.Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de insanların geleceği büyük ölçüde tarım alanlarının korunmasına bağımlıdır. İleride bir besin kıtlığı ile karşı karşıya kalınmaması için gerekli önlemler bugünden alınmalıdır
Ekolojik dengeler dikkate alınmaksızın, suların aşırı ve düzensiz bir şekilde kullanılmaya başlandığı takdirde, birçok ırmak, belki gelecekte daha denize bile ulaşamadan yarı yolda kuruyup kaybolacaktır . Bu durumda, sulama alanı dışında kalan daha aşağı bölgelerdeki tarımsal faaliyetlerin, olumsuz şekilde etkilenme olasılığı ortaya çıkabilecektir.
Sürdürülebilir bir tarım için yapılması gerekenler şöyle özetlenebilir:
1-politik hedefler iyi belirlenmeli ve açıkça ortaya konulmalı, sürdürülebilir olmayan tarımsal etkinlikler desteklen memeli.
2-Sürdürülebilir tarım için bir bilgi tabanı oluşturulmalı.
3-Toplumun tüketim alışkanlıkları, toplumsal sağlığa yararlı şekilde değiştirilmeli, yeterli ve dengeli beslenme dışında, lüks tarımsal ürün tüketimi mümkün olduğunca azaltılmalıdır.
4-Üretim kaynakları en verimli ve
en çok insanın yararlanabileceği şekilde kullanılmalıdır.
5-Hükümetler ve çeşitli örgütler çevreye zarar verebilecek uygulamalara karşı önlemler almalıdır. Örneğin toprağın aşırı şekilde sulanmasına, gübrelenmesine ve yanlış ilaçlanmasına karşı etkin eğitim ve
l önlemleri alınmalıdır.
6-Çiftçiler sürdürülebilir tarımın uygulanmasındaki en önemli unsurlardır. Üretimin her aşamasıyla ilgili olarak bilgilendirilmeli ve gerektiğinde onlara yardımcı olunmalıdır..
7-Hayvancılığın, tahıl tüketimini ön plana alan yönleri yeniden gözden geçirilerek diğer tarımsal etkinliklerle kaynaştırılmalıdır.Hayvancılığın, kaynakları tahrip eden ayrı bir sektör olarak sürdürülmesinin önüne geçilmelidir.
8-Yeraltı-yerüstü su kaynaklarının,göllerin ve denizlerin hangi nedenle olursa olsun kirletilmesinin önüne geçilmelidir.
9-Dünya balıkçılığının ilerlemesinde çözüm yolunun bütün balıkların avlanması ve tüketilmesi olduğu düşüncesinden vazgeçilmelidir. Balık türlerinin korunmasının yolları bulunmalı, avlanmayla ilgili zaman düzenlemesi yapılmalıdır.
10-Dünya nüfusu özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızla artmaktadır. Bu da, nüfusa bağlı bölgesel ve küresel denge bozulmakta, giderek besin açığının artmakta. Bunun için, her ülkede nüfus planlama etkinliklerinin bir düzene sokulması ve ısrarlı bir biçimde yürütülmesi gerekmektedir.
11-Doğayı ve çevreyi koruma ve iyileştirmeye yönelik projeler, gerekirse çeşitli ülkelerin ortak çalışmalarıyla geniş ölçekli ve planlı bir biçimde sürdürülmelidir
Bireysel sorumluluğa dayalı bilge bir üretim ve tüketim kültürünün var olmasıyla güvenli beslenme mümkün olabilecektir.İstenirse, sebze meyve kabuklarından gübre yapılabilir. Toplanan tohumlar, meyve çekirdekleri toprakla buluşturulabilir.Çevre için yapılacak bir şeyler mutlaka vardır.
Doğaya daha saygılı yaşamak zor değil…
Tonlarca ekmek çöpe gidiyor.Bayatlayan ekmeğe tekrar basit işlemlerle çeşitli lezzet katarak yeniden kazanımıyla edinilen alışkanlık,yemek artıklarının dikkatlice değerlendirildiği vaki iken, çöpe gitmeden birkaç yolla hizmete sokulan gıdalar; doğal varlıklarımızı önemseyen ve tasarrufu halen sürdürmekte olanlar tarafından ev ekonomisine önemli katkılar sağlanmaktalar..
Besin maddelerine saygısızca, besin artıklarını çöp kutularına atmakta olanların sayısı da az değildir.
Gozler sadece zihnin algılamaya hazır olduğu şeyleri görür kontro."Henry Bergson
Öğretmenlerin hayatı boyunca,
Türkiye Cumhuriyetini ve doğasını koruma, geliştirme ve onu sahiplenmenin önemini topluma öğretme yükümlülüğü vardır.
Hayat düsturum olan gönüllü çalışmalarım;
genlerimde taşıdığım, etik değerleri önemsememin tezahürüdür.
MELEK SEVİL İRENGÜ
TEMA İSTANBUL TEMSİLCİLİĞİ
TEMA ÇEVRE GÖNÜLLÜLERİYLE BİRLİKTE
TOPRAĞIMIZA SUYUMUZA GIDAMIZA
SAHİP ÇIKMA ÇALIŞMALARINA KATILIN
TOPRAĞIMIZ İÇİN, KIRSAL KALKINMA İÇİN BİRLİKTE ÇALIŞALIM
TÜRKİYE ÇÖL OLMASIN
15 Ağustos 2008 Cuma
DOĞAYI TOPLUMCA YAŞATMA ÇABASI
Araştırmacı – YazarÇevre Eğitim Danışmanı
Melek Sevıl (AKARCA) İRENGÜ
nİstanbul Üniversitesi Edebiyat Fak Arkeolojive Sanat Tarihi, Tarih ve Pedagoji Mezunu. “İstanbul Tarihi Tek Kubbeli Camiler Ve Gelişmeleri” Adlı Mimari Araştırma çalışmaları vardır. M E B Eğitim-Öğretim görevinde “Yüreği Sevgi Dolu Ideal Öğretmen” Tanımıyla İstanbul İlde Üçüncü, Kadıköy İlçede Birincilik Ödülu ile Onurlandırılmıştır.Gönüllü Sosyal Faaliyetleri ( 1992-2008) Nedeniyle Pek Çok Şilt, Takdirname Ve Teşekkürlerle Ödüllendirildi. nGönüllü Çalışmaları;T E M A- Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı İstanbul İl Temsilciliği.nİst. TEMA Gönüllü Sorumlular Koordinatörü - Kadıköy Gönüllü Temsilcisi, TEMA Vakfı Gönüllü Eğitmenliği Görevlerinde Bulundu.Eğitim Öğretim Kurumlarının Her Kademesinde Çeşitli Şirket ve Kuruluşlarda, 15 Yıldır Gönüllülükle Çevre Eğitim Hizmeti. Çeşitli Radyo - TV Programlarına Katılım Ve Sunumlar gerçekleştirdi. nSTKlar Gönüllü Eğitim DestekçisiÇağdaş, Atatürkçü, Ülkesi Ve Doğası Değerlerini Koruma Adına Bir Ömür Boyu Yaptığı Gönüllü Çalışmaları Yanında, Yazınsal Çalışmaları Yaşam Akışı İçinde Yer Almaktadır.Gazete ve Dergi, Bilişim Ortamında Toplum ve Çevre Yorum-Yazıları, Antoloji, Dergi, Mecmua, Kitap ve Bültenlerde Yazı-Şiirleri Bulunmaktadır.Çok Sevdiği Ülkesi Ve Dunya Çocukları İçin Kaleme Aldığı; “Cennet Ülke” Çevre Çocuk Kitabı- TEMA Vakfı Yayınları Arasındadır.(1995
“NLP” Düşünce Gücünü Yönetme Ağırlıklı Biyografik Özellik Taşıyan; “Gülümsemenin Dansı” Yaşam Sohbeti Yayınlanmış Kitabı(2001),TRT 2 “Başarı Öykülerinden Örnekler “ Programı Canlı YayınındaM Sevil İrengü Tanımı Yapılmışdır. Ayrıca“Çevre Eğitiminde Başarı Ve Motivasyon” “Duygusal Doku” Şiir Kitapları VardırSIZLERE EN ICTEN DUYGULARIMLA,BIR YASAM BOYU SAĞLIKLI VEBASARILARLA YUKLUCOL OLMAYANYESIL TEMIZ BIR DUNYADAÇEVRENİZ VE AİLENİZLESEVGI , MUTLULUK DOLUSÜRDÜRÜLEBİLİR BİRYASAMDILERİM.İLGİ VE PAYLAŞIMLARINIZA TEŞEKKÜRLERİMLE
Yazıyı Yayınla
document.write("\x3cinput type\x3d\x22submit\x22 id\x3d\x22publishButton-hidden\x22 name\x3d\x22publish\x22 value\x3d\x22Yaz\u0131y\u0131 Yay\u0131nla\x22 onclick\x3d\x22\x22 tabindex\x3d\x22-1\x22 style\x3d\x22position:absolute; display:block; width:0; padding:0; z-index:-1; border:none; top:-5000px; left:-5000px\x22\x3e");
document.write("\x3ca id\x3d\x22saveButton\x22 class\x3d\x22cssButton\x22 href\x3d\x22javascript:void(0)\x22 onclick\x3d\x22if (this.className.indexOf(\x26quot;ubtn-disabled\x26quot;) \x3d\x3d -1) {var e \x3d document[\x26#39;stuffform\x26#39;].saveDraft;(e.length) ? e[0].click() : e.click(); if (window.event) window.event.cancelBubble \x3d true; return false;}\x22\x3e\x3cdiv class\x3d\x22cssButtonOuter\x22\x3e\x3cdiv class\x3d\x22cssButtonMiddle\x22\x3e\x3cdiv class\x3d\x22cssButtonInner\x22\x3eTaslak olarak Kaydet\x3c/div\x3e\x3c/div\x3e\x3c/div\x3e\x3c/a\x3e");
Taslak olarak Kaydet
document.write("\x3cinput type\x3d\x22submit\x22 id\x3d\x22saveButton-hidden\x22 name\x3d\x22saveDraft\x22 value\x3d\x22Taslak olarak Kaydet\x22 onclick\x3d\x22setPostAsSubmitDraft()\x22 tabindex\x3d\x22-1\x22 style\x3d\x22position:absolute; display:block; width:0; padding:0; z-index:-1; border:none; top:-5000px; left:-5000px\x22\x3e");
_uacct="UA-18003-7";
_uanchor=1;
_ufsc=false;
urchinTracker();
_uff=0;
if (document.body &&
typeof(document.body.unselectable) != 'undefined') {
document.body.unselectable = true;
}
Melek Sevıl (AKARCA) İRENGÜ
nİstanbul Üniversitesi Edebiyat Fak Arkeolojive Sanat Tarihi, Tarih ve Pedagoji Mezunu. “İstanbul Tarihi Tek Kubbeli Camiler Ve Gelişmeleri” Adlı Mimari Araştırma çalışmaları vardır. M E B Eğitim-Öğretim görevinde “Yüreği Sevgi Dolu Ideal Öğretmen” Tanımıyla İstanbul İlde Üçüncü, Kadıköy İlçede Birincilik Ödülu ile Onurlandırılmıştır.Gönüllü Sosyal Faaliyetleri ( 1992-2008) Nedeniyle Pek Çok Şilt, Takdirname Ve Teşekkürlerle Ödüllendirildi. nGönüllü Çalışmaları;T E M A- Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı İstanbul İl Temsilciliği.nİst. TEMA Gönüllü Sorumlular Koordinatörü - Kadıköy Gönüllü Temsilcisi, TEMA Vakfı Gönüllü Eğitmenliği Görevlerinde Bulundu.Eğitim Öğretim Kurumlarının Her Kademesinde Çeşitli Şirket ve Kuruluşlarda, 15 Yıldır Gönüllülükle Çevre Eğitim Hizmeti. Çeşitli Radyo - TV Programlarına Katılım Ve Sunumlar gerçekleştirdi. nSTKlar Gönüllü Eğitim DestekçisiÇağdaş, Atatürkçü, Ülkesi Ve Doğası Değerlerini Koruma Adına Bir Ömür Boyu Yaptığı Gönüllü Çalışmaları Yanında, Yazınsal Çalışmaları Yaşam Akışı İçinde Yer Almaktadır.Gazete ve Dergi, Bilişim Ortamında Toplum ve Çevre Yorum-Yazıları, Antoloji, Dergi, Mecmua, Kitap ve Bültenlerde Yazı-Şiirleri Bulunmaktadır.Çok Sevdiği Ülkesi Ve Dunya Çocukları İçin Kaleme Aldığı; “Cennet Ülke” Çevre Çocuk Kitabı- TEMA Vakfı Yayınları Arasındadır.(1995
“NLP” Düşünce Gücünü Yönetme Ağırlıklı Biyografik Özellik Taşıyan; “Gülümsemenin Dansı” Yaşam Sohbeti Yayınlanmış Kitabı(2001),TRT 2 “Başarı Öykülerinden Örnekler “ Programı Canlı YayınındaM Sevil İrengü Tanımı Yapılmışdır. Ayrıca“Çevre Eğitiminde Başarı Ve Motivasyon” “Duygusal Doku” Şiir Kitapları VardırSIZLERE EN ICTEN DUYGULARIMLA,BIR YASAM BOYU SAĞLIKLI VEBASARILARLA YUKLUCOL OLMAYANYESIL TEMIZ BIR DUNYADAÇEVRENİZ VE AİLENİZLESEVGI , MUTLULUK DOLUSÜRDÜRÜLEBİLİR BİRYASAMDILERİM.İLGİ VE PAYLAŞIMLARINIZA TEŞEKKÜRLERİMLE
Yazıyı Yayınla
document.write("\x3cinput type\x3d\x22submit\x22 id\x3d\x22publishButton-hidden\x22 name\x3d\x22publish\x22 value\x3d\x22Yaz\u0131y\u0131 Yay\u0131nla\x22 onclick\x3d\x22\x22 tabindex\x3d\x22-1\x22 style\x3d\x22position:absolute; display:block; width:0; padding:0; z-index:-1; border:none; top:-5000px; left:-5000px\x22\x3e");
document.write("\x3ca id\x3d\x22saveButton\x22 class\x3d\x22cssButton\x22 href\x3d\x22javascript:void(0)\x22 onclick\x3d\x22if (this.className.indexOf(\x26quot;ubtn-disabled\x26quot;) \x3d\x3d -1) {var e \x3d document[\x26#39;stuffform\x26#39;].saveDraft;(e.length) ? e[0].click() : e.click(); if (window.event) window.event.cancelBubble \x3d true; return false;}\x22\x3e\x3cdiv class\x3d\x22cssButtonOuter\x22\x3e\x3cdiv class\x3d\x22cssButtonMiddle\x22\x3e\x3cdiv class\x3d\x22cssButtonInner\x22\x3eTaslak olarak Kaydet\x3c/div\x3e\x3c/div\x3e\x3c/div\x3e\x3c/a\x3e");
Taslak olarak Kaydet
document.write("\x3cinput type\x3d\x22submit\x22 id\x3d\x22saveButton-hidden\x22 name\x3d\x22saveDraft\x22 value\x3d\x22Taslak olarak Kaydet\x22 onclick\x3d\x22setPostAsSubmitDraft()\x22 tabindex\x3d\x22-1\x22 style\x3d\x22position:absolute; display:block; width:0; padding:0; z-index:-1; border:none; top:-5000px; left:-5000px\x22\x3e");
_uacct="UA-18003-7";
_uanchor=1;
_ufsc=false;
urchinTracker();
_uff=0;
if (document.body &&
typeof(document.body.unselectable) != 'undefined') {
document.body.unselectable = true;
}
ATATÜRK: TÜRKİYENİN GERÇEK SAHİBİ VE EFENDİSİ,ÜRETİCİ OLAN KÖYLÜDÜR.
"TÜRKİYE'NİN GERÇEK SAHİBİ VE EFENDİSİ, GERÇEK ÜRETİCİ OLAN KÖYLÜDÜR. Yıl: 1922
O HALDE, HERKESTEN DAHA ÇOK REFAH , MUTLULUK VE SERVETE HAKKI OLAN VE DAHA LAYIK OLAN KÖYLÜDÜR." Kaynak:Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri,C I,1945 Türk İnkılâp Tarihi Ens.S 219
MİLLETİMİZ ÇİFTÇİDİR. MİLLETİN ÇİFTÇİLİKTEKİ ÇALIŞMASINI, ÇAĞDAŞ EKONOMİK ÖNLEMLERLE EN YÜKSEK DÜZEYE ÇIKARMALIYIZ. KÖYLÜNÜN ÇALIŞMASI SONUNDA ELDE EDECEĞİ EMEK KARŞILIĞINI, ONUN KENDİ MENFAATİNE OLMAK ÜZERE YÜKSELTMEK, EKONOMİ POLİTİKAMIZIN TEMEL RUHUDUR."
GAZİ MUSTAFA KEMAL 1922 TARİHİNDE DEDİĞİ GİBİ OLMASINI,TARIMDA TÜRK ULUSUNA ÇİZDİĞİ YOL HARİTASININ ÖNEMSENMESİNİ SAĞLAMALIYIZ..,
NİÇİN BATILI ÇİFTÇİ KLALKINIRKEN TÜRK ÇİFTÇİSİ BATSIN.MUTLAKA BİZ GÖNÜLLÜLERİN KIRSAL KESİMİ BİLİNÇLENDİRME KONUSUNDA GÖNÜLLÜ ÇALIŞMALARI KATKISI OLMALIDIR.
ATATÜRK, 1937 YILINDA YAPTIĞI BİR KONUŞMADA "MEMLEKETTE TOPRAKSIZ ÇİFTÇİ BIRAKILMAMALIDIR" DEMİŞTİ. (KAYNAK: ATATÜRK'ÜN SÖYLEV VE DEMEÇLERİ, CİLT - I, 1945, TÜRK İNKILÂP TARİHİ ENSTİTÜSÜ YAYINI, SAYFA: 379;380 )
ÜLKEDE "TOPRAĞI İŞLEYEN KÖYLÜYÜ TOPRAK SAHİBİ YAPABİLMEK İÇİN" TBMM'DE YILLARCA TOPRAK REFORMU YAPILMASI İÇİN SAVAŞIM VERİLMİŞTİR. ANCAK, TARIM KENTLERİNDEN MECLİSE MİLLETVEKİLİ OLARAK GELENLERİN HEMEN HEPSİ BİRER TOPRAK AĞASI OLDUĞUNDAN, BU ÖNERİYE HİÇBİR ZAMAN SICAK BAKILMAMIŞTIR. DEVLET ARAZİLERİNİ VE TEŞVİKLERİ PATRONLAR KAPMIŞTIR!
İYİ ÇİFTÇİ YETİŞTİRDİK, ÇÜNKÜ TOPRAKLARIMIZ ÇOKTUR. İYİ ASKER YETİŞTİRDİK, ÇÜNKÜ O TOPRAKLARA KASTEDEN DÜŞMANLAR FAZLADIR...ÇİFTÇİLERİMİZİN GAYRETİYLE, MEMLEKETİMİZİN VERİMLİ TARLALA TOPRAKLARI BİRER KALKINMA KAYNAĞI OLACAKTIR. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
"DIŞA BAĞIMLILIK YATIRIMLA KIRILIR" PROF. DR. SINDIR, TÜRK TARIMININ GENELİYLE İLGİLİ ŞU UYARILARDA DA BULUNUYOR: "TARIM SEKTÖRÜNDE DOĞRU VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR TARIM POLİTİKASI OLUŞTURULMALIDIR. SÖZ KONUSU POLİTİKANIN TEMEL AMAÇLARI, AB'NİN ORTAK TARIM POLİTİKASINA BENZER BİR ŞEKİLDE;
TARIMDA VERİM ARTIŞINI SAĞLAMAK, KIRSALDA YAŞAYANLARIN YAŞAM KALİTELERİNİ İYİLEŞTİRMEK, TARIMSAL ÜRÜN VE GİRDİ PİYASALARINDA İSTİKRAR SAĞLAMAK, TARIM ÜRÜNLERİ ARZINDA SÜREKLİLİK SAĞLAMAK VE UYGUN TÜKETİCİ FİYATLARINI GARANTİLEMEK ŞEKLİNDE SIRALANABİLİR.
TARIMA AYRILAN DESTEKLEME MİKTARININ GSMH'NİN EN AZ %3'Ü OLARAK DÜZENLENMESİ GEREKLİDİR.. . ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARI YERİNE GİRDİLERDE DERİNLEŞTİRİLMEKTE OLAN DIŞA BAĞIMLILIĞI KIRAN YATIRIMLARA AĞIRLIK VERİLMELİDİR.
ÖZAL HÜKÜMETİ İLE BAŞLAYAN TARIM KONUSUNDAKİ DIŞA BAĞIMLI POLİTİKALAR, DAHA SONRA GELEN İKTİDAR ZAMANINDA DAHA DA HIZ ALMIŞ HALDE DEVAM ETMEKTEDİR.
"TÜRKİYE'DE TARIM SORUNUN TEMELİNDE ULUSAL TARIM POLİTİKASININ OLMAMASI YATMAKTADIR.TÜRKİYE'DE YILLARDIR ULUSAL BİR TARIM POLİTİKASININ OLUŞTURULMASINA İZİN VERİLMEMİŞTİR" TARIMDA TESLİMİYETÇİLİĞİN, ÖZAL DÖNEMİNDE BAŞLADIĞINI VE "DEVLET TARIMDAN ELİNİ AYAĞINI ÇEKMELİDİR" SÖZÜNÜ DE HATIRLATTI. PROF.DR.EROL MANİSALI
TÜRK ÇİFTÇİSİ, YABANCI TEKELLER İLE KARŞI KARŞIYA BIRAKILMIŞTIR.
PİYASA DA AB'NİN TARIM POLİTİKALARI EGEMENDİR"DEDİ.
HAYRIMIZA OLANI ANCAK DÜŞMAN MENEDER…
TOPLUMSAL BARIŞ TOPRAKTAN GELECEKTİR..ATATÜRK
O HALDE, HERKESTEN DAHA ÇOK REFAH , MUTLULUK VE SERVETE HAKKI OLAN VE DAHA LAYIK OLAN KÖYLÜDÜR." Kaynak:Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri,C I,1945 Türk İnkılâp Tarihi Ens.S 219
MİLLETİMİZ ÇİFTÇİDİR. MİLLETİN ÇİFTÇİLİKTEKİ ÇALIŞMASINI, ÇAĞDAŞ EKONOMİK ÖNLEMLERLE EN YÜKSEK DÜZEYE ÇIKARMALIYIZ. KÖYLÜNÜN ÇALIŞMASI SONUNDA ELDE EDECEĞİ EMEK KARŞILIĞINI, ONUN KENDİ MENFAATİNE OLMAK ÜZERE YÜKSELTMEK, EKONOMİ POLİTİKAMIZIN TEMEL RUHUDUR."
GAZİ MUSTAFA KEMAL 1922 TARİHİNDE DEDİĞİ GİBİ OLMASINI,TARIMDA TÜRK ULUSUNA ÇİZDİĞİ YOL HARİTASININ ÖNEMSENMESİNİ SAĞLAMALIYIZ..,
NİÇİN BATILI ÇİFTÇİ KLALKINIRKEN TÜRK ÇİFTÇİSİ BATSIN.MUTLAKA BİZ GÖNÜLLÜLERİN KIRSAL KESİMİ BİLİNÇLENDİRME KONUSUNDA GÖNÜLLÜ ÇALIŞMALARI KATKISI OLMALIDIR.
ATATÜRK, 1937 YILINDA YAPTIĞI BİR KONUŞMADA "MEMLEKETTE TOPRAKSIZ ÇİFTÇİ BIRAKILMAMALIDIR" DEMİŞTİ. (KAYNAK: ATATÜRK'ÜN SÖYLEV VE DEMEÇLERİ, CİLT - I, 1945, TÜRK İNKILÂP TARİHİ ENSTİTÜSÜ YAYINI, SAYFA: 379;380 )
ÜLKEDE "TOPRAĞI İŞLEYEN KÖYLÜYÜ TOPRAK SAHİBİ YAPABİLMEK İÇİN" TBMM'DE YILLARCA TOPRAK REFORMU YAPILMASI İÇİN SAVAŞIM VERİLMİŞTİR. ANCAK, TARIM KENTLERİNDEN MECLİSE MİLLETVEKİLİ OLARAK GELENLERİN HEMEN HEPSİ BİRER TOPRAK AĞASI OLDUĞUNDAN, BU ÖNERİYE HİÇBİR ZAMAN SICAK BAKILMAMIŞTIR. DEVLET ARAZİLERİNİ VE TEŞVİKLERİ PATRONLAR KAPMIŞTIR!
İYİ ÇİFTÇİ YETİŞTİRDİK, ÇÜNKÜ TOPRAKLARIMIZ ÇOKTUR. İYİ ASKER YETİŞTİRDİK, ÇÜNKÜ O TOPRAKLARA KASTEDEN DÜŞMANLAR FAZLADIR...ÇİFTÇİLERİMİZİN GAYRETİYLE, MEMLEKETİMİZİN VERİMLİ TARLALA TOPRAKLARI BİRER KALKINMA KAYNAĞI OLACAKTIR. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
"DIŞA BAĞIMLILIK YATIRIMLA KIRILIR" PROF. DR. SINDIR, TÜRK TARIMININ GENELİYLE İLGİLİ ŞU UYARILARDA DA BULUNUYOR: "TARIM SEKTÖRÜNDE DOĞRU VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR TARIM POLİTİKASI OLUŞTURULMALIDIR. SÖZ KONUSU POLİTİKANIN TEMEL AMAÇLARI, AB'NİN ORTAK TARIM POLİTİKASINA BENZER BİR ŞEKİLDE;
TARIMDA VERİM ARTIŞINI SAĞLAMAK, KIRSALDA YAŞAYANLARIN YAŞAM KALİTELERİNİ İYİLEŞTİRMEK, TARIMSAL ÜRÜN VE GİRDİ PİYASALARINDA İSTİKRAR SAĞLAMAK, TARIM ÜRÜNLERİ ARZINDA SÜREKLİLİK SAĞLAMAK VE UYGUN TÜKETİCİ FİYATLARINI GARANTİLEMEK ŞEKLİNDE SIRALANABİLİR.
TARIMA AYRILAN DESTEKLEME MİKTARININ GSMH'NİN EN AZ %3'Ü OLARAK DÜZENLENMESİ GEREKLİDİR.. . ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARI YERİNE GİRDİLERDE DERİNLEŞTİRİLMEKTE OLAN DIŞA BAĞIMLILIĞI KIRAN YATIRIMLARA AĞIRLIK VERİLMELİDİR.
ÖZAL HÜKÜMETİ İLE BAŞLAYAN TARIM KONUSUNDAKİ DIŞA BAĞIMLI POLİTİKALAR, DAHA SONRA GELEN İKTİDAR ZAMANINDA DAHA DA HIZ ALMIŞ HALDE DEVAM ETMEKTEDİR.
"TÜRKİYE'DE TARIM SORUNUN TEMELİNDE ULUSAL TARIM POLİTİKASININ OLMAMASI YATMAKTADIR.TÜRKİYE'DE YILLARDIR ULUSAL BİR TARIM POLİTİKASININ OLUŞTURULMASINA İZİN VERİLMEMİŞTİR" TARIMDA TESLİMİYETÇİLİĞİN, ÖZAL DÖNEMİNDE BAŞLADIĞINI VE "DEVLET TARIMDAN ELİNİ AYAĞINI ÇEKMELİDİR" SÖZÜNÜ DE HATIRLATTI. PROF.DR.EROL MANİSALI
TÜRK ÇİFTÇİSİ, YABANCI TEKELLER İLE KARŞI KARŞIYA BIRAKILMIŞTIR.
PİYASA DA AB'NİN TARIM POLİTİKALARI EGEMENDİR"DEDİ.
HAYRIMIZA OLANI ANCAK DÜŞMAN MENEDER…
TOPLUMSAL BARIŞ TOPRAKTAN GELECEKTİR..ATATÜRK
TOPRAK, TARIM VE GELECEĞİMİZ
TOPRAK, TARIM VE GELECEĞİMİZ
TEMA Vakfı, Küresel iklim değişikliği ve kuraklık sorununun evren ölçeğinde ve ülkemiz özelinde yoğunlukla yaşandığı bir dönemde, toprak varlığımızın korunması ve doğru yönetilmesinin çok daha yaşamsal bir zorunluluk haline geldiği görüşündedir.Bu amaçla, Türkiye genelinde 60 il ve 40 ilçeden 250 TEMA Gönüllüsü 24-25 Mayıs 2008 tarihlerinde Antalya Manavgat’ta Kumköy Oleander Otel’de “Toprak Kongresi”nde buluştu.TEMA Temsilcileri Toplantısı’nın özel gündemi olarak “Toprak Koruma ve Yönetimi” konusu ele alınmış ve bir Toprak Kongresi biçiminde düzenlenmiş bulunan toplantıda, tüm TEMA temsilci ve gönüllülerinin katılımıyla, sorun her boyutuyla tartışılarak sorgulanmıştır.
TEMA genel yönetimi, il temsilcileri, ilçe gönüllü sorumluları ve gönüllülerinin katılımcı olduğu kongrede konu, bilimsel, teknik, yönetimsel ve hukuksal yönleri ile tartışılmış, belirlenen sorunların çözümü için öneriler oluşturulmuş ve temel çözüm doğrultuları kararlaştırılmıştır: Yaşamın sürdürülebilirliğinin ön koşulu, başta toprak olmak üzere doğal varlık ve kaynakların korunmasıyla, kalkınma dengesinin kurulabilmesidir.
TEMA temsilci ve gönüllülerinin, “Toprak Kanunu” nun uygulanması gereğini, kanunu hazırlayan örgütün sorumluları bilinci ile sahiplenmeleri ve bu yönde etkinlik göstermeleri zorunluluğuyla, ve 15 yıldır TEMA Vakfı gönüllü sorumlusu olarak, kongrede sunmuş olduğum bildiri özetini sizlerle paylaşmaktayım.
***
Tarım bambaşka bir öneme sahip.Gıda krizi sessiz Tsunami gibi! Gıdada üretim, tüketimi karşılayamıyor. Tarımsal ekim ve dikim alanlarında azalma var, dolayısıyla yeterli üretim sağlanamıyor. İthal ettikçe batıyoruz! Toprakta verimsizlik; yoksulluk,yoksunluk,toplumsal huzursuzluk, yabancılaşma bir tehdit unsuru oluşturmaktadır.Ülkemizde tarım sektörü, insanların beslenmesi, istihdamı, ekonomiye katkısı ve ihracat potansiyeli bakımından büyük önem taşımaktadır.
Tarım toprakları, canlıların temel besin kaynağı olmaları açısından gıda güvenliği kavramı ortaya atılmış, bu kavram ile tarım topraklarının stratejik önemi açıklığa kavuşturulmuştur. Petrol için nasıl savaşılıyorsa, Gelecek de tarım toprakları içinde savaş olacağı söylenebilir.Stratejik işletme de toprak. 2030-2040 lı yıllardan sonra, suyun petrolden önemli olacağı hesap edilirken, toprağının önem kazanacağı anlamına da gelirken! Su akıyor biz bakıyoruz..
Kırk yıl öncesine kadar, tarım üretiminde kendisine yeten dünyanın yedi ülkesinden biri olmakla övünen ülkemiz, artık dışa bağımlı bir ülke konumunda.Buğday (ABD),mısır(Arjantin) bulgur, nohut (Meksika), susam (Sudan), fasulye (İran), mercimek (Kanada) ve ayçiçeği (Rusya ) dan alır olduk…
Tarım politikaları üretimi değil ithalatı teşvik ediyor.Dışarıda fiyatlar yükseldikçe bu maddeleri pahalı yiyeceğiz. Dışarıda kıtlık olursa, biz de aç kalacağız. Türkiye’deki gıda fiyat artışlarının arkasında da hem kuraklık hem de tarıma önem verilmeyen politikalar yatmaktadır.
Türkiye’de ekilen alanların %70’ini tahıllar oluşturmaktadır. Tahıllarda kendine yeten ülkeler arasında sayılan Türkiye, yaklaşık son 20 yıllık sürede kendi kendine yeterken; bugün bu durum değişmiş görünüyor..”1999 yılından bu yana Türkiye’de tarım politikaları dünyanın para tekelini elinde bulunduran IMF ve Dünya Bankası’nın insafına terkedilmiş durumda. Hükümet, IMF’nin politikaları talimatları ile tarımdaki tüm destekleri kaldırınca, çiftçiler yoksullaşıp üretimden vazgeçtikçe, 2 milyon hektar arazi, üretim dışına çıktı.Çünkü, üretici düşük fiyata satıyor, tüketici yüksek fiyata alıyor, aracılar ve spekülatörler ciddi kazançlar elde ediyor..Çiftçi üretimden kaçırılıyor.Birçok üründe yüksek fiyatları konuşuyoruz.Fakat son 4-5 yılda üreticinin cebine giren fiyat enflasyona rağmen değişmiyor. Mazot, gübre ve ilaç gibi girdilerin fiyatları yüzde 100 artarken üretici fiyatları ancak yüzde 10-15 artıyor
Bize, "Bizde var, sen ekip biçmekle uğraşma!" diyen, ABD ve AB gibi gelişmiş ülkelerde tarım topraklarına yalnızca ekonomik değeri yönünden bakmamakta, onun stratejik ve ekolojik bakımdan değerini de göz önünde bulundurmakta ve bu yönden tarım desteklenmektedir…
Ülkemizde ise bunun tam tersi görülmektedir tarıma yalnızca ekonomik açıdan bakılarak, tarımsal destekler giderek azaltılmakta ve tarım ekonominin yükü
olarak görülmekte.Tarım topraklarının korunması, çiftçinin desteklenmesi ülkemiz geleceği açısından çok önemlidir.Fakat kentleşme ve sanayileşme ile sanayi, turizm, organize sanayi bölgesi, konut, serbest bölge, alt yapı ve ulaşım gibi amaçlarla kullanılmaları bu değerli doğal kaynakları hızla elden çıkmaktadır. Değişen Dünyamız İçin Hayat Sigortası :
Biyoçeşitlilik ve Tarım,Kısacası Topraktır-Sudur.Toprak yoksa hayat yok.
İstanbul’da son 20 yılda tarım arazileri adeta tarım dışı amaçlı kullanımların istilasına uğramış, çeşitli yapılaşmalar nedeniyle tarımsal potansiyeli yüksek binlerce dekar arazi meskün alanlar haline gelmiştir
Ormansız beton yığınına dönen Sultanbeyli ve Sarıgazi gibi orman ve havza alanlarındaki kentsel gelişmelerin boyutu tüm İstanbul Metropoliten Alanı’nın yaşam kaynaklarını, ekonomik ilişkilerini ve toplumsal yapısını derinlemesine etkilemektedir.Ömerli Havzası´nın sadece İstanbul´un değil, dünyanın ortak zenginliğidir ve Doğal SİT Alanı" olarak koruma altına alınması gerekir.Ömerli beldesi, Ayamama deresi 1. sınıf tarım arazileri iken özellikle Ömerli havzası mutlak tarım alanıydı, fakat sonradan yapılaşmaya yenik düşmüştür Ömerli’ nin bir bölümü Riva Beykoz havzası aslında Korunması gereken sulak alandır..Göktürk beldesi alüvyon ovasıdır, yönetmeliğin korunmasına rağmen bozulmuştur
İlde kentsel nüfus içinde görülen milyonlarca insanın gerçekte kırsal bir yaşam tarzı içinde yaşadıklarını kentin sosyokültürel hizmetlerinden yararlanmadıkları görülmüştür.Kent yaşamı hakkındaki bilgilerin çoğalması İstanbul iline olan göç olgusunu arttırmıştır..Özellikle tarımsal faaliyetlerin ağırlıkta olduğu Çatalca-Silivri-Beykoz ilçelerindeki mevcut arazilerin küçük parçalar haline getirilerek, yüksek fiyatlarla alıcı bulması tarım arazilerinin amaç dışı kullanılması olarak yerleşim ve sanayi alanlarına dönüştürülmüştür. Bu aynı zamanda iş gücünün tarım dışına kaymasına da neden olmuştur.Tarla bitti,çiftçi kente yerleşti, besin de yele Kapılıp gittiğinde nereden yer içer bu kadar insan bilinir mi?İstanbul’da tarım sektörünün temel özelliklerinden biri küçük üreticilerin yaygınlığı ve arazilerin parçalanmışlığıdır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırlarına 5216 sayılı Yasa uyarınca yeni dahil olan ilk kademe belediyelerinin imar planlarının Metropol’e getirmiş olduğu yeni yerleşim alanları baskısının önüne geçilmesi gerekmektedir. Büyükçekmece Gölü’nün batısında nitelikli tarım alanlarının yer aldığı ve Metropol’ün kırsal alanlarla buluştuğu bu alt-bölgede;küçük ölçekli, genişleme alanlarının sınırlandırıldığı, toplu konutlar dan oluşan yeni yerleşmelerin kontrollü olarak gelişmesi İmar Planında esas alınmaktadır
Bu çerçevede Büyükşehir Belediyesinin hazırladığı ve kentin 20 yılını planlayan 1/100.000 lik Çevre Düzeni Planı İstanbul’un çevresinde neredeyse hiç verimli toprak bırakmıyor.Çatalca’dan Şile’ye kadar son kalan verimli arazilerde yoğun yapılaşmaya açılarak yok ediliyor. “İstanbul’un taşı toprağı altındır” sözü Şile için söylenmiştir .Silivri ve Selimpaşa’daki mera alanları konut alanı olarak planlanmış, oysa MERA KANUNUNA göre başka şekilde yararlanılamaz.Bu büyük bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yayınlardan takip ettiğimizde, uzman açıklamaları şu yönde;Barış ve Savaşın Topraktan geleceği ve bu yönde, geleneksel politikaların ötesinde, çok kapsamlı uzun vadeli projelerin geliştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Finans krizinden sonra, paraya yön veren bankalar ve çevreler, önce petrol şirketleriyle bir oyun kurdu. Enerji oyunu. Sonuçlarını görüyoruz. Ardından maden şirketleriyle aynı oyunu kurdu. Devam ediyor. Şimdi de gıda şirketleriyle büyük bir tezgah kurdu. Bu üç oyunun bedeli, bütün insanlık için çok ağır olabilir…Açlık, sosyal krizler, iç çatışmalar, ayaklanmalar, bloklaşmalar ve işgallere sebep olabilir.Ve Türkiye bu oyunu görmeli!!! Tedbirini Almalıdır…
köklü sorunlarımız var. Devletin bir tarım politikası yok. Bizde tarım “köylü” uğraşısı sanılıyor. İmkânlarımızı değerlendiremiyoruz…Akıllı davranırsak, tarım üretimini artırarak hem istihdam hem gelir sağlarız!!! Çiftçilerimizin; iç ve dış pazarlar için üretim yapar hale gelmeleri, daha iyi gelir düzeyine kavuşabilmeleri için üretim kaynaklarını Daha iyi planlama yaparak daha etkin kullanmaları gerekmektedir.
Aklın yolu birdir,arzu edilenleri sıralamak istediğimizde;
Tarıma dayalı sanayi tesislerinin kurulması,arazilerin tarım dışı kullanımın engellenmesi,Mevcut su kaynaklarının amaç dışı kullanımının engellenmesi, tarımsal kooperatiflerin yaygınlaştırılması,tarıma verilen desteğin arttırılması, tarım ve hayvancılık komplekslerinin kurularak bu bölgelerin tüm planlamalarda korunması, toprakla uğraşan üretici köylünün doğup büyüdüğü yerde yaşamını sağlıklı sürdürebilmesinin sağlanması, şehirdeki gecekondulaşmanın çözümlenmesi ve şehre göçün durması gerekmektedir.
"Milletimiz çok büyük elemler, mağlûbiyetler, facialar görmüştür. Bütün olanlardan sonra yine bu topraklarda bulunuyorsa bunun temel sebebi şundandır: Çünkü,
Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken, diğer elinde sabanla topraktan ayrılmadı. Eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı biz bugün dünya yüzünde olmayacaktık. "(Kaynak: Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt - II, 1952, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını. Sayfa: 117)
TOPRAĞIMIZA SAHİP ÇIKALIM TÜRKİYE ÇÖL OLMASIN
MELEK SEVİL İRENGÜ
TEMA İSTANBUL TEMSİLCİLİĞİ
03 06 08
TEMA Vakfı, Küresel iklim değişikliği ve kuraklık sorununun evren ölçeğinde ve ülkemiz özelinde yoğunlukla yaşandığı bir dönemde, toprak varlığımızın korunması ve doğru yönetilmesinin çok daha yaşamsal bir zorunluluk haline geldiği görüşündedir.Bu amaçla, Türkiye genelinde 60 il ve 40 ilçeden 250 TEMA Gönüllüsü 24-25 Mayıs 2008 tarihlerinde Antalya Manavgat’ta Kumköy Oleander Otel’de “Toprak Kongresi”nde buluştu.TEMA Temsilcileri Toplantısı’nın özel gündemi olarak “Toprak Koruma ve Yönetimi” konusu ele alınmış ve bir Toprak Kongresi biçiminde düzenlenmiş bulunan toplantıda, tüm TEMA temsilci ve gönüllülerinin katılımıyla, sorun her boyutuyla tartışılarak sorgulanmıştır.
TEMA genel yönetimi, il temsilcileri, ilçe gönüllü sorumluları ve gönüllülerinin katılımcı olduğu kongrede konu, bilimsel, teknik, yönetimsel ve hukuksal yönleri ile tartışılmış, belirlenen sorunların çözümü için öneriler oluşturulmuş ve temel çözüm doğrultuları kararlaştırılmıştır: Yaşamın sürdürülebilirliğinin ön koşulu, başta toprak olmak üzere doğal varlık ve kaynakların korunmasıyla, kalkınma dengesinin kurulabilmesidir.
TEMA temsilci ve gönüllülerinin, “Toprak Kanunu” nun uygulanması gereğini, kanunu hazırlayan örgütün sorumluları bilinci ile sahiplenmeleri ve bu yönde etkinlik göstermeleri zorunluluğuyla, ve 15 yıldır TEMA Vakfı gönüllü sorumlusu olarak, kongrede sunmuş olduğum bildiri özetini sizlerle paylaşmaktayım.
***
Tarım bambaşka bir öneme sahip.Gıda krizi sessiz Tsunami gibi! Gıdada üretim, tüketimi karşılayamıyor. Tarımsal ekim ve dikim alanlarında azalma var, dolayısıyla yeterli üretim sağlanamıyor. İthal ettikçe batıyoruz! Toprakta verimsizlik; yoksulluk,yoksunluk,toplumsal huzursuzluk, yabancılaşma bir tehdit unsuru oluşturmaktadır.Ülkemizde tarım sektörü, insanların beslenmesi, istihdamı, ekonomiye katkısı ve ihracat potansiyeli bakımından büyük önem taşımaktadır.
Tarım toprakları, canlıların temel besin kaynağı olmaları açısından gıda güvenliği kavramı ortaya atılmış, bu kavram ile tarım topraklarının stratejik önemi açıklığa kavuşturulmuştur. Petrol için nasıl savaşılıyorsa, Gelecek de tarım toprakları içinde savaş olacağı söylenebilir.Stratejik işletme de toprak. 2030-2040 lı yıllardan sonra, suyun petrolden önemli olacağı hesap edilirken, toprağının önem kazanacağı anlamına da gelirken! Su akıyor biz bakıyoruz..
Kırk yıl öncesine kadar, tarım üretiminde kendisine yeten dünyanın yedi ülkesinden biri olmakla övünen ülkemiz, artık dışa bağımlı bir ülke konumunda.Buğday (ABD),mısır(Arjantin) bulgur, nohut (Meksika), susam (Sudan), fasulye (İran), mercimek (Kanada) ve ayçiçeği (Rusya ) dan alır olduk…
Tarım politikaları üretimi değil ithalatı teşvik ediyor.Dışarıda fiyatlar yükseldikçe bu maddeleri pahalı yiyeceğiz. Dışarıda kıtlık olursa, biz de aç kalacağız. Türkiye’deki gıda fiyat artışlarının arkasında da hem kuraklık hem de tarıma önem verilmeyen politikalar yatmaktadır.
Türkiye’de ekilen alanların %70’ini tahıllar oluşturmaktadır. Tahıllarda kendine yeten ülkeler arasında sayılan Türkiye, yaklaşık son 20 yıllık sürede kendi kendine yeterken; bugün bu durum değişmiş görünüyor..”1999 yılından bu yana Türkiye’de tarım politikaları dünyanın para tekelini elinde bulunduran IMF ve Dünya Bankası’nın insafına terkedilmiş durumda. Hükümet, IMF’nin politikaları talimatları ile tarımdaki tüm destekleri kaldırınca, çiftçiler yoksullaşıp üretimden vazgeçtikçe, 2 milyon hektar arazi, üretim dışına çıktı.Çünkü, üretici düşük fiyata satıyor, tüketici yüksek fiyata alıyor, aracılar ve spekülatörler ciddi kazançlar elde ediyor..Çiftçi üretimden kaçırılıyor.Birçok üründe yüksek fiyatları konuşuyoruz.Fakat son 4-5 yılda üreticinin cebine giren fiyat enflasyona rağmen değişmiyor. Mazot, gübre ve ilaç gibi girdilerin fiyatları yüzde 100 artarken üretici fiyatları ancak yüzde 10-15 artıyor
Bize, "Bizde var, sen ekip biçmekle uğraşma!" diyen, ABD ve AB gibi gelişmiş ülkelerde tarım topraklarına yalnızca ekonomik değeri yönünden bakmamakta, onun stratejik ve ekolojik bakımdan değerini de göz önünde bulundurmakta ve bu yönden tarım desteklenmektedir…
Ülkemizde ise bunun tam tersi görülmektedir tarıma yalnızca ekonomik açıdan bakılarak, tarımsal destekler giderek azaltılmakta ve tarım ekonominin yükü
olarak görülmekte.Tarım topraklarının korunması, çiftçinin desteklenmesi ülkemiz geleceği açısından çok önemlidir.Fakat kentleşme ve sanayileşme ile sanayi, turizm, organize sanayi bölgesi, konut, serbest bölge, alt yapı ve ulaşım gibi amaçlarla kullanılmaları bu değerli doğal kaynakları hızla elden çıkmaktadır. Değişen Dünyamız İçin Hayat Sigortası :
Biyoçeşitlilik ve Tarım,Kısacası Topraktır-Sudur.Toprak yoksa hayat yok.
İstanbul’da son 20 yılda tarım arazileri adeta tarım dışı amaçlı kullanımların istilasına uğramış, çeşitli yapılaşmalar nedeniyle tarımsal potansiyeli yüksek binlerce dekar arazi meskün alanlar haline gelmiştir
Ormansız beton yığınına dönen Sultanbeyli ve Sarıgazi gibi orman ve havza alanlarındaki kentsel gelişmelerin boyutu tüm İstanbul Metropoliten Alanı’nın yaşam kaynaklarını, ekonomik ilişkilerini ve toplumsal yapısını derinlemesine etkilemektedir.Ömerli Havzası´nın sadece İstanbul´un değil, dünyanın ortak zenginliğidir ve Doğal SİT Alanı" olarak koruma altına alınması gerekir.Ömerli beldesi, Ayamama deresi 1. sınıf tarım arazileri iken özellikle Ömerli havzası mutlak tarım alanıydı, fakat sonradan yapılaşmaya yenik düşmüştür Ömerli’ nin bir bölümü Riva Beykoz havzası aslında Korunması gereken sulak alandır..Göktürk beldesi alüvyon ovasıdır, yönetmeliğin korunmasına rağmen bozulmuştur
İlde kentsel nüfus içinde görülen milyonlarca insanın gerçekte kırsal bir yaşam tarzı içinde yaşadıklarını kentin sosyokültürel hizmetlerinden yararlanmadıkları görülmüştür.Kent yaşamı hakkındaki bilgilerin çoğalması İstanbul iline olan göç olgusunu arttırmıştır..Özellikle tarımsal faaliyetlerin ağırlıkta olduğu Çatalca-Silivri-Beykoz ilçelerindeki mevcut arazilerin küçük parçalar haline getirilerek, yüksek fiyatlarla alıcı bulması tarım arazilerinin amaç dışı kullanılması olarak yerleşim ve sanayi alanlarına dönüştürülmüştür. Bu aynı zamanda iş gücünün tarım dışına kaymasına da neden olmuştur.Tarla bitti,çiftçi kente yerleşti, besin de yele Kapılıp gittiğinde nereden yer içer bu kadar insan bilinir mi?İstanbul’da tarım sektörünün temel özelliklerinden biri küçük üreticilerin yaygınlığı ve arazilerin parçalanmışlığıdır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırlarına 5216 sayılı Yasa uyarınca yeni dahil olan ilk kademe belediyelerinin imar planlarının Metropol’e getirmiş olduğu yeni yerleşim alanları baskısının önüne geçilmesi gerekmektedir. Büyükçekmece Gölü’nün batısında nitelikli tarım alanlarının yer aldığı ve Metropol’ün kırsal alanlarla buluştuğu bu alt-bölgede;küçük ölçekli, genişleme alanlarının sınırlandırıldığı, toplu konutlar dan oluşan yeni yerleşmelerin kontrollü olarak gelişmesi İmar Planında esas alınmaktadır
Bu çerçevede Büyükşehir Belediyesinin hazırladığı ve kentin 20 yılını planlayan 1/100.000 lik Çevre Düzeni Planı İstanbul’un çevresinde neredeyse hiç verimli toprak bırakmıyor.Çatalca’dan Şile’ye kadar son kalan verimli arazilerde yoğun yapılaşmaya açılarak yok ediliyor. “İstanbul’un taşı toprağı altındır” sözü Şile için söylenmiştir .Silivri ve Selimpaşa’daki mera alanları konut alanı olarak planlanmış, oysa MERA KANUNUNA göre başka şekilde yararlanılamaz.Bu büyük bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yayınlardan takip ettiğimizde, uzman açıklamaları şu yönde;Barış ve Savaşın Topraktan geleceği ve bu yönde, geleneksel politikaların ötesinde, çok kapsamlı uzun vadeli projelerin geliştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Finans krizinden sonra, paraya yön veren bankalar ve çevreler, önce petrol şirketleriyle bir oyun kurdu. Enerji oyunu. Sonuçlarını görüyoruz. Ardından maden şirketleriyle aynı oyunu kurdu. Devam ediyor. Şimdi de gıda şirketleriyle büyük bir tezgah kurdu. Bu üç oyunun bedeli, bütün insanlık için çok ağır olabilir…Açlık, sosyal krizler, iç çatışmalar, ayaklanmalar, bloklaşmalar ve işgallere sebep olabilir.Ve Türkiye bu oyunu görmeli!!! Tedbirini Almalıdır…
köklü sorunlarımız var. Devletin bir tarım politikası yok. Bizde tarım “köylü” uğraşısı sanılıyor. İmkânlarımızı değerlendiremiyoruz…Akıllı davranırsak, tarım üretimini artırarak hem istihdam hem gelir sağlarız!!! Çiftçilerimizin; iç ve dış pazarlar için üretim yapar hale gelmeleri, daha iyi gelir düzeyine kavuşabilmeleri için üretim kaynaklarını Daha iyi planlama yaparak daha etkin kullanmaları gerekmektedir.
Aklın yolu birdir,arzu edilenleri sıralamak istediğimizde;
Tarıma dayalı sanayi tesislerinin kurulması,arazilerin tarım dışı kullanımın engellenmesi,Mevcut su kaynaklarının amaç dışı kullanımının engellenmesi, tarımsal kooperatiflerin yaygınlaştırılması,tarıma verilen desteğin arttırılması, tarım ve hayvancılık komplekslerinin kurularak bu bölgelerin tüm planlamalarda korunması, toprakla uğraşan üretici köylünün doğup büyüdüğü yerde yaşamını sağlıklı sürdürebilmesinin sağlanması, şehirdeki gecekondulaşmanın çözümlenmesi ve şehre göçün durması gerekmektedir.
"Milletimiz çok büyük elemler, mağlûbiyetler, facialar görmüştür. Bütün olanlardan sonra yine bu topraklarda bulunuyorsa bunun temel sebebi şundandır: Çünkü,
Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken, diğer elinde sabanla topraktan ayrılmadı. Eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı biz bugün dünya yüzünde olmayacaktık. "(Kaynak: Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt - II, 1952, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını. Sayfa: 117)
TOPRAĞIMIZA SAHİP ÇIKALIM TÜRKİYE ÇÖL OLMASIN
MELEK SEVİL İRENGÜ
TEMA İSTANBUL TEMSİLCİLİĞİ
03 06 08
08 08 08 CUMA
KENT KIRSAL TANIMA TANIŞMA ÇALIŞMASI ZİYARETLERİ
TEMA Toprak gönüllüleri “Kent Kırsal Tanıma Tanışma” çalışması ekibi,
Şile Gönüllü Sorumlusu Ö.Faruk Ketenci’yi Şile Gündem Gazetesinde ziyaret etti.TEMA yayınları afiş ,broşür.üyelikler bıraktı.
ŞİLE Orman İşletme Müdürü Mehmet Öztürk’ü ziyaret ettik.Daha önce
22 Mayıs 2008 tarihinde TEMA İstanbul Temsilcimiz Güner Hn,Kadıköy Gönüllü Sorumlumuz Ümran Kocabıyıkoğlu ve Beşiktaş Gönüllü Sorumlumuz Tarhan Hn. İle birlikte ziyaretlerine gittiğimizde TEMA Vakfı ile ortak teraslama çalışması yapabiliriz demişlerdi.Bu görüşmemizde de işbirliği yapmamızın iyi olacağını yinelediler.15 sarı TEMA önlüklü gönüllü misafirleri olduk. Ziyaretimizden memnun kaldıklarını ifade ettiler. Her zaman beklediklerini ve bizi her zaman takip edin izleyin, denetleyin yaptıklarımızı görün dediler.Ortak işbirliğinde neler yapabileceklerimizi konuştuk;
Okullarla birlikte meşe palamudu toplayabiliriz.
1000 adet palamut ihtiyaçları olduğunu söyledi.
Şile Tems. Ve gönüllülerle birlikte bunu koordine edebiliriz.
Ayrıca kendi fidanlarımızı kendimiz meşe. fıstık çamı, defne , vs. üretiyoruz. Marmara bölgesine yetecek kadar elimizde fidan mevcuttur. Fidan taleplerinizi karşılayabiliriz dediler.Şile’deki çalışmalarda araç temin edecekleri belirttiler.
Şile Kaymakamı Erdoğan Ülker ziyaret edildi. Kaymakamımız daha önceki ziyaretimizde de olduğu gibi çok içten ve ilgiliyle ziyaretimiz ve Şile İlçesine verdiğimiz gönüllü destekten ötürü her birimizi kutladı ve tebriklerini belirtti.
MEB İlçe Müdürü, Kaymakam beyin yanındaydı.Her zaman birlikte projeler yürütebiliriz.Okullar açılınca görüşelim.Okullarda eğitimler düzenleyelim dediler.
520 nüfuslu Değirmen çayırı Köyü ziyaret edildi.
Ayşekadın fasulye ve patlıcan- biber yetiştiren köy kadınlarından 50 kadarı çoluk çocuk fındık toplamaya gitmişlerdi. Kahvehanede çaylarımızı içerken Yavru TEMA aday okul çocukları bize sorular yöneltti.
Siz kimsiniz? TEMA ne iş yapar?.Buraya niçin geldiniz?Köyümüzü beğendiniz mi? gibi sorular.Bizim anketten önce biz sorgulandık.Bol bol hatıra fotoğrafları çektirdik.Bahçelerinde iş gören hanımlar yanımıza geldiler.Bazı çocuklar bizi evlerine götürmek istedi.Hanımlar sorularımıza beyler cevap versin dediler.köy yaşayanları ile sohbetlerimiz oldu.Cuma cami çıkışı kahvehanede toplandılar.
Çağdaş, ilgili ve güler yüzlü Muhtar Nadir Çakır ,MEB Şehit Öğretmen Hüseyin Aydemir İlköğretim Okulu Müdürü Feridun Aksu ,Şile Gönüllü Sorumlumuz Ömer Faruk Ketenci, gönüllü arkadaşlarımız grup grup oturup, ev ev dolaşıp tanıştık,konuştuk ve yazıştık.
Maksat muhabbet olsun “KKTT” araştırmamızdaki soruların, sorunlarına ışık tuttuğunu ve yaşadıklarını bizlerle paylaşmanın mutluluğunu belirttiler.Sohbete konu olan sorulara çoğunlukla ortak cevaplar alındı. Sadece iki bey çok işleri olup vakitleri olmadığı için çalışmaya katılmadı. Sorulara alınan cevapların değerlendirmesi diğer dosyada yer almaktadır.
Sorular bittiğinde Muhtar Bey ve ailesi kendi yerinde eşinin yapmış olduğu, buz gibi ayran yanında o güzelim pazılı ve peynirli açma börekleri ikram etti.Eşi muhtar kadar güler yüzlü.Ne güzel börektir bunlar ellerinize sağlık dediğimizde;Bize içine sevgi kattım ,ondan güzel olmuştur dedi.İşte bizim kültürümüz;Güler yüz, tatlı dil ve işten gelen sevgi katılmış ikramlar.
Toplu hatıra fotoğrafları çekildi, hep beraber Şehit Öğretmen Hüseyin Aydemir İ Ö Okulu’na gittik.Okulu gezdik.Okulların açılmasına az kalmasına rağmen çok iş var okulda.Tadilat yapılmış, laboratuar, salon, sınıflar elden geçmeyi bekliyor.Bir de gönülden yardımcıları.
Teknolojinin böylesine donanımlı olduğu bir okulda görev yapmayı kim istemez! Kentden 1-2 saat uzaklıkta olmasına rağmen.
Taşımalı bir okul.Öğretmen ve öğrencileri şanslı olmalı. Çalışkan, çevreci ve en önemlisi TEMA Gönüllü Sorumlusu müdürleri var.Okul bahçesinde örtü altı sebze yetiştiriciliği yapıyorlar.Salatalık, domates, biber ve kendiliğinden çıkmış semiz otlarını topladık.
Hayatı daha kolay etmek adına hem üç beş katkı hem toprağı sahiplenme onu üretken kılmayı sürdürmek adına bir gayret.Örnek bir çalışma.Müdür beyin çalışmaları daha bitmedi;Bahçede fidanlıkları var.Tohumlarından fıstık çamları yetiştirmişler.Okul bahçesi çevresi kendilerinin diktikleri ağaçlarla çevrili.Okul girişi kırmızı ateş çiçekleri ve eflatun bacadumanı çiçekleri ile süslü.
”2008-2009 Eğitim Öğretim Yılı”TEMA ile neler yapabileceklerimizi konuştuk.
Kitap götürdük, daha da götüreceğiz,Kütüphanelerinde bir çevre bölümü oluşturabiliriz.TEMA yayın ve CD lerini verebiliriz.Çevre panosu materyali sağlarız.Şile’deki kardeş okulları ile paylaşabilirler.Onlarla ortak etkinlik düzenleriz.Okul velilerinin el emeklerinin tanıtımı ve çocuklarının okul harçlıklarını çıkartabilecekleri kermesler yapabiliriz.Dayanışma adına elimizden geldiğince yanlarında olduğumuzu ifade ettik ve okuldan ayrıldık.
Bu köy bir orman köyü,Değirmençayı kenarında kurulmuş alabalık çiftliğini görmemizi istediler.Gittik gitmesine de akmayla akmama arası bir çayla karşılaştık.Şahit olduğumuz bitti biter su kaynağı bizi çok etkiledi. Her biri ayrı renk ördekler suyun şırıltısından, kuşların cıvıltısından daha fazla ses çıkarıyordu. Üç beyaz sessiz ördek ise birbirlerinin içine girmişcesine ortalık yerde duruyor, hiç kaçmıyorlardı.
Çay kenarında salkım salkım glaburu bitkisi vardı.Küçük kırmızı kuş üzümü gibi mayhoş tatta bir bitki.Birbirimize bitkiyi tattırıyorken, gittiğimiz yerin sahipleri reçelini yaptıklarını söyledi ve bir kavanozla yanımız gelip tadına bakmamızı istediler.Kendileri için anca bir kavanoz yapılmasına rağmen ısrar ettiler. Teşekkür ettik ama tadımlık almadık.Kentte görülmesi artık çok zor bir buyurganlık sergilendi burada.Bu köyün en büyük zenginliği
Misafirperverlik kültürümüzün yaşıyor olması.
Doğal yaşamın doğal kalmış insanları ile geçirilmiş harika bir gündü.
Balık ızgara ve nefis salatanın tadına bakamazdık.Henüz börekler midemizdeydi.Başka bir gün direk gelebileceğimizi söyleyerek oradan ayrıldık. Yoldan sebzelerimizi alarak akşam yemeklerimizi planladık.
Bir saate yakın, döne döne orman içinde bir ağaç tünelini geride bırakarak, gözlerimiz yeşile doymuşluğun bayramında, domates, salatalık kokularıyla eve dönüşe geçtik.Yol boyunca çocukluğumun geçtiği yazlık bahçemizde yetiştirdiğim domatesler aklıma geldi.Çevreden topladığımız büyük baş hayvanların gübrelerinden şerbet yapar, sebze ve çiçekleri sulardık.Yediğim meyvelerin çekirdeklerinden yetiştirdiğim şeftali, vişne, erik tatlarını ağacın boyu daha benlm boyum kadarken tattım. Bahçenin giriş çardağında yedi veren güllerinin sıklığından güneş geçmiyordu. Hatta yağmurda gül sarmaşığın altına sığınıyorduk.Kuyudan su çekerdim, sesi müzik tınısı gibi gelirdi.Bahçeyi sulamak, taşları yıkamak benim görevimdi. Yağmur sularını toplardık. Gündüz kafamızı şişirmesine rağmen ağustos böceklerini yaz akşamlarında özler, dışarıda yanan lambaya çarpım düşen pırpırlara acır loşta oturmayı tercih ederdik.Kapımızın bekçisi çoban köpeğimiz, evimizin minnoşo tekirimizde bizimle komşu gezmelerine gelirdi.Bir bakardık kapıdalar nasıl da bilirlerdi nerede olduğumuzu.
Meyveyi dalında ,üzümü bağında yedik çocukluğumuzda.
Toprak kokusu almak için yağmur yağdığında dışarı fırlardık.
Bir hayli daldım galiba eski güzel doğal günlere.
Yolculuğumuzu rahatlıkla güven içinde yapmamızı sağlayan Beşiktaş Belediyesi’ne teşekkürlerimizi ilettik kaptanımıza ve tüm otobüs kendisini alkışladık.Kaptan artık ben de TEMA gönüllüsüyüm, sizin bu güzel çabalarınızı yakından görme fırsatını verdiğiniz için ben size teşekkür ederim dedi.
Bir Kırsal projenin başlangıç ayağını oluşturduk biz TEMA gönüllüleri. TEMA Şile Gönüllü Sorumlusu arkadaşımız Ömer Faruk Ketenci ve eşi Gönül Ketenci ve yönetimlerindeki TEMA gönüllü grubu ile çalışmalarımızı özveriyle sürdürmenin mutluluğunu yaşıyoruz.İyi ki varsınız.
Daha nice çalışmalara.TEMA Gönüllü çalışmalarına destek veren işbirliği yapanlara teşekkürlerimizle.
TÜRKİYE ÇÖL OLMASIN .TOPRAKLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM.
MELEK SEVİL İRENGÜ
TEMA VAKFI
İSTANBUL TEMSİLCİLİĞİ
KENT KIRSAL TANIMA TANIŞMA ÇALIŞMASI ZİYARETLERİ
TEMA Toprak gönüllüleri “Kent Kırsal Tanıma Tanışma” çalışması ekibi,
Şile Gönüllü Sorumlusu Ö.Faruk Ketenci’yi Şile Gündem Gazetesinde ziyaret etti.TEMA yayınları afiş ,broşür.üyelikler bıraktı.
ŞİLE Orman İşletme Müdürü Mehmet Öztürk’ü ziyaret ettik.Daha önce
22 Mayıs 2008 tarihinde TEMA İstanbul Temsilcimiz Güner Hn,Kadıköy Gönüllü Sorumlumuz Ümran Kocabıyıkoğlu ve Beşiktaş Gönüllü Sorumlumuz Tarhan Hn. İle birlikte ziyaretlerine gittiğimizde TEMA Vakfı ile ortak teraslama çalışması yapabiliriz demişlerdi.Bu görüşmemizde de işbirliği yapmamızın iyi olacağını yinelediler.15 sarı TEMA önlüklü gönüllü misafirleri olduk. Ziyaretimizden memnun kaldıklarını ifade ettiler. Her zaman beklediklerini ve bizi her zaman takip edin izleyin, denetleyin yaptıklarımızı görün dediler.Ortak işbirliğinde neler yapabileceklerimizi konuştuk;
Okullarla birlikte meşe palamudu toplayabiliriz.
1000 adet palamut ihtiyaçları olduğunu söyledi.
Şile Tems. Ve gönüllülerle birlikte bunu koordine edebiliriz.
Ayrıca kendi fidanlarımızı kendimiz meşe. fıstık çamı, defne , vs. üretiyoruz. Marmara bölgesine yetecek kadar elimizde fidan mevcuttur. Fidan taleplerinizi karşılayabiliriz dediler.Şile’deki çalışmalarda araç temin edecekleri belirttiler.
Şile Kaymakamı Erdoğan Ülker ziyaret edildi. Kaymakamımız daha önceki ziyaretimizde de olduğu gibi çok içten ve ilgiliyle ziyaretimiz ve Şile İlçesine verdiğimiz gönüllü destekten ötürü her birimizi kutladı ve tebriklerini belirtti.
MEB İlçe Müdürü, Kaymakam beyin yanındaydı.Her zaman birlikte projeler yürütebiliriz.Okullar açılınca görüşelim.Okullarda eğitimler düzenleyelim dediler.
520 nüfuslu Değirmen çayırı Köyü ziyaret edildi.
Ayşekadın fasulye ve patlıcan- biber yetiştiren köy kadınlarından 50 kadarı çoluk çocuk fındık toplamaya gitmişlerdi. Kahvehanede çaylarımızı içerken Yavru TEMA aday okul çocukları bize sorular yöneltti.
Siz kimsiniz? TEMA ne iş yapar?.Buraya niçin geldiniz?Köyümüzü beğendiniz mi? gibi sorular.Bizim anketten önce biz sorgulandık.Bol bol hatıra fotoğrafları çektirdik.Bahçelerinde iş gören hanımlar yanımıza geldiler.Bazı çocuklar bizi evlerine götürmek istedi.Hanımlar sorularımıza beyler cevap versin dediler.köy yaşayanları ile sohbetlerimiz oldu.Cuma cami çıkışı kahvehanede toplandılar.
Çağdaş, ilgili ve güler yüzlü Muhtar Nadir Çakır ,MEB Şehit Öğretmen Hüseyin Aydemir İlköğretim Okulu Müdürü Feridun Aksu ,Şile Gönüllü Sorumlumuz Ömer Faruk Ketenci, gönüllü arkadaşlarımız grup grup oturup, ev ev dolaşıp tanıştık,konuştuk ve yazıştık.
Maksat muhabbet olsun “KKTT” araştırmamızdaki soruların, sorunlarına ışık tuttuğunu ve yaşadıklarını bizlerle paylaşmanın mutluluğunu belirttiler.Sohbete konu olan sorulara çoğunlukla ortak cevaplar alındı. Sadece iki bey çok işleri olup vakitleri olmadığı için çalışmaya katılmadı. Sorulara alınan cevapların değerlendirmesi diğer dosyada yer almaktadır.
Sorular bittiğinde Muhtar Bey ve ailesi kendi yerinde eşinin yapmış olduğu, buz gibi ayran yanında o güzelim pazılı ve peynirli açma börekleri ikram etti.Eşi muhtar kadar güler yüzlü.Ne güzel börektir bunlar ellerinize sağlık dediğimizde;Bize içine sevgi kattım ,ondan güzel olmuştur dedi.İşte bizim kültürümüz;Güler yüz, tatlı dil ve işten gelen sevgi katılmış ikramlar.
Toplu hatıra fotoğrafları çekildi, hep beraber Şehit Öğretmen Hüseyin Aydemir İ Ö Okulu’na gittik.Okulu gezdik.Okulların açılmasına az kalmasına rağmen çok iş var okulda.Tadilat yapılmış, laboratuar, salon, sınıflar elden geçmeyi bekliyor.Bir de gönülden yardımcıları.
Teknolojinin böylesine donanımlı olduğu bir okulda görev yapmayı kim istemez! Kentden 1-2 saat uzaklıkta olmasına rağmen.
Taşımalı bir okul.Öğretmen ve öğrencileri şanslı olmalı. Çalışkan, çevreci ve en önemlisi TEMA Gönüllü Sorumlusu müdürleri var.Okul bahçesinde örtü altı sebze yetiştiriciliği yapıyorlar.Salatalık, domates, biber ve kendiliğinden çıkmış semiz otlarını topladık.
Hayatı daha kolay etmek adına hem üç beş katkı hem toprağı sahiplenme onu üretken kılmayı sürdürmek adına bir gayret.Örnek bir çalışma.Müdür beyin çalışmaları daha bitmedi;Bahçede fidanlıkları var.Tohumlarından fıstık çamları yetiştirmişler.Okul bahçesi çevresi kendilerinin diktikleri ağaçlarla çevrili.Okul girişi kırmızı ateş çiçekleri ve eflatun bacadumanı çiçekleri ile süslü.
”2008-2009 Eğitim Öğretim Yılı”TEMA ile neler yapabileceklerimizi konuştuk.
Kitap götürdük, daha da götüreceğiz,Kütüphanelerinde bir çevre bölümü oluşturabiliriz.TEMA yayın ve CD lerini verebiliriz.Çevre panosu materyali sağlarız.Şile’deki kardeş okulları ile paylaşabilirler.Onlarla ortak etkinlik düzenleriz.Okul velilerinin el emeklerinin tanıtımı ve çocuklarının okul harçlıklarını çıkartabilecekleri kermesler yapabiliriz.Dayanışma adına elimizden geldiğince yanlarında olduğumuzu ifade ettik ve okuldan ayrıldık.
Bu köy bir orman köyü,Değirmençayı kenarında kurulmuş alabalık çiftliğini görmemizi istediler.Gittik gitmesine de akmayla akmama arası bir çayla karşılaştık.Şahit olduğumuz bitti biter su kaynağı bizi çok etkiledi. Her biri ayrı renk ördekler suyun şırıltısından, kuşların cıvıltısından daha fazla ses çıkarıyordu. Üç beyaz sessiz ördek ise birbirlerinin içine girmişcesine ortalık yerde duruyor, hiç kaçmıyorlardı.
Çay kenarında salkım salkım glaburu bitkisi vardı.Küçük kırmızı kuş üzümü gibi mayhoş tatta bir bitki.Birbirimize bitkiyi tattırıyorken, gittiğimiz yerin sahipleri reçelini yaptıklarını söyledi ve bir kavanozla yanımız gelip tadına bakmamızı istediler.Kendileri için anca bir kavanoz yapılmasına rağmen ısrar ettiler. Teşekkür ettik ama tadımlık almadık.Kentte görülmesi artık çok zor bir buyurganlık sergilendi burada.Bu köyün en büyük zenginliği
Misafirperverlik kültürümüzün yaşıyor olması.
Doğal yaşamın doğal kalmış insanları ile geçirilmiş harika bir gündü.
Balık ızgara ve nefis salatanın tadına bakamazdık.Henüz börekler midemizdeydi.Başka bir gün direk gelebileceğimizi söyleyerek oradan ayrıldık. Yoldan sebzelerimizi alarak akşam yemeklerimizi planladık.
Bir saate yakın, döne döne orman içinde bir ağaç tünelini geride bırakarak, gözlerimiz yeşile doymuşluğun bayramında, domates, salatalık kokularıyla eve dönüşe geçtik.Yol boyunca çocukluğumun geçtiği yazlık bahçemizde yetiştirdiğim domatesler aklıma geldi.Çevreden topladığımız büyük baş hayvanların gübrelerinden şerbet yapar, sebze ve çiçekleri sulardık.Yediğim meyvelerin çekirdeklerinden yetiştirdiğim şeftali, vişne, erik tatlarını ağacın boyu daha benlm boyum kadarken tattım. Bahçenin giriş çardağında yedi veren güllerinin sıklığından güneş geçmiyordu. Hatta yağmurda gül sarmaşığın altına sığınıyorduk.Kuyudan su çekerdim, sesi müzik tınısı gibi gelirdi.Bahçeyi sulamak, taşları yıkamak benim görevimdi. Yağmur sularını toplardık. Gündüz kafamızı şişirmesine rağmen ağustos böceklerini yaz akşamlarında özler, dışarıda yanan lambaya çarpım düşen pırpırlara acır loşta oturmayı tercih ederdik.Kapımızın bekçisi çoban köpeğimiz, evimizin minnoşo tekirimizde bizimle komşu gezmelerine gelirdi.Bir bakardık kapıdalar nasıl da bilirlerdi nerede olduğumuzu.
Meyveyi dalında ,üzümü bağında yedik çocukluğumuzda.
Toprak kokusu almak için yağmur yağdığında dışarı fırlardık.
Bir hayli daldım galiba eski güzel doğal günlere.
Yolculuğumuzu rahatlıkla güven içinde yapmamızı sağlayan Beşiktaş Belediyesi’ne teşekkürlerimizi ilettik kaptanımıza ve tüm otobüs kendisini alkışladık.Kaptan artık ben de TEMA gönüllüsüyüm, sizin bu güzel çabalarınızı yakından görme fırsatını verdiğiniz için ben size teşekkür ederim dedi.
Bir Kırsal projenin başlangıç ayağını oluşturduk biz TEMA gönüllüleri. TEMA Şile Gönüllü Sorumlusu arkadaşımız Ömer Faruk Ketenci ve eşi Gönül Ketenci ve yönetimlerindeki TEMA gönüllü grubu ile çalışmalarımızı özveriyle sürdürmenin mutluluğunu yaşıyoruz.İyi ki varsınız.
Daha nice çalışmalara.TEMA Gönüllü çalışmalarına destek veren işbirliği yapanlara teşekkürlerimizle.
TÜRKİYE ÇÖL OLMASIN .TOPRAKLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM.
MELEK SEVİL İRENGÜ
TEMA VAKFI
İSTANBUL TEMSİLCİLİĞİ
TEMA TOPRAK GÖNÜLLÜLERİNİN,TOPRAĞI İŞLEYEN ÜRETİCİYLE SOHBETİ
TTKK ÇALIŞMA 1 PROJE ÖN GÖRÜŞMESİ 22 05 2008
TTKK ÇALIŞMA 2 TANIMA TANIŞMA 08 08 2008
TTKK ÇALIŞMA 3 SOHBET SONUCU İNTİBALAR 09 08 2008
TTKK ÇALIŞMA 4 OKULLARIN AÇILMASI SONRASI ÇALIŞMALAR EYLÜL 2008
TEMA TOPRAKGÖNÜLLÜLERİNİN , TOPRAĞI İŞLEYEN ÜRETİCİYLE SOHBET İNTİBALARI ;
"Türkiye'nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür.
O halde, herkesten daha çok refah , mutluluk ve servete hakkı olan ve
daha layık olan köylüdür." Çiftçi sayısının çok olması sayesinde yaşıyoruz. Bütün yaşananlardan sonra yine bu topraklarda bulunuyorsak, bunun temel sebebi şundandır: çünkü Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken, diğer elindeki sabanla topraktan ayrılmadı. eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı biz bugün dünya yüzünde olmayacaktık.
yıl:1922 kaynak: Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri,C ı,1945,Türk İnkılâp Tarihi Enst.yayını,
Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki çalışmasını, çağdaş ekonomik önlemlerle en yüksek düzeye çıkarmalıyız. Köylünün çalışması sonunda elde edeceği emek karşılığını, onun kendi menfaatine olmak üzere yükseltmek, ekonomi politikamızın temel ruhudur."Gazi Mustafa Kemal 1922 tarihinde dediği gibi olmasını,tarımda Türk ulusuna çizdiği yol haritasının önemsenmesini sağlamalıyız..Niçin batılı çiftçi kalkınırken, Türk çiftçisi neden zorlansın ki.
Mutlaka biz TEMA gönüllülerinin, kırsal kesimi bilinçlendirme konusunda gönüllü çalışmalarla yaşantılarında pozitif bir gelişmeyi sağlayan katkılarımız olmalıdır.
Kırsal alanda bilgi temelli daha iyi neler yapabiliriz konusunda aydınlanmayı istedik. Sohbetimize konu olanlar bizlere ışık tutsun hatta en önemlisi kırsal kent yaşamı yakınlığı oluşsun istedik.
Köyleri ve geçimlerini sağladıkları toprakla ilgili pek çok konuyu konuşmak üzere. toprak emektarı çiftçiyle yakından tanışmayı, kırsal kesimle toprak konusunu paylaşmayı amaçladık, köylerine gittik, tanıştık, Merhaba dedik birbirimize sevgiyle ve birlikte sohbete başladık. sosyo ekonomik çevresel verileri paylaştık ve beklentilerine olumlu katkı sağlamayı hedefledik. Arzuladık ki bilinçlenme sonrasında olumlu bir tutum geliştirilsin, toprakla ilgilenmenin, besin üreticisi olmanın önemi kavransın ve toprakla ilgi ve bilgilerinde süreklik kazanılsın.
TEMA VAKFI İstanbul gönüllü sorumluları ekibi Kentten köye tanışma, toprağı konuşma, karşılaşmasında, Şile Değirmen çayırı köy sakinleri ile sohbetimizde biz de çok şey öğrendik.
Şile Değirmençayı Köyü doğal kaynaklarını bilen , toprağından, suyundan kuyusundan, çeşmesinden bilinçli faydalanan, onlara tahrip edici davranmayan, “Toprağı korumalı ve doğru kullanmalıyız” sözüne katılan çiftçi; kendi öz yakınlarının huyu gibi, toprağı tanıyor,Bizim de sadık yarimiz kara topraktır diyorlar.Toprağın önemini kavramışlar, erozyonu biliyor fakat henüz TEMA Vakfı’ nı tanımayanlar var.
Toprağa sesine kulak veriyorlar. Çatlamışsa su istiyor, toz olup uçuşuyorsa bitkisizlik, kuraklık, (rüzgar erozyonu)eğer toprağa ihtiyacından çok su verirse toprağın üstünün beyazlaştığını yanı tuzlandığını, ürünü yetiştirmiyorsa gübre
Vermesi gerektiğini anlıyor.Çiftçinin toprakla arası iyi de sorun başka…
“Tarım bir milletin açlık-tokluk meselesi,hürriyet meselesidir“sözüne doğrudur diyor. Ama kim duyuyor.
Tarım sektöründe ciddi sorunlar ve gerilemelerin yaşandığına katılıyor,
Tarlada toprakta ve mutfakta yangın var ama gene de, çiftçilik dışı işimiz de olsa toprakla ilgimizi sürdürürüz.Doğal gübre oluştururuz. Tohumların kendi topladıklarımız da var.Bir tarladan alıp diğerine ekiyoruz, dışarıdan aldığımız tohumlar daha çok tabi.Gübre de kullanıyoruz.Gübresiz olmaz…
Topraktaki sorunlar için mazot , kükürt, DDT ölçülü kullanıyoruz.
Ekolojik tarımla ilgileniyoruz, yeni başladık ama aynı zamanda her ikisiyle de ilgileniyoruz.
geleneksel yani standart babadan kalma ve modern tarım ikisine de kullanıyoruz. Hangi çeşit ürünü yetiştireceğinize kararımız;genellikle senede bir değiştiririz. denemeyle yaparız .
Seçtiğiniz ürünü yetiştirmek konusunda araştırma yapıyor, bilgi alıyor fakat , teknik babadan – tohum araştırılıyor.
Genelde bu civarda ekilen ürün bugday , arpa , yulaf, mısır, domates, fasuyle , biber .
Harman umut değil. Ürün satışından memnun değiliz.Pazarlama güçlüğünüz var .
Ürününüzün yeterli gelir getirmediğini düşünüyorlar.Çünkü herkes aynı ürünü üretince satılmıyor .
Ürünü pahalıya üretiyor değiliz fakat alıcı yok . ulaşım sıkıntısı yaşıyoruz . Yaptığınız işle ilgili maliyet hesabı yapıyoruz.
İşletmecilik konularında yeterli bilgi alamıyoruz, almak isteriz.
Köyümüzde alternatif gelir getirici faaliyetler var .Hanımlarımız genç kızları ilgilendiği halıcılık , şile bezi , nakış el işi ağırlıkta .
Toprak analizi yaptırmıyoruz. Karşılaştığınız bitki hastalıkları var.Doğal Mücadele yollarını kısmi biliyoruz. hastalıklar özelikle sebze ve meyve de böcek . Tarla ve bahçelerinizde kimyasal gübreleme zirai ilaçlama var.Tarlamızı nadasa bırakıyoruz.Ama anız yakmıyoruz. Köyümüzde erozyona uğramış topraklar var
Hayvancılıkla uğraşıyoruz. inek koyun keçi . büyük baş ve küçük baş
yetiştiriyoruz .Ahır yapmada sorun var.Zorlanıyoruz.
Otları yığarak gübre yapıyoruz . dedi fakat biz slajı yani hayvan besinini (turşu) sormuştuk.Meralarınız otlatmaya elverişliymiş.
Tavukçuluktan memnun değiller sorunları çok.
Keneye karşı tedbirleri biliyorlar zararlı kene yok diyorlar.Köyümüzde bilinçsiz sulama var . kuraklık var . su az, dere kurudu , topluca yağmur duasına çıkmamışlar.
Su ihtiyacını yer altı sularından , motorla dereden su çekerek
sağlıyorlar.(Derede çok az su vardı.)
Yer altı su kaynağını, kullanıyorlar. Suyu test etmişler.
İçme suyu ve sulama suyunuzu eskiye göre miktar ve kalite bakımından yetersiz.Salma sulama yapıyorlar.Damlama sulamayı, ya da yağmurlama tabir ettikleri sulamayı seralarda kullanıyorlar. Su depolama alanları yok. Kent ve köy birleştirilirse neleri ister neleri istemezdiniz? Sorumuza cevaplar ilginçti.Kent pek de cazip gelmiyordu onlara.Doğrudur bizde kısa bir sürede olsa bu sağlıklı yaşamdan nasibimizi aldık.Biz de oralarda yaşamak isterdik. sakin doğal ortam, bahçe içi az katlı sakin evler, dinlence-bağ bahçe-orman, temiz hava, bol yeşillik alan, kaynak suyu, bildik taze sebze meyve, süt, alış veriş yerleri bol, toprakla ilgilenmenin ayrıcalığı yanında kent yaşamı bir olabilir mi?
Sosyal güvence olarak “Çiftçi Bağkuru” var. çiftçiliğin gerçek bir meslek olduğu, bunun ancak eğitim öğretimle kazanılabileceğine katılıyorlar.
kredi katı kullanıyoruz, borçlarımız var. Çiftçinin zor şartlar altında yaşam mücadelesi verdiği, olumsuz şartlarda traktörüne mazot alamadığı, tohum, gübre alamadığı, çay içecek parası bile olmadığı doğrudur.
Geçim sıkıntısı nedeniyle traktörünü satmak zorunda kalan oldu.diyorlar.
Yüzde yüz zam gören gübreden, mazotun pahalanmasından şikâyetçiyiz.
En büyük sıkıntımızdır. Mazot desteği sadece evden tarlaya gidecek kadar. daha tarlada istiyorlar. Tarımsal teşvik çok yetersiz .Köyde ipotekli arazi var, kredi kullananlarda var .
köyünüzün çiftçileri arasında mesleki çıkarlarını koruyabilecek ölçüde örgütlü işbirliği yok .Olmasını isteriz. köyün ihtiyacı olan tarımsal bilgiye, teknolojiye, yeni olan tüm gelişmelere talepte bulunuyoruz.
hangi bölgelerde hangi ürünler ekilecek belirlenip verilen teşvik ve destek
çok yetersiz ve düşük oranda diyorlar.
Muhtar beye yönelttiğimiz yaşadığınız yerdeki nüfus yoğunluğunda azalma ya da çoğalma var mı? Sorusuna, azalma var dedi.
Köyümüzde eğitim seviyesi çok olandan aza doğru; ilköğretim , lise, yüksekokuldur. Sağlık ocakları var . doktorları yok.İstekleri var.
Örtü altı besin yetiştiriciliği var seracılık yapıyor çiçek yetiştiriyorlar.
Köyümüzde tarımcı, ormancı, zoolog, veteriner, avukat desteği isteriz.
Teknik personel ödemeleri yok . Çiftçi kayıt sistemi var.
Miras hukuku nedeniyle bölünen tarım alanlarında tarımsal anlamda düzenleme şart.Bu konuda geniş bilgi isteriz.
Köy ağaçlandırma var fakat erozyonla mücadele programlarınız yok.
Toprağı koruma, teraslama yapılması için girişimlerimiz yok.
Köylere hizmet götürme birliğinden yararlanmaya yeni başlayacağız.
köyü güzelleştirme derneğimiz yok. köy kooperatifiniz vardı kapandı.
köy yerleşim planlarımız var.köyünüzde kadastro çalışmaları kısmen yapılırdı.ama ihtiyaç var. zilliyetli satılmış alanlar nadir.köyümüzde kanalizasyon sistemi var.eskiden toprak mahsulleri ofisi (tmo) vardı, çiftçinin tahılını alırdı. tekel vardı tütününü alırdı. et kombinaları vardı, çiftçinin yetiştirdiği hayvanları alırdı. şimdi bunların hiçbiri yok, devlet desteği kalktı. çiftçi tüccara teslim edildi. eski günleri arıyoruz.köyümüzde toprakla çalışan iş gücünde azalma var. köyümüzden kente göç edenler var ama . düşük sayıda .köy işletmelerinin kurulması, kırsal sanayi merkezlerinin oluşturulması ve sonuçta köylünün sosyal ve ekonomik yönden kalkındırılması için çözüm bulamıyoruz
"Milli ekonominin temeli ziraattır”
ATATÜRK
Koordine Eden Ve Hazırlayan
Melek Sevil İrengü
TEMA Vakfı
İstanbul Temsilci Yardımcısı
TEMA İstanbul Gönüllü Temsilcisi Güner Açıksöz,
KÖY TANIMA TANIŞMA YARDIMLAŞMA PROJESİ
TEMA VAKFI ŞİLE İLÇESİ G.S
TEMA VAKFI KADIKÖY İLÇE G.S
TEMA VAKFI GÖZTEPE G.S
TEMA VAKFI BOSTANCI G.S
TEMA VAKFI ERENKÖY G.S
TEMA VAKFI SAHRAYI CEDİD MH. G.S
TEMA VAKFI ÜMRANİYE İLÇE G.S
katılımlarıyla sürdürülmektedir.
TTKK ÇALIŞMA 2 TANIMA TANIŞMA 08 08 2008
TTKK ÇALIŞMA 3 SOHBET SONUCU İNTİBALAR 09 08 2008
TTKK ÇALIŞMA 4 OKULLARIN AÇILMASI SONRASI ÇALIŞMALAR EYLÜL 2008
TEMA TOPRAKGÖNÜLLÜLERİNİN , TOPRAĞI İŞLEYEN ÜRETİCİYLE SOHBET İNTİBALARI ;
"Türkiye'nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür.
O halde, herkesten daha çok refah , mutluluk ve servete hakkı olan ve
daha layık olan köylüdür." Çiftçi sayısının çok olması sayesinde yaşıyoruz. Bütün yaşananlardan sonra yine bu topraklarda bulunuyorsak, bunun temel sebebi şundandır: çünkü Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken, diğer elindeki sabanla topraktan ayrılmadı. eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı biz bugün dünya yüzünde olmayacaktık.
yıl:1922 kaynak: Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri,C ı,1945,Türk İnkılâp Tarihi Enst.yayını,
Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki çalışmasını, çağdaş ekonomik önlemlerle en yüksek düzeye çıkarmalıyız. Köylünün çalışması sonunda elde edeceği emek karşılığını, onun kendi menfaatine olmak üzere yükseltmek, ekonomi politikamızın temel ruhudur."Gazi Mustafa Kemal 1922 tarihinde dediği gibi olmasını,tarımda Türk ulusuna çizdiği yol haritasının önemsenmesini sağlamalıyız..Niçin batılı çiftçi kalkınırken, Türk çiftçisi neden zorlansın ki.
Mutlaka biz TEMA gönüllülerinin, kırsal kesimi bilinçlendirme konusunda gönüllü çalışmalarla yaşantılarında pozitif bir gelişmeyi sağlayan katkılarımız olmalıdır.
Kırsal alanda bilgi temelli daha iyi neler yapabiliriz konusunda aydınlanmayı istedik. Sohbetimize konu olanlar bizlere ışık tutsun hatta en önemlisi kırsal kent yaşamı yakınlığı oluşsun istedik.
Köyleri ve geçimlerini sağladıkları toprakla ilgili pek çok konuyu konuşmak üzere. toprak emektarı çiftçiyle yakından tanışmayı, kırsal kesimle toprak konusunu paylaşmayı amaçladık, köylerine gittik, tanıştık, Merhaba dedik birbirimize sevgiyle ve birlikte sohbete başladık. sosyo ekonomik çevresel verileri paylaştık ve beklentilerine olumlu katkı sağlamayı hedefledik. Arzuladık ki bilinçlenme sonrasında olumlu bir tutum geliştirilsin, toprakla ilgilenmenin, besin üreticisi olmanın önemi kavransın ve toprakla ilgi ve bilgilerinde süreklik kazanılsın.
TEMA VAKFI İstanbul gönüllü sorumluları ekibi Kentten köye tanışma, toprağı konuşma, karşılaşmasında, Şile Değirmen çayırı köy sakinleri ile sohbetimizde biz de çok şey öğrendik.
Şile Değirmençayı Köyü doğal kaynaklarını bilen , toprağından, suyundan kuyusundan, çeşmesinden bilinçli faydalanan, onlara tahrip edici davranmayan, “Toprağı korumalı ve doğru kullanmalıyız” sözüne katılan çiftçi; kendi öz yakınlarının huyu gibi, toprağı tanıyor,Bizim de sadık yarimiz kara topraktır diyorlar.Toprağın önemini kavramışlar, erozyonu biliyor fakat henüz TEMA Vakfı’ nı tanımayanlar var.
Toprağa sesine kulak veriyorlar. Çatlamışsa su istiyor, toz olup uçuşuyorsa bitkisizlik, kuraklık, (rüzgar erozyonu)eğer toprağa ihtiyacından çok su verirse toprağın üstünün beyazlaştığını yanı tuzlandığını, ürünü yetiştirmiyorsa gübre
Vermesi gerektiğini anlıyor.Çiftçinin toprakla arası iyi de sorun başka…
“Tarım bir milletin açlık-tokluk meselesi,hürriyet meselesidir“sözüne doğrudur diyor. Ama kim duyuyor.
Tarım sektöründe ciddi sorunlar ve gerilemelerin yaşandığına katılıyor,
Tarlada toprakta ve mutfakta yangın var ama gene de, çiftçilik dışı işimiz de olsa toprakla ilgimizi sürdürürüz.Doğal gübre oluştururuz. Tohumların kendi topladıklarımız da var.Bir tarladan alıp diğerine ekiyoruz, dışarıdan aldığımız tohumlar daha çok tabi.Gübre de kullanıyoruz.Gübresiz olmaz…
Topraktaki sorunlar için mazot , kükürt, DDT ölçülü kullanıyoruz.
Ekolojik tarımla ilgileniyoruz, yeni başladık ama aynı zamanda her ikisiyle de ilgileniyoruz.
geleneksel yani standart babadan kalma ve modern tarım ikisine de kullanıyoruz. Hangi çeşit ürünü yetiştireceğinize kararımız;genellikle senede bir değiştiririz. denemeyle yaparız .
Seçtiğiniz ürünü yetiştirmek konusunda araştırma yapıyor, bilgi alıyor fakat , teknik babadan – tohum araştırılıyor.
Genelde bu civarda ekilen ürün bugday , arpa , yulaf, mısır, domates, fasuyle , biber .
Harman umut değil. Ürün satışından memnun değiliz.Pazarlama güçlüğünüz var .
Ürününüzün yeterli gelir getirmediğini düşünüyorlar.Çünkü herkes aynı ürünü üretince satılmıyor .
Ürünü pahalıya üretiyor değiliz fakat alıcı yok . ulaşım sıkıntısı yaşıyoruz . Yaptığınız işle ilgili maliyet hesabı yapıyoruz.
İşletmecilik konularında yeterli bilgi alamıyoruz, almak isteriz.
Köyümüzde alternatif gelir getirici faaliyetler var .Hanımlarımız genç kızları ilgilendiği halıcılık , şile bezi , nakış el işi ağırlıkta .
Toprak analizi yaptırmıyoruz. Karşılaştığınız bitki hastalıkları var.Doğal Mücadele yollarını kısmi biliyoruz. hastalıklar özelikle sebze ve meyve de böcek . Tarla ve bahçelerinizde kimyasal gübreleme zirai ilaçlama var.Tarlamızı nadasa bırakıyoruz.Ama anız yakmıyoruz. Köyümüzde erozyona uğramış topraklar var
Hayvancılıkla uğraşıyoruz. inek koyun keçi . büyük baş ve küçük baş
yetiştiriyoruz .Ahır yapmada sorun var.Zorlanıyoruz.
Otları yığarak gübre yapıyoruz . dedi fakat biz slajı yani hayvan besinini (turşu) sormuştuk.Meralarınız otlatmaya elverişliymiş.
Tavukçuluktan memnun değiller sorunları çok.
Keneye karşı tedbirleri biliyorlar zararlı kene yok diyorlar.Köyümüzde bilinçsiz sulama var . kuraklık var . su az, dere kurudu , topluca yağmur duasına çıkmamışlar.
Su ihtiyacını yer altı sularından , motorla dereden su çekerek
sağlıyorlar.(Derede çok az su vardı.)
Yer altı su kaynağını, kullanıyorlar. Suyu test etmişler.
İçme suyu ve sulama suyunuzu eskiye göre miktar ve kalite bakımından yetersiz.Salma sulama yapıyorlar.Damlama sulamayı, ya da yağmurlama tabir ettikleri sulamayı seralarda kullanıyorlar. Su depolama alanları yok. Kent ve köy birleştirilirse neleri ister neleri istemezdiniz? Sorumuza cevaplar ilginçti.Kent pek de cazip gelmiyordu onlara.Doğrudur bizde kısa bir sürede olsa bu sağlıklı yaşamdan nasibimizi aldık.Biz de oralarda yaşamak isterdik. sakin doğal ortam, bahçe içi az katlı sakin evler, dinlence-bağ bahçe-orman, temiz hava, bol yeşillik alan, kaynak suyu, bildik taze sebze meyve, süt, alış veriş yerleri bol, toprakla ilgilenmenin ayrıcalığı yanında kent yaşamı bir olabilir mi?
Sosyal güvence olarak “Çiftçi Bağkuru” var. çiftçiliğin gerçek bir meslek olduğu, bunun ancak eğitim öğretimle kazanılabileceğine katılıyorlar.
kredi katı kullanıyoruz, borçlarımız var. Çiftçinin zor şartlar altında yaşam mücadelesi verdiği, olumsuz şartlarda traktörüne mazot alamadığı, tohum, gübre alamadığı, çay içecek parası bile olmadığı doğrudur.
Geçim sıkıntısı nedeniyle traktörünü satmak zorunda kalan oldu.diyorlar.
Yüzde yüz zam gören gübreden, mazotun pahalanmasından şikâyetçiyiz.
En büyük sıkıntımızdır. Mazot desteği sadece evden tarlaya gidecek kadar. daha tarlada istiyorlar. Tarımsal teşvik çok yetersiz .Köyde ipotekli arazi var, kredi kullananlarda var .
köyünüzün çiftçileri arasında mesleki çıkarlarını koruyabilecek ölçüde örgütlü işbirliği yok .Olmasını isteriz. köyün ihtiyacı olan tarımsal bilgiye, teknolojiye, yeni olan tüm gelişmelere talepte bulunuyoruz.
hangi bölgelerde hangi ürünler ekilecek belirlenip verilen teşvik ve destek
çok yetersiz ve düşük oranda diyorlar.
Muhtar beye yönelttiğimiz yaşadığınız yerdeki nüfus yoğunluğunda azalma ya da çoğalma var mı? Sorusuna, azalma var dedi.
Köyümüzde eğitim seviyesi çok olandan aza doğru; ilköğretim , lise, yüksekokuldur. Sağlık ocakları var . doktorları yok.İstekleri var.
Örtü altı besin yetiştiriciliği var seracılık yapıyor çiçek yetiştiriyorlar.
Köyümüzde tarımcı, ormancı, zoolog, veteriner, avukat desteği isteriz.
Teknik personel ödemeleri yok . Çiftçi kayıt sistemi var.
Miras hukuku nedeniyle bölünen tarım alanlarında tarımsal anlamda düzenleme şart.Bu konuda geniş bilgi isteriz.
Köy ağaçlandırma var fakat erozyonla mücadele programlarınız yok.
Toprağı koruma, teraslama yapılması için girişimlerimiz yok.
Köylere hizmet götürme birliğinden yararlanmaya yeni başlayacağız.
köyü güzelleştirme derneğimiz yok. köy kooperatifiniz vardı kapandı.
köy yerleşim planlarımız var.köyünüzde kadastro çalışmaları kısmen yapılırdı.ama ihtiyaç var. zilliyetli satılmış alanlar nadir.köyümüzde kanalizasyon sistemi var.eskiden toprak mahsulleri ofisi (tmo) vardı, çiftçinin tahılını alırdı. tekel vardı tütününü alırdı. et kombinaları vardı, çiftçinin yetiştirdiği hayvanları alırdı. şimdi bunların hiçbiri yok, devlet desteği kalktı. çiftçi tüccara teslim edildi. eski günleri arıyoruz.köyümüzde toprakla çalışan iş gücünde azalma var. köyümüzden kente göç edenler var ama . düşük sayıda .köy işletmelerinin kurulması, kırsal sanayi merkezlerinin oluşturulması ve sonuçta köylünün sosyal ve ekonomik yönden kalkındırılması için çözüm bulamıyoruz
"Milli ekonominin temeli ziraattır”
ATATÜRK
Koordine Eden Ve Hazırlayan
Melek Sevil İrengü
TEMA Vakfı
İstanbul Temsilci Yardımcısı
TEMA İstanbul Gönüllü Temsilcisi Güner Açıksöz,
KÖY TANIMA TANIŞMA YARDIMLAŞMA PROJESİ
TEMA VAKFI ŞİLE İLÇESİ G.S
TEMA VAKFI KADIKÖY İLÇE G.S
TEMA VAKFI GÖZTEPE G.S
TEMA VAKFI BOSTANCI G.S
TEMA VAKFI ERENKÖY G.S
TEMA VAKFI SAHRAYI CEDİD MH. G.S
TEMA VAKFI ÜMRANİYE İLÇE G.S
katılımlarıyla sürdürülmektedir.
KENTTEN KÖYE TANIŞMA, TOPRAĞI KONUŞMA, KARŞILAŞMASI KKTTKK
UYGULAMA ALANI; ŞİLE DEĞİRMEN ÇAYIRI
UYGULAYACAK EKİP,TEMA VAKFI İSTANBUL GÖNÜLLÜ SORUMLULARI
Amaçlanan;
Toprak emektarı çiftçiyle yakından tanışmak,kırsal kesimle toprak konusunu paylaşmak,.
Köyü tanımak,sosyo ekonomik çevresel verileri paylaşmak,yaşamsal katkı sağlamak
Hedeflenen;
Bilinçlenme sonrasında olumlu bir tutum geliştirilmesi,
Toprakla ilgilenme öneminin kavraması ve işte süreklik kazanımı.
Sonuç,
Anket değerlendirmeleri biz gönüllüleri ,kırsal alanda bilgi temelli daha iyi neler yapabiliriz konusunda aydınlatacak ve bizlere ışık tutacaktır.En önemlisi kırsal kent yaşamı birlikteliği oluşacaktır..
Çiftçi zihniyeti ve ilkel üretim metotlarını terk ederek çağdaş çiftçiliğe dönüşümü isteyecektir.
"Türkiye'nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür.
O halde, herkesten daha çok refah , mutluluk ve servete
hakkı olan ve daha layık olan köylüdür." Yıl: 1922 Kaynak:
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt - I, 1945, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını, Sayfa:219
----------------------------------------------------------------
MERHABA NASILSINIZ? SİZLERLE,
YAŞADIĞINIZ YER VE GEÇİMİNİZİ SAĞLADIĞINIZ TOPRAKLA İLGİLİ
SORULAR VE CEVAPLARLA SOHBET EDEBİLİR MİYİZ?
KABUL ETTİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ.
1-TEMA TÜRKİYE EROZYONLA MÜCADELE VE AĞAÇLANDIRMA VAKFI’NI TANIYOR MUSUNUZ?
“TOPRAGINA SAHİP ÇIK.TOPRAK YOKSA AŞ YOK,SU YOK,YAŞAM YOK-TÜRKİYE ÇÖL OLMASIN.”
DİYEREK ÜLKESİNİN TOPRAKLARINA VE DOĞASINA GÖNÜLLÜ HİZMET EDEN GÖNÜLLÜLERİZ BİZ.
SOFRAMIZA GELENLERİN EMEKTARLARI, TOPRAKLA UĞRAŞAN SİZLERE TEŞEKKÜRE GELDİK.
ORTAK YAŞAM DOSTUMUZ TOPRAĞIN SORUNLARINI BİRLİKTEKONUŞMAYA VARMISINIZ?
2-NÜFUS ÇOĞALDIKÇA GIDA İHTİYACI NEDENİYLE TOPRAKLARA BASKI VE PROBLEMLER ARTIYOR,
TOPLUMSAL BARIŞ TOPRAKTAN GELECEKTİR.TOPRAĞI TANIMALI,KORUMALI VE DOĞRU KULLANMALIYIZ?
BUNA KATILIYOR MUSUNUZ?
3-DOĞAL KAYNAKLARINIZI YETERİ KADAR TANIYOR VE FAYDALANABİLİYOR MUSUNUZ?
4-BAŞTATOPRAĞIMIZ VE DİĞER DOĞAL KAYNAKLAR ÜZERİNDE BİLGİSİZLİK VE BİLİNÇSİZLİKTEN KAYNAKLANAN TAHRİP EDİCİ YOĞUN BASKI, MERA ALANINDA OT VERİMİNİN AZALMASINA VE YOK ORMAN ALANLARINDA SAHA VE SERVET AZALMASINA NEDEN OLUYOR MU?
5-ÜNLÜ OZAN VEYSEL:” BENİM YARİM KARA TOPRAKTIR” DER SİZ TOPRAĞI NASIL GÖRÜYORSUNUZ?
6-TOPRAĞI NE KADAR TANIYORSUNUZ?TOPRAĞI İŞLEMENİN TOPLUMSAL ÖNEMİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?
7-TOPRAĞA KULAK VERİR MİSİNİZ ? DİLİNDEN ANLAR MISINIZ?SİZE HANGİ HALLERDE NE DER?
8-ÇATLAMIŞSA, TOZ OLUP UÇUŞUYORSA,TUZLANMIŞSA, ÜRÜNÜ YETİŞTİRMİYORSA,NE DÜŞÜNÜRSÜNÜZ?
9-TARIM BİR MİLLETİN AÇLIK-TOKLUK MESELESİ,HÜRRİYET MESELESİDİR“SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
10-BEREKETLİ TOPRAKLARDA AÇ SUSUZLAR MI VAR? MUTFAKTA,VE TOPRAKTA BEREKET YOK MU?
11-İŞLEDİĞİNİZ TOPRAK KENDİNİZİN Mİ? TARLADA VE MUTFAKTA YANGIN VAR MI?
12-TARIM SEKTÖRÜNDE CİDDİ SORUNLAR VE GERİLEMELERİN YAŞANDIĞIN KATILIYOR MUSUNUZ?
13-ÇİFTÇİLİK DIŞI İŞİNİZ DE OLSA TOPRAKLA İLGİNİZİ SÜRDÜRÜR MÜSÜNÜZ?
14-DOĞAL TARIM İÇİN ŞARTLAR NEDİR? DOĞAL GÜBRE OLUŞTURUYOR MUSUNUZ,NASIL?
15-TOPRAKLARINIZDA HORMONLU GÜBRE VE HORMONLU TOHUM KULLANIYOR MUSUNUZ?
16-TOHUMU NASIL ELDE EDİYORSUNUZ?NEREDEN SATIN ALIYORSUNUZ?
17-TOPRAKTAKİ SORUNLAR İÇİN, DOĞAL YÖNTEMLERLE MÜCADELE ETTİNİZ Mİ?NELER MESELA?
18-EKOLOJİK TARIMLA İLGİLENİYOR MUSUNUZ?
19-GELENEKSEL YANİ STANDART BABADAN KALMA TARIM MI YOKSA MODERN TARIM MI YAPYIĞINIZ?
20-HANGİ ÇEŞİT ÜRÜNÜ YETİŞTİRECEĞİNİZE NASIL KARAR VERİYORSUNUZ?
21-SEÇTİĞİNİZ ÜRÜNÜ YETİŞTİRMEK KONUSUNDA ARAŞTIRMA YAPIYOR ,BİLGİ ALIYOR MUSUNUZ?
YOKSA BABADAN GELME ALIŞKANLIKLAR MI AĞIR BASIYOR?
22-GENEL DE BU CİVARDA EKİLEN ÜRÜN NEDİR?ÜRÜNÜ TEKELLEŞMİŞ KİŞİLERE SATMAK ZORUNDAMISIN?
23-HARMAN UMUT MU? ÜRÜN SATIŞINDAN MEMNUN MUSUNUZ? PAZARLAMA GÜÇLÜĞÜNÜZ VAR MI?
24-ÜRÜNÜNÜZÜN YETERLİ GELİR GETİRMEDİĞİNİ Mİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ? SİZCE SEBEPLERİ NEDİR?
25-ÜRÜNÜ PAHALLIYA ÜRETİYOR OLABİLİR MİSİNİZ?DAHA UCUZ ÜRETME YOLLARI ARADINIZ MI?
26-YAPTIĞINIZ İŞLE İLGİLİ MALİYET HESABI YAPIYOR MUSUNUZ?
27-İŞLETMECİLİK KONULARINDA BİLGİ ALIYOR MUSUNUZ,İSTERMİYDİNİZ?
28-KÖYÜNÜZDE ALTERNATİF GELİR GETİRİCİ FAALİYETLER VAR MI? BUNLAR NELERDİR?
29-TOPRAK ANALİZİ YAPTIRIYOR VE ÜRÜNÜNÜZÜ ONA GÖRE Mİ SEÇİYORSUNUZ?
(Topraklarımızda bitkilerin faydalanacağı 0-40 cm de olması gereken organik madde %5 miktardan
%1 miktara füşmüştür.)
30-KARŞILAŞTIĞINIZ BİTKİ HASTALIKLARI VAR MI? DOĞAL MÜCADELE YOLLARINI BİLİYOR MUSUNUZ?
31-TARLA-BAHÇALERİNİZDE KİMYASAL GÜBRELEME- ZİRAİİ İLAÇLAMA VAR MI?
32-TARLANIZI NADASA BIRAKIYOR MUSUNUZ?
33-ANIZ YAKIYOR MUSUNUZ?
34-KÖYÜNÜZDE EROZYONA UĞRAMIŞ TOPRAKLAR VAR MI? NEDENİ NEDİR? (İNŞAAT, YOL YAPIMI VS.)
35-HAYVANCILIKLA UĞRAŞIYOR MUSUNUZ? HANGİ HAYVANLARI YETİŞTİRİYORSUNUZ?
36-AHIR YAPMAKDA ŞARTLAR NEDİR? ZORLANDIĞINIZ OLUYOR MU?
37-SLAJ YAPMAYI BİLİYOR MUSUNUZ?
38-MERALARINIZ OTLATMAYA ELVERİŞLİ Mİ? OTLATMA TAKVİMİNE UYUYOR MUSUNUZ?
39-TAVUKÇULUKTAN MEMNUN MUSUNUZ?
40-KENEYE KARŞI TEDBİRLERİNİZ NELERDİR?KENE NEDEN ÇOĞALDI?
41-KURAKLIK GELİYOR. SUYU NEREDEN BULACAKSINIZ.SU KONUSUNDA NELER YAPABİLİRSİNİZ?
42-TASARRUF ÖNLEMLERİNİ UYGULUYOR MUSUNUZ?
43-KURAKLIK HALİNDE, TOPLUCA YAĞMUR DUASINA ÇIKIYOR MUSUNUZ?
44-SU İHTİYACINIZI NASIL SAĞLIYORSUNUZ?
45-YER ALTI KAYNAĞI MI , DERE SUYUMU KULLANIYORSUNUZ? SUYUNUZU TEST ETTİNİZ Mİ?
46-İÇME SUYU VE SULAMA SUYUNUZ, ESKİYE GÖRE MİKTAR VE KALİTE BAKIMINDAN NE DURUMDA?
47-NE ÇEŞİT SULAMA YAPIYORSUNUZ?
48-DAMLAMA SULAMANIN FAYDALARINDAN YARARLANIYOR MUSUNUZ?
49-SU DEPOLAMA ALANLARINIZ VARMI?
50-KENT VE KÖY BİRLEŞTİRİLSE, NELERİ İSTER,NELERİ İSTEMEZDİNİZ?
KENT KÖY
EĞİTİM VE İŞ VS.İMKANLARI EĞİTİM VE İŞ İMKANSIZLIKLARI
BACA,EGZOZ GAZLI HAVA TEMİZ HAVA
AZ YEŞİLLİK ALAN ,ŞİŞE SUYU BOL YEŞİLLİK ALAN,KAYNAK SUYU
NEREDEN NASIL GELMİŞ BEKLEMİŞ SEBZE MEYVE,SÜT BİLDİK TAZE SEBZE MEYVE,SÜT
ŞEHİR GÜRÜLTÜSÜ SAKİN DOĞAL ORTAM
EĞLENCE SİNEMA TİYATRO DİNLENCE-BAĞ BAHÇE-ORMAN
GENİŞ ÇEVRE KISITLI ÇEVRE
BOL ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ KISITLI ALIŞ VERİŞ YERLERİ
ÇOK KATLI KALABALIK APARTMANLAR BAHÇE İÇİ AZ KATLI SAKİN EVLER
UĞRAŞACAK TOPRAK BULAMAMA TOPRAKLA İLGİLENMENİN AYRICALIĞI
51-SİZ BU SIRALANAN ÖZELLİKLERE BAŞKA NELER EKLEMEK İSTERDİNİZ?
52-SSK, BAĞKUR VS. SOSYAL GÜVENCENİZ VAR MI?
53-ÖĞRENİM DURUMUNUZ NEDİR?
54-ÇİFTÇİLİĞİN GERÇEK BİR MESLEK OLDUĞU, BUNUN ANCAK EĞİTİM-ÖĞRETİMLE KAZANILABİLECEĞİNE KATILIYOR MUSUNUZ?
55-KREDİ KART KULLANIYOR MUSUNUZ? BORCUNUZ VAR MI?
KREDİ İÇİN BİR YIĞIN KEFİL VE TARLA TEMİNATI İSTENMESİ NE GİBİ ZORLUK YARATIYOR ?
56-ÇİFTÇİNİN ZOR ŞARTLAR ALTINDA YAŞAM MÜCADELESİ VERDİĞİ, OLUMSUZ ŞARTLARDA TRAKTÖRÜNE MAZOT ALAMADIĞI, TOHUM GÜBRE ALAMADIĞI, KAHVEHANEYE GİDİP ÇAY İÇECEK PARASI BİLE OLMADIĞI DOĞRU MU?
57-GEÇİM SIKINTISI NEDENİ İLE ,TRAKTÖRÜNÜ SATMAK ZORUNDA KALAN OLDU MU?
58-YÜZDE YÜZ ZAM GÖREN GÜBREDEN,MAZOTUN PAHALANMASINDAN ŞİKAYETÇİMİSİNİZ?
59-MAZOT DESTEĞİ SADECE EVDEN TARLAYA GİDECEK KADAR OLDUĞUNA KATILIYOR MUSUNUZ?
60-TARIMSAL TGEŞVİK ALIYOR MUSUNUZ?
61-KÖYÜNÜZDE İPOTEKLİ ARAZİ VAR MI?
62-KÖYÜNÜZÜN ÇİFTÇİLERİ ARASINDA MESLEKİ ÇIKARLARINI KORUYABİLECEK ÖLÇÜDE ÖRGÜTLÜ İŞBİRLİĞİ VAR MI?
63-KÖYÜN İHTİYACI OLAN TARIMSAL BİLGİYE, TEKNOLOJİYE, YENİ OLAN TÜM GELİŞMELERE TALEPDE BULUNUYOR MUSUNUZ?
64-HANGİ BÖLGELERDE HANGİ ÜRÜNLER EKİLECEK BELİRLENİP TEŞVİK VE DESTEK VERİLİYOR MU?
65-"MAKİNESİZ ZİRAAT OLMAZ. EL EMEĞİ GÜÇTÜR. BİRLEŞİNİZ. BİRLİKLERLE MAKİNE ALIRSINIZ."
(kaynak: Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt - ıı, 1952,Türk İnkılâp Tarihi Enst.yayını, sayfa: 209)
66-ÇİFTÇİ SAYISININ ÇOK OLMASI SAYESİNDE YAŞIYORUZ BÜTÜN YAŞANANLARDAN SONRA YİNE BU TOPRAKLARDA BULUNUYORSAK BUNUN TEMEL SEBEBİ ŞUNDANDIR: ÇÜNKÜ TÜRK ÇİFTÇİSİ BİR ELİYLE KILICINI KULLANIRKEN, DİĞER ELİNDEKİ SABANLA TOPRAKTAN AYRILMADI. EĞER MİLLETİMİZİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU ÇİFTÇİ OLMASAYDI BİZ BUGÜN DÜNYA YÜZÜNDE OLMAYACAKTIK. "(Kaynak: Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt - II, 1952, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını. Sayfa: 117)
MUHTARA YÖNELTİLECEK;
67-YAŞADIĞINIZ YERDEKİ NÜFUS YOĞUNLUĞUNDA AZALMA VEYA ÇOĞALMA VAR MI?
68-KÖYÜNÜZDE EĞİTİM SEVİYESİ ORANI NASIL? ÇOK OLANDAN AZA DOĞRU SIRALAR MISINIZ?
A)OKUMA YAZMA BİLEN - B)BİLMİYEN- C)İLKÖĞRETİM- D) LİSE- E) YÜKSEK OKUL
69-EĞİTİM,SAĞLIK VE ULAŞIMLA İLGİLİ (OKUL,OCAK, YOL,OTOBÜS,DURAK VS ) İSTEKLERİNİZ VAR MI?
70-KÖYÜNÜZDE;SERACILIK,ARICILIK,ÇİFTÇİLİK,HALICILIK,EL SANATLARI.DİKİŞ NAKIŞ,
OKUMA-YAZMA,DİL ÖĞRENİMİ,BİLGİSAYAR,MÜZİK KURSLARI AÇMA ÇALIŞMALARINIZ VAR MI?
71-ÖNCELİKLİ TALEPLER NELERDİR?
72-KÖYÜNÜZDE;TARIMCI, ORMANCI,ZOOLOG,VETERİNER ,AVUKAT DESTEĞİ İSTER MİSİNİZ?
73-TEKNİK PERSONEL , DESTEKLEME ÖDEMELERİ VE ÇİFTÇİ KAYIT SİSTEMİ VAR MI?
74-MİRAS HUKUKU NEDENİYLE BÖLÜNEN TARIM ALANLARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
75-KÖY AĞAÇLANDIRMA VE EROZYONLA MÜCADELE PROGRAMLARINIZ VAR MI?
76-TOPRAĞI KORUMA -TERASLAMA YAPILMASI İÇİN GİRİŞİMLERİNİZ VAR MI?
77-KÖYLERE HİZMET GÖTÜRME BİRLİĞİNDEN NASIL YARARLANIYORSUNUZ?
78-KÖYÜ GÜZELLEŞTİRME DERNEĞİNİZ VAR MI?KÖYÜNÜZ İÇİN NELER YAPMAYI DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
79-KÖY KOOPERATİFLERİNİZ VAR MI?
80-KÖY YERLEŞİM PLANLARINIZ VAR MI?
81-KÖYÜNÜZDE KADASTRO ÇALIŞMALARI YAPILDI MI?
82-ZİLLİYETLİ SATILMIŞ ALANLAR VAR MI?
83- KÖYÜNÜZDE KANALİZASYON SİSTEMİ VAR MI?
84-ESKİDEN TORAK MAHSULLERİ OFİSİ (TMO) VARDI, ÇİFTÇİNİN TAHILINI ALIRDI. TEKEL VARDI TÜTÜNÜNÜ ALIRDI. ET KOMBİNALARI VARDI, ÇİFTÇİNİN YETİŞTİRDİĞİ HAYVANLARI ALIRDI. ŞİMDİ BUNLARIN HİÇ BİRİ YOK. DEVLET DESTEĞİ KALKTI. ÇİFTÇİ TÜCCARA TESLİM EDİLDİ.ESKİ GÜNLERİ ARIYOR MUSUNUZ?
85-KÖYÜNÜZDE TOPRAKLA ÇALIŞAN İŞ GÜCÜNDE AZALMA VAR MI?
86KÖYÜNÜZDEN KENTE GÖÇ EDENLER OLDU MU? ( BAŞKA İŞ –BAŞKA YER GÖÇ-EĞİTİM VS.)
87-KÖY İŞLETMELERİNİN KURULMASI, KIRSAL SANAYİ MERKEZLERİNİN OLUŞTURULMASI VE SONUÇTA KÖYLÜNÜN SOSYAL VE EKONOMİK YÖNDEN KALKINDIRILMASI İÇİN ÇALIŞMALAR VAR MI?
88-"MİLLİ EKONOMİNİN TEMELİ ZİRAATTIR” ATATÜRK
UYGULAYACAK EKİP KOORDİNE EDEN
TEMA VAKFI ŞİLE İLÇESİ GS Başkanlığında
TEMA VAKFI KADIKÖY İLÇE GS
TEMA VAKFI GÖZTEPE GS TEMA VAKFI
TEMA VAKFI BOSTANCI GS
TEMA VAKFI ERENKÖY GS
TEMA vakfı KIZILTOPRAK GS.
TEMA VAKFI SAHRAYI CEDİD MH. GS
TEMA VAKFI ÜMRANİYE İLÇE GS
TEMA VAKFI ÇEKMEKÖY GS
TEMA VAKFI SARIGAZİ İLÇE GS
TEMA VAKFI UĞUR MUMCU MH. GS
TEMA VAKFI PENDİK İLÇE GS
TEMA VAKFI K.ÇEKMECE GS
TEMA VAKFI BEŞİKTAŞ GS
HAZIRLAYAN
TEMA VAKFI İSTANBUL TEMSİLCİ YARD. İSTANBUL TEMSİLCİSİ
UYGULAYACAK EKİP,TEMA VAKFI İSTANBUL GÖNÜLLÜ SORUMLULARI
Amaçlanan;
Toprak emektarı çiftçiyle yakından tanışmak,kırsal kesimle toprak konusunu paylaşmak,.
Köyü tanımak,sosyo ekonomik çevresel verileri paylaşmak,yaşamsal katkı sağlamak
Hedeflenen;
Bilinçlenme sonrasında olumlu bir tutum geliştirilmesi,
Toprakla ilgilenme öneminin kavraması ve işte süreklik kazanımı.
Sonuç,
Anket değerlendirmeleri biz gönüllüleri ,kırsal alanda bilgi temelli daha iyi neler yapabiliriz konusunda aydınlatacak ve bizlere ışık tutacaktır.En önemlisi kırsal kent yaşamı birlikteliği oluşacaktır..
Çiftçi zihniyeti ve ilkel üretim metotlarını terk ederek çağdaş çiftçiliğe dönüşümü isteyecektir.
"Türkiye'nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür.
O halde, herkesten daha çok refah , mutluluk ve servete
hakkı olan ve daha layık olan köylüdür." Yıl: 1922 Kaynak:
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt - I, 1945, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını, Sayfa:219
----------------------------------------------------------------
MERHABA NASILSINIZ? SİZLERLE,
YAŞADIĞINIZ YER VE GEÇİMİNİZİ SAĞLADIĞINIZ TOPRAKLA İLGİLİ
SORULAR VE CEVAPLARLA SOHBET EDEBİLİR MİYİZ?
KABUL ETTİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ.
1-TEMA TÜRKİYE EROZYONLA MÜCADELE VE AĞAÇLANDIRMA VAKFI’NI TANIYOR MUSUNUZ?
“TOPRAGINA SAHİP ÇIK.TOPRAK YOKSA AŞ YOK,SU YOK,YAŞAM YOK-TÜRKİYE ÇÖL OLMASIN.”
DİYEREK ÜLKESİNİN TOPRAKLARINA VE DOĞASINA GÖNÜLLÜ HİZMET EDEN GÖNÜLLÜLERİZ BİZ.
SOFRAMIZA GELENLERİN EMEKTARLARI, TOPRAKLA UĞRAŞAN SİZLERE TEŞEKKÜRE GELDİK.
ORTAK YAŞAM DOSTUMUZ TOPRAĞIN SORUNLARINI BİRLİKTEKONUŞMAYA VARMISINIZ?
2-NÜFUS ÇOĞALDIKÇA GIDA İHTİYACI NEDENİYLE TOPRAKLARA BASKI VE PROBLEMLER ARTIYOR,
TOPLUMSAL BARIŞ TOPRAKTAN GELECEKTİR.TOPRAĞI TANIMALI,KORUMALI VE DOĞRU KULLANMALIYIZ?
BUNA KATILIYOR MUSUNUZ?
3-DOĞAL KAYNAKLARINIZI YETERİ KADAR TANIYOR VE FAYDALANABİLİYOR MUSUNUZ?
4-BAŞTATOPRAĞIMIZ VE DİĞER DOĞAL KAYNAKLAR ÜZERİNDE BİLGİSİZLİK VE BİLİNÇSİZLİKTEN KAYNAKLANAN TAHRİP EDİCİ YOĞUN BASKI, MERA ALANINDA OT VERİMİNİN AZALMASINA VE YOK ORMAN ALANLARINDA SAHA VE SERVET AZALMASINA NEDEN OLUYOR MU?
5-ÜNLÜ OZAN VEYSEL:” BENİM YARİM KARA TOPRAKTIR” DER SİZ TOPRAĞI NASIL GÖRÜYORSUNUZ?
6-TOPRAĞI NE KADAR TANIYORSUNUZ?TOPRAĞI İŞLEMENİN TOPLUMSAL ÖNEMİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?
7-TOPRAĞA KULAK VERİR MİSİNİZ ? DİLİNDEN ANLAR MISINIZ?SİZE HANGİ HALLERDE NE DER?
8-ÇATLAMIŞSA, TOZ OLUP UÇUŞUYORSA,TUZLANMIŞSA, ÜRÜNÜ YETİŞTİRMİYORSA,NE DÜŞÜNÜRSÜNÜZ?
9-TARIM BİR MİLLETİN AÇLIK-TOKLUK MESELESİ,HÜRRİYET MESELESİDİR“SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
10-BEREKETLİ TOPRAKLARDA AÇ SUSUZLAR MI VAR? MUTFAKTA,VE TOPRAKTA BEREKET YOK MU?
11-İŞLEDİĞİNİZ TOPRAK KENDİNİZİN Mİ? TARLADA VE MUTFAKTA YANGIN VAR MI?
12-TARIM SEKTÖRÜNDE CİDDİ SORUNLAR VE GERİLEMELERİN YAŞANDIĞIN KATILIYOR MUSUNUZ?
13-ÇİFTÇİLİK DIŞI İŞİNİZ DE OLSA TOPRAKLA İLGİNİZİ SÜRDÜRÜR MÜSÜNÜZ?
14-DOĞAL TARIM İÇİN ŞARTLAR NEDİR? DOĞAL GÜBRE OLUŞTURUYOR MUSUNUZ,NASIL?
15-TOPRAKLARINIZDA HORMONLU GÜBRE VE HORMONLU TOHUM KULLANIYOR MUSUNUZ?
16-TOHUMU NASIL ELDE EDİYORSUNUZ?NEREDEN SATIN ALIYORSUNUZ?
17-TOPRAKTAKİ SORUNLAR İÇİN, DOĞAL YÖNTEMLERLE MÜCADELE ETTİNİZ Mİ?NELER MESELA?
18-EKOLOJİK TARIMLA İLGİLENİYOR MUSUNUZ?
19-GELENEKSEL YANİ STANDART BABADAN KALMA TARIM MI YOKSA MODERN TARIM MI YAPYIĞINIZ?
20-HANGİ ÇEŞİT ÜRÜNÜ YETİŞTİRECEĞİNİZE NASIL KARAR VERİYORSUNUZ?
21-SEÇTİĞİNİZ ÜRÜNÜ YETİŞTİRMEK KONUSUNDA ARAŞTIRMA YAPIYOR ,BİLGİ ALIYOR MUSUNUZ?
YOKSA BABADAN GELME ALIŞKANLIKLAR MI AĞIR BASIYOR?
22-GENEL DE BU CİVARDA EKİLEN ÜRÜN NEDİR?ÜRÜNÜ TEKELLEŞMİŞ KİŞİLERE SATMAK ZORUNDAMISIN?
23-HARMAN UMUT MU? ÜRÜN SATIŞINDAN MEMNUN MUSUNUZ? PAZARLAMA GÜÇLÜĞÜNÜZ VAR MI?
24-ÜRÜNÜNÜZÜN YETERLİ GELİR GETİRMEDİĞİNİ Mİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ? SİZCE SEBEPLERİ NEDİR?
25-ÜRÜNÜ PAHALLIYA ÜRETİYOR OLABİLİR MİSİNİZ?DAHA UCUZ ÜRETME YOLLARI ARADINIZ MI?
26-YAPTIĞINIZ İŞLE İLGİLİ MALİYET HESABI YAPIYOR MUSUNUZ?
27-İŞLETMECİLİK KONULARINDA BİLGİ ALIYOR MUSUNUZ,İSTERMİYDİNİZ?
28-KÖYÜNÜZDE ALTERNATİF GELİR GETİRİCİ FAALİYETLER VAR MI? BUNLAR NELERDİR?
29-TOPRAK ANALİZİ YAPTIRIYOR VE ÜRÜNÜNÜZÜ ONA GÖRE Mİ SEÇİYORSUNUZ?
(Topraklarımızda bitkilerin faydalanacağı 0-40 cm de olması gereken organik madde %5 miktardan
%1 miktara füşmüştür.)
30-KARŞILAŞTIĞINIZ BİTKİ HASTALIKLARI VAR MI? DOĞAL MÜCADELE YOLLARINI BİLİYOR MUSUNUZ?
31-TARLA-BAHÇALERİNİZDE KİMYASAL GÜBRELEME- ZİRAİİ İLAÇLAMA VAR MI?
32-TARLANIZI NADASA BIRAKIYOR MUSUNUZ?
33-ANIZ YAKIYOR MUSUNUZ?
34-KÖYÜNÜZDE EROZYONA UĞRAMIŞ TOPRAKLAR VAR MI? NEDENİ NEDİR? (İNŞAAT, YOL YAPIMI VS.)
35-HAYVANCILIKLA UĞRAŞIYOR MUSUNUZ? HANGİ HAYVANLARI YETİŞTİRİYORSUNUZ?
36-AHIR YAPMAKDA ŞARTLAR NEDİR? ZORLANDIĞINIZ OLUYOR MU?
37-SLAJ YAPMAYI BİLİYOR MUSUNUZ?
38-MERALARINIZ OTLATMAYA ELVERİŞLİ Mİ? OTLATMA TAKVİMİNE UYUYOR MUSUNUZ?
39-TAVUKÇULUKTAN MEMNUN MUSUNUZ?
40-KENEYE KARŞI TEDBİRLERİNİZ NELERDİR?KENE NEDEN ÇOĞALDI?
41-KURAKLIK GELİYOR. SUYU NEREDEN BULACAKSINIZ.SU KONUSUNDA NELER YAPABİLİRSİNİZ?
42-TASARRUF ÖNLEMLERİNİ UYGULUYOR MUSUNUZ?
43-KURAKLIK HALİNDE, TOPLUCA YAĞMUR DUASINA ÇIKIYOR MUSUNUZ?
44-SU İHTİYACINIZI NASIL SAĞLIYORSUNUZ?
45-YER ALTI KAYNAĞI MI , DERE SUYUMU KULLANIYORSUNUZ? SUYUNUZU TEST ETTİNİZ Mİ?
46-İÇME SUYU VE SULAMA SUYUNUZ, ESKİYE GÖRE MİKTAR VE KALİTE BAKIMINDAN NE DURUMDA?
47-NE ÇEŞİT SULAMA YAPIYORSUNUZ?
48-DAMLAMA SULAMANIN FAYDALARINDAN YARARLANIYOR MUSUNUZ?
49-SU DEPOLAMA ALANLARINIZ VARMI?
50-KENT VE KÖY BİRLEŞTİRİLSE, NELERİ İSTER,NELERİ İSTEMEZDİNİZ?
KENT KÖY
EĞİTİM VE İŞ VS.İMKANLARI EĞİTİM VE İŞ İMKANSIZLIKLARI
BACA,EGZOZ GAZLI HAVA TEMİZ HAVA
AZ YEŞİLLİK ALAN ,ŞİŞE SUYU BOL YEŞİLLİK ALAN,KAYNAK SUYU
NEREDEN NASIL GELMİŞ BEKLEMİŞ SEBZE MEYVE,SÜT BİLDİK TAZE SEBZE MEYVE,SÜT
ŞEHİR GÜRÜLTÜSÜ SAKİN DOĞAL ORTAM
EĞLENCE SİNEMA TİYATRO DİNLENCE-BAĞ BAHÇE-ORMAN
GENİŞ ÇEVRE KISITLI ÇEVRE
BOL ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ KISITLI ALIŞ VERİŞ YERLERİ
ÇOK KATLI KALABALIK APARTMANLAR BAHÇE İÇİ AZ KATLI SAKİN EVLER
UĞRAŞACAK TOPRAK BULAMAMA TOPRAKLA İLGİLENMENİN AYRICALIĞI
51-SİZ BU SIRALANAN ÖZELLİKLERE BAŞKA NELER EKLEMEK İSTERDİNİZ?
52-SSK, BAĞKUR VS. SOSYAL GÜVENCENİZ VAR MI?
53-ÖĞRENİM DURUMUNUZ NEDİR?
54-ÇİFTÇİLİĞİN GERÇEK BİR MESLEK OLDUĞU, BUNUN ANCAK EĞİTİM-ÖĞRETİMLE KAZANILABİLECEĞİNE KATILIYOR MUSUNUZ?
55-KREDİ KART KULLANIYOR MUSUNUZ? BORCUNUZ VAR MI?
KREDİ İÇİN BİR YIĞIN KEFİL VE TARLA TEMİNATI İSTENMESİ NE GİBİ ZORLUK YARATIYOR ?
56-ÇİFTÇİNİN ZOR ŞARTLAR ALTINDA YAŞAM MÜCADELESİ VERDİĞİ, OLUMSUZ ŞARTLARDA TRAKTÖRÜNE MAZOT ALAMADIĞI, TOHUM GÜBRE ALAMADIĞI, KAHVEHANEYE GİDİP ÇAY İÇECEK PARASI BİLE OLMADIĞI DOĞRU MU?
57-GEÇİM SIKINTISI NEDENİ İLE ,TRAKTÖRÜNÜ SATMAK ZORUNDA KALAN OLDU MU?
58-YÜZDE YÜZ ZAM GÖREN GÜBREDEN,MAZOTUN PAHALANMASINDAN ŞİKAYETÇİMİSİNİZ?
59-MAZOT DESTEĞİ SADECE EVDEN TARLAYA GİDECEK KADAR OLDUĞUNA KATILIYOR MUSUNUZ?
60-TARIMSAL TGEŞVİK ALIYOR MUSUNUZ?
61-KÖYÜNÜZDE İPOTEKLİ ARAZİ VAR MI?
62-KÖYÜNÜZÜN ÇİFTÇİLERİ ARASINDA MESLEKİ ÇIKARLARINI KORUYABİLECEK ÖLÇÜDE ÖRGÜTLÜ İŞBİRLİĞİ VAR MI?
63-KÖYÜN İHTİYACI OLAN TARIMSAL BİLGİYE, TEKNOLOJİYE, YENİ OLAN TÜM GELİŞMELERE TALEPDE BULUNUYOR MUSUNUZ?
64-HANGİ BÖLGELERDE HANGİ ÜRÜNLER EKİLECEK BELİRLENİP TEŞVİK VE DESTEK VERİLİYOR MU?
65-"MAKİNESİZ ZİRAAT OLMAZ. EL EMEĞİ GÜÇTÜR. BİRLEŞİNİZ. BİRLİKLERLE MAKİNE ALIRSINIZ."
(kaynak: Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt - ıı, 1952,Türk İnkılâp Tarihi Enst.yayını, sayfa: 209)
66-ÇİFTÇİ SAYISININ ÇOK OLMASI SAYESİNDE YAŞIYORUZ BÜTÜN YAŞANANLARDAN SONRA YİNE BU TOPRAKLARDA BULUNUYORSAK BUNUN TEMEL SEBEBİ ŞUNDANDIR: ÇÜNKÜ TÜRK ÇİFTÇİSİ BİR ELİYLE KILICINI KULLANIRKEN, DİĞER ELİNDEKİ SABANLA TOPRAKTAN AYRILMADI. EĞER MİLLETİMİZİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU ÇİFTÇİ OLMASAYDI BİZ BUGÜN DÜNYA YÜZÜNDE OLMAYACAKTIK. "(Kaynak: Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt - II, 1952, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını. Sayfa: 117)
MUHTARA YÖNELTİLECEK;
67-YAŞADIĞINIZ YERDEKİ NÜFUS YOĞUNLUĞUNDA AZALMA VEYA ÇOĞALMA VAR MI?
68-KÖYÜNÜZDE EĞİTİM SEVİYESİ ORANI NASIL? ÇOK OLANDAN AZA DOĞRU SIRALAR MISINIZ?
A)OKUMA YAZMA BİLEN - B)BİLMİYEN- C)İLKÖĞRETİM- D) LİSE- E) YÜKSEK OKUL
69-EĞİTİM,SAĞLIK VE ULAŞIMLA İLGİLİ (OKUL,OCAK, YOL,OTOBÜS,DURAK VS ) İSTEKLERİNİZ VAR MI?
70-KÖYÜNÜZDE;SERACILIK,ARICILIK,ÇİFTÇİLİK,HALICILIK,EL SANATLARI.DİKİŞ NAKIŞ,
OKUMA-YAZMA,DİL ÖĞRENİMİ,BİLGİSAYAR,MÜZİK KURSLARI AÇMA ÇALIŞMALARINIZ VAR MI?
71-ÖNCELİKLİ TALEPLER NELERDİR?
72-KÖYÜNÜZDE;TARIMCI, ORMANCI,ZOOLOG,VETERİNER ,AVUKAT DESTEĞİ İSTER MİSİNİZ?
73-TEKNİK PERSONEL , DESTEKLEME ÖDEMELERİ VE ÇİFTÇİ KAYIT SİSTEMİ VAR MI?
74-MİRAS HUKUKU NEDENİYLE BÖLÜNEN TARIM ALANLARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
75-KÖY AĞAÇLANDIRMA VE EROZYONLA MÜCADELE PROGRAMLARINIZ VAR MI?
76-TOPRAĞI KORUMA -TERASLAMA YAPILMASI İÇİN GİRİŞİMLERİNİZ VAR MI?
77-KÖYLERE HİZMET GÖTÜRME BİRLİĞİNDEN NASIL YARARLANIYORSUNUZ?
78-KÖYÜ GÜZELLEŞTİRME DERNEĞİNİZ VAR MI?KÖYÜNÜZ İÇİN NELER YAPMAYI DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
79-KÖY KOOPERATİFLERİNİZ VAR MI?
80-KÖY YERLEŞİM PLANLARINIZ VAR MI?
81-KÖYÜNÜZDE KADASTRO ÇALIŞMALARI YAPILDI MI?
82-ZİLLİYETLİ SATILMIŞ ALANLAR VAR MI?
83- KÖYÜNÜZDE KANALİZASYON SİSTEMİ VAR MI?
84-ESKİDEN TORAK MAHSULLERİ OFİSİ (TMO) VARDI, ÇİFTÇİNİN TAHILINI ALIRDI. TEKEL VARDI TÜTÜNÜNÜ ALIRDI. ET KOMBİNALARI VARDI, ÇİFTÇİNİN YETİŞTİRDİĞİ HAYVANLARI ALIRDI. ŞİMDİ BUNLARIN HİÇ BİRİ YOK. DEVLET DESTEĞİ KALKTI. ÇİFTÇİ TÜCCARA TESLİM EDİLDİ.ESKİ GÜNLERİ ARIYOR MUSUNUZ?
85-KÖYÜNÜZDE TOPRAKLA ÇALIŞAN İŞ GÜCÜNDE AZALMA VAR MI?
86KÖYÜNÜZDEN KENTE GÖÇ EDENLER OLDU MU? ( BAŞKA İŞ –BAŞKA YER GÖÇ-EĞİTİM VS.)
87-KÖY İŞLETMELERİNİN KURULMASI, KIRSAL SANAYİ MERKEZLERİNİN OLUŞTURULMASI VE SONUÇTA KÖYLÜNÜN SOSYAL VE EKONOMİK YÖNDEN KALKINDIRILMASI İÇİN ÇALIŞMALAR VAR MI?
88-"MİLLİ EKONOMİNİN TEMELİ ZİRAATTIR” ATATÜRK
UYGULAYACAK EKİP KOORDİNE EDEN
TEMA VAKFI ŞİLE İLÇESİ GS Başkanlığında
TEMA VAKFI KADIKÖY İLÇE GS
TEMA VAKFI GÖZTEPE GS TEMA VAKFI
TEMA VAKFI BOSTANCI GS
TEMA VAKFI ERENKÖY GS
TEMA vakfı KIZILTOPRAK GS.
TEMA VAKFI SAHRAYI CEDİD MH. GS
TEMA VAKFI ÜMRANİYE İLÇE GS
TEMA VAKFI ÇEKMEKÖY GS
TEMA VAKFI SARIGAZİ İLÇE GS
TEMA VAKFI UĞUR MUMCU MH. GS
TEMA VAKFI PENDİK İLÇE GS
TEMA VAKFI K.ÇEKMECE GS
TEMA VAKFI BEŞİKTAŞ GS
HAZIRLAYAN
TEMA VAKFI İSTANBUL TEMSİLCİ YARD. İSTANBUL TEMSİLCİSİ
MELEK SEVİL İRENGÜ GÜNER AÇIKSÖZ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)