9 Ekim 2014 Perşembe

AVRUPA KENTLİ HAKLARI BİLDİRGESİ

AVRUPA KENTLİ HAKLARI BİLDİRGESİ

   
Aşağıda belirtilen hakların gerçekleşmesi fertlerin, dayanışma ve sorumlu hemşeriliğe ilişkin eşit yükümlülükleri kabul edilmesine bağlıdır. 

Avrupa Yerleşimlerinde yaşayan kent sakinleri
 şu haklara sahiptir.

  GÜVENLİK: 
Mümkün olduğunca; suç, şiddet ve yasa dışı olaylardan arındırılmış emin ve güvenli bir kent;

KİRLETİLMEMİŞ, SAĞLIKLI BİR ÇEVRE:
Hava, gürültü, su ve toprak kirliliği olmayan,
doğası ve doğal kaynakları korunan bir çevre;

İSTİHDAM:
 Yeteri istihdam olanaklarının yaratılarak, ekonomik kalkınmadan pay alabilme şansının ve
 kişisel ekonomik özgürlüklerin sağlanması;

KONUT:
 Mahremiyet ve dokunulmazlığın garanti edildiği, sağlıklı, satın alınabilir, 
yeteri konut stokunun sağlanması;

  ULAŞIM VE DOLAŞIM:
 Toplu taşım, özel arabalar, yayalar ve
 bisikletliler gibi tüm yol kullanıcıları arasında, 
birbirinin hareket kabiliyetini ve
 dolaşım özgürlüğünü kısıtlamayan
uyumlu bir düzenin sağlanması;

SAĞLIK: 
Beden ve ruh sağlığının korunmasına 
yardımcı bir düzenin sağlanması;

 SPOR VE DİNLENCE: 
Yaş, yetenek ve gelir durumu ne olursa olsun, 
her birey için spor ve
 boş vakitlerini değerlendirebileceği olanakların sağlanması;

 KÜLTÜR:
 Çeşitli kültürel faaliyetlerin, yaratıcı aktivitelerin ve 
benzeri olanakların sunulması ve katılımın sağlanması;

KÜLTÜRLER ARASI KAYNAŞMA:
 Geçmişten günümüze farklı kültürel ve
 etnik yapıları barındıran toplulukların barış içinde yaşamalarının sağlanması;

 KALİTELİ BİR MİMARİ VE FİZİKSEL ÇEVRE: 
Tarihi yapı mirasının duyarlı bir biçimde restorasyonu ve nitelikli çağdaş mimarinin uygulanmasıyla, uyumlu ve güzel fiziksel mekanların yaratılması;

 İŞLEVLERİN UYUMU:
 Yaşama, çalışma, seyahat işlevleri ve sosyal aktivitelerin olabildiğince birbirleriyle ilintili olmasının sağlanması;

  KATILIM: 
Çoğulcu demokrasilerde; kurum ve kuruluşlar arasındaki dayanışmanın esas olduğu kent yönetimlerinde; gereksiz bürokrasiden arındırma, yardımlaşma ve bilgilendirme ilkelerinin sağlanması;

 EKONOMİK KALKINMA: 
Kararlı ve aydın yapıdaki tüm yerel yönetimlerin, doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik kalkınmaya katkı konusunda sorumluluk sahibi olması;

 SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: 
Yerel yönetimlerce ekonomik kalkınma ile çevrenin korunması ilkesi arasındaki uzlaşmanın sağlanması;
MAL VE HİZMETLER: 
 Erişilebilir, kapsamlı, kaliteli mal ve hizmet sunumunun yerel yönetimler, özel sektör ya da her ikisinin ortaklığıyla sağlanması;

DOĞAL ZENGİNLİKLER VE KAYNAKLAR 
Yerel doğal kaynak ve değerlerin, yerel yönetimlerce, akılcı, dikkatli, verimli ve adil biçimde, beldede yaşayanların yararı gözetilerek, korunması ve idaresi;

 KİŞİSEL BÜTÜNLÜK 
Bireyin sosyal, kültürel, ahlaki ve ruhsal gelişimine, kişisel refahına yönelik kentsel koşulların oluşturulması;

 BELEDİYELER ARASI İŞBİRLİĞİ: 
Kişilerin yaşadıkları beldenin, beldeler arası ya da uluslar arası ilişkilerine doğrudan katılma konusunda özgür olmaları ve özendirilmeleri.

FİNANSAL YAPI VE MEKANİZMALAR: 
Bu bildirge de tanımlanan hakların sağlanması için gerekli mali kaynakları bulma konusunda 
yerel yönetimlerin yetkili kılınması

 EŞİTLİK:
 Yerel Yönetimlerin; tüm bu hakları bütün bireylere cinsiyet, yaş, köken, inanç, sosyal, ekonomik ve politik ayrım, gözetmeden, zihinsel veya fiziksel özürlerine bakılmadan eşit olarak sağlamakla yükümlü olması



SEMEP


Bugün, çevre bilincini geliştirmek üzere, küresel ölçekte işbirliği, iletişim ve kültürel çeşitlilik gelişmelerine katkı sağlayan SEMEP uygulamalarını izlemek için buradayız.

3 kıta arasında köprü konumunda ve dünyada hiçbir ülkeye nasip olmayan 3 iklim çeşidine sahip bir ülkenin yaşayanları olarak şanslıyız ama bu şansı kullanabiliyor muyuz?

İklim çeşitliliğine bağlı olarak da bir o kadar değişik, o iklime özgü canlı türler ve onların genetik özellikleri, habitatlarının ilişkileri, biyolojik çeşitlilikle zenginlik göstermektedir.

Her canlının kendine özgü yaşam şifresi vardır. Ülkemizde 9 bin tür çiçekli bitki ve bunun 3 bin küsur adeti endemiktir. Sebze, meyve çeşitliliğimiz de zengindir.

Biyolojik çeşitlilik;                                                                          bir bölgedeki genlerin, türlerin, ekosistemlerin oluşturduğu bir bütündür. Dayanıklılık, mücadele gücü, zorluklara göğüs germe; genetik çeşitlilik, coğrafik farklılık yaratır.

Gen kaynakları geleceğin ekonomik değerlerdir. Geleceğin besinleri, genetik çeşitlilik dünyasının ambarında saklıdır. Çeşitlilik sağlıklı yaşamın sigortasıdır.

Son 100 yılda 30 bin bitki türü kaybolmuş, her gün de 3 canlı türü kaybolmakda. Türler habitatlarıyla birlikte korunmalıdır.
1950-1980 arası dünyadaki ormanların %25 i yok edilmiştir.

Çevre; insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları,
fiziki ve biyolojik, sosyal ve tarihi, teknolojik ve ekonomik bir ortamdır.

1-Çevreye Hukuksal açıdan Baktığımızda;
Çevre kirliliğini önlemek, çevre sağlığını korumak, geliştirmek, verimli kılmak,  KİMİN GÖREVİDİR?
Devletin ve vatandaşların görevidir!

2-Çevremize duyarlı olmamızın, hepimizin ödevi olduğunu,
Kim söylüyor? Hangi yazılı resmi kayıt teyit ediyor? Nerede?
T.C.Anayasası,56.Madde sinde…

3-HUKUK niçin vardır ???
Hukuk, kendisine uyulmak ve uygulanmak için vardır.

Hukuk, İnsanlara;
“Bana uy; Beni gerçekleştir” buyruğu ile seslenmektedir,
***Nasıl davranılması gerektiğini gösterir.

Hukuk, her şeyden önce bir düzen demektir..
Hukuk düzeni, doğduğu andan itibaren bireyin karşısına,
kabul edilmesi ve uyulması gereken,
kesinlikle! doğru kurallar olarak çıkar.

4-Doğaya aykırı davranmak suç mudur? Kaynağı nedir?
Suçtur! Kaynağı insandır…

   Çeşitli çevre sorunları;                                                                      insanlardan kaynaklanıyorsa, çözümü de insanlara bağlıdır.              Bilinçli insan kendine, doğasına ve Hukuk’a karşı saygılı insandır.

5-Yaşayabileceğimiz başka bir dünya var mı? Yok.

Yaşanabilir temiz sağlıklı bir çevre için;
 doğal kaynaklarımıza ve bütün canlılara sahip çıkmalı,
üzerimize düşen ödevleri yapmalıyız.                                               Yaşam boyu çevreyi koruma alışkanlığı edinmeliyiz. Savurgan Olmamalı. Tüketim Alışkanlıklarımızı Değiştirmeliyiz.

6-DEĞİŞİM Nedir?      Bir süreç neticesinde;
Herhangi bir sistemin veya bir bütünün öğelerinde,
birbirleriyle ilişkilerinde, öncekine göre
nicelik ve nitelikçe gözlenebilir bir farkın oluşmasıdır .

Değişim; Ne kadar sihirli ve güzel bir kelime!
Değişim, pek çok kapıya açılan bir yolda,
önümüze çıkan fırsatları değerlendirmemiz,
başarıya ulaşmamız bir anlamda gelişmektir.

7-Doğa yaşamını geliştirebilir miyiz?
Yaratıcılık, yenilik yapma, büyüme ve gelişme
Yeteneklerimizi kullanarak,
Bilgilenir,araştırır,uygular olduktan sonra neden olmasın!!!


Çevresel tutumlarımızda, olumlu değişimlere açık,
Nelerden vazgeçeceğimizin ve Hangi daha doğruları        yapacağımızın kararlarını alabiliriz!

Bugün burada,
Gelişmiş, üretken çeşitliliği de içinde barındıran sağlıklı bir Çevre için; yaşamsal değişim düşlerinini, öğrencilerimizin hazırladığı çeşitli projelerde somutlaştığını görmek, gelecek konusundaki umutlarımı yeşertmektedir.

SEMEP proje çalışmalarında sarfedilen tüm emekleri kutlar,

herkese çöl olmayan bir dünyada sağlıklı yaşamlar dilerim.

GEO3 (Global Çevreye Bakış) raporu

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından
dün yayınlanan ve dünya basınına yansıyan GEO3 (Global Çevreye Bakış) raporu ile ilgili basında yer alan haberlerden yola çıkarak hazırlanmış bilgi notu:

Yeryüzündeki kara yüzeyinin %70’i yol,
madencilik, şehirleşme ve diğer altyapı çalışmalarında
acil bir önlem alınmadığı taktirde
30 yıl içinde olumsuz olarak etkilenecek.


Mevcut ve gelecek nesiller için büyük önem taşıyan;
Ormanları, okyanusları, nehirleri, dağları ve
diğer hayatı destekleyen sistemleri tehdit eden
birtakım tercihler nedeniyle
dünya bugün bir dönüm noktasındadır.

Dünyada konuyla ilgili farklı merkezlerden oluşan bir ağdan 1000 kişinin katkısıyla hazırlanan bu rapor geçmiş 30 yılı değerlendiriyor ve önümüzdeki 30 yıl için öngörülerde bulunuyor.

UNEP Başkanı, raporu 22 Mayıs tarihinde Londra’da paylaşırken,
Artık insanların sağlıklı ve refah bir dünya için tercihlerinin ne olması gerektiğini çok iyi bildiklerini ifade etmiş. Ona göre artık eylem için tek gereken cesaret ve kararlılıktır.

Rapora göre, Latin Amerika ve Karayipler gelişmeden %80’i aşan bir yüzölçümü ile en çok etkilenecek bölgeler. Asya ve Pasifik bölgesinde de hızlı ve kötü planlanmış altyapı büyümesi sonucu, gerek doğal varlıkların kaybı, gerek diğer çevresel zararlar nedeniyle toprakların %75’i olumsuz etkilenecektir.
UNEP Başkanı Toepfer şöyle diyor: “
 Net adımlara ve zaman tablolarına ihtiyacımız var ve tüm tarafların katılımı şart.  Bu yalnızca politikacıların sorumluluğu olmamalı”.

Friends of the Earth yöneticisi Tony Jupiner’in yorumu ise şöyle:
 “Bu rapor Dünya için yeni bir kalk borusudur.  Evrensel trajediyi önlemek istiyorsak uluslar arası bir hareket başlatmalıyız.  

Johannesburg Zirvesi bu nedenle çok önemli.  Bu  zirvede liderlerin büyük işler için evrensel kurallar ve insanlar için evrensel haklar konusunda anlaşmaya varmaları lazım.” George W.Bush başkanlığında Kyoto Protokolü gibi uluslar arası anlaşmalardan uzaklaşan ABD’yi de uyaran Juniter “ Bir devlet ABD gibi uluslar arası koalisyonlara katılmaya yanaşmıyorsa, yeni koalisyonlar kurulmalıdır” dedi.

GEO-3 raporu küresel ısınma konusunda umutlu.  Rapora göre başlatılan hükümetleri, endüstrileri ve bireyleri kapsayan girişimler küresel ısınmaya neden olan gazların emisyonunun azalmasına katkıda bulunacaktır
Yeterli özel ve kamu desteğiyle atmosferdeki karbondioksit seviyeleri 2032 yılına kadar dengelenmiş olacaktır.

Rapor temiz içme suyunun yetersizliği konusunda uyarıyor.  2032 yılına kadar dünya nüfusunun yarısı ciddi susuzluk yaşanacak bölgelerde yer alacaktır.

Olumlu bir gelişme, dünyadaki aç insan sayısında düşüş olması.  Bir gelecek senaryosuna göre,
2032 yılında dünya nüfusunun %2.5’u gibi az bir bölümünde açlık görülecektir.

Rapor, dünyanın geleceğini, bugünkü dünyayı çevre açısından bir felakete sürükleyecek serbest ticaret ve kısa vadeli kar modeli de dahil dört ayrı senaryoda incelemiş. 

İkinci, en az birincisi kadar tehlikeli senaryoya göre terör ve korku ile güvenlik gerekçeleriyle zengin alanlara göç edilen bir model. 
Bu, dünyada zengin ile yoksul arasında bir bölünmeye yol açacaktır.

  Üçüncüsü; hükümetlerin güçlü bir politika ve uluslar arası işbirlikleri ile çevreyi korumaya yönelik adımlar attığı ve belirli ölçüde başarılı olduğu bir model.

  Dördüncüsü ise, tüm kararların kısa vadeli kazançlar elde etmektense sürdürülebilir kalkınmayı sağlamaya yönelik alındığı bir model.

Rapordan bazı rakamsal veriler ise şöyle:
Kötü haberler:
-       1183 çeşit kuş,  ve 1130 tür memelinin neslinin tükenmesi söz konusu
-       Dünya balık stokunun 1/3’ü tükenmiş durumda
-       2050 yılına kadar atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu 2 katına çıkacak10 yılda havaya bağlı felaketlerden etkilenen insanların sayısı yılda 147 milyondan 211 milyona yükselmiştir.
-       Aşırı otlanma %35 toprak bozulması, %30 ormansızlaşmaya yol açıyor.
-       Dünyadaki nehirleri yarısı ciddi derecede kirli.

İyi haberler:

-       114 ülkede zararlı kimyasal kullanımının %85 oranında azaltılması sonucu ozon tabakasındaki delik onarılmaktadır.
-       Yeryüzünün %10’u (30 yıl öncesinin 5 katı) korunmuş alandır.

1 Ekim 2014 Çarşamba

Yeşilden Uzaklaşmak Yaşamdan Uzaklaşmaktır

Yeşilden Uzaklaşmak Yaşamdan Uzaklaşmaktır 2009

Küresel iklim değişikliği ve kuraklık sorununun evren ölçeğinde ve ülkemiz özelinde yoğunlukla yaşandığı bir dönemde, toprak varlığımızın korunması ve doğru yönetilmesinin paradan çok daha yaşamsal bir zorunluluk olduğunun ne kadar farkındayız?

Erozyon Ülkemizden verimli üst toprağı alırken, üretimden, gıdamızdan dolayısıyla yaşamımızdan çok şey götürüyor.
Geleceğimizi düşünmeden çevremizi bilinçsizse kirletiyor, ormanları, yeşil alanları, doğal su kaynaklarını yok ederek yollar, inşaatlar yapıyoruz.

Yeşile düşmanız sanki. İstanbul'da da durum farklı değil. Yaşanan sel felaketleri, iklimsel değişimler çevreye karşı olan hoyratlığımızın doğal bir sonucu değil midir?

 “Toprak Koruma ve Yönetimi” konusunun bilimsel, teknik, yönetimsel ve hukuksal yönleri ile tartışılması, belirlenen sorunların çözümü için öneriler oluşturulması ve temel çözüm doğrultularının kararlaştırılması amacıyla; başta TEMA Vakfı
Olmak üzere diğer STK’larca da ele alınmaktadır.

Kadıköy İlçesi, Kayışdağı eteği, Küçükbakkalköy, İçerenköy bölgesinde görevim gereği yapmış olduğum “Okul Çevresi Araştırması” sonucu, çevrenin yeşilden gittikçe yoksun kalması diğer bölgelerde yaşananlardan pek de farklı değildi.

Anadolu’nun muhtelif yerlerinden göç almış bu bölgede yaşayan dede ve ninelerin, evlatları ve torunlarına sıkça anlattıkları, fotoğrafları olan zengin sebze ve meyve bahçelerinin varlığıydı. Hatta durak isimleri de şahit o eski günlere.”Çiftlik Yolu, Bağlar”

Çocukluğumuzda ziyaretine geldiğimiz yazlıkların, bakımlı bahçeli evlerin bulunduğu Erenköy’deki köşklerin sakinleri, bu nezih doğal ortamlara yürüyüş yapar, bağ ve bahçelerden alışveriş yaparlarmış.

Bu güzelliklerin yerini betonlaşma aldı. Hiç olmasa tarihi eser gibi muhafaza edilen kısımlar kalsaydı da çocuklarımıza örnek olarak gösterebilseydik.
İstenirse bu bereketli topraklarda, örnek sağlıklı yaşam platformları oluşturulabilir ve gelir sağlanabilir. Bu bir nostalji değil doğaya geri dönüş, yaşama saygı duruşudur.

Ormansız, beton yığınına dönen Sultanbeyli ve Sarıgazi gibi orman ve havza alanlarındaki kentsel gelişmelerin boyutu tüm İstanbul Metropoliten Alanı’nın yaşam kaynaklarını, ekonomik ilişkilerini ve toplumsal yapısını derinlemesine etkilemektedir.

Ömerli Havzası´nın sadece İstanbul´un değil, dünyanın ortak zenginliğidir ve Doğal SİT Alanı" olarak koruma altına alınması gerekir. Ömerli beldesi, Ayamama deresi 1. sınıf tarım arazileri iken özellikle Ömerli havzası mutlak tarım alanıydı, fakat sonradan yapılaşmaya yenik düşmüştür Ömerli’nin bir bölümü Riva Beykoz havzası aslında korunması gereken sulak alandır.. Göktürk beldesi alüvyon ovasıdır, yönetmeliğin korunmasına rağmen bozulmuştur.

Kent yaşamı hakkındaki bilgilerin çoğalması İstanbul iline olan göç olgusunu arttırmıştır. Özellikle tarımsal faaliyetlerin ağırlıkta olduğu Çatalca-Silivri-Beykoz ilçelerindeki mevcut arazilerin küçük parçalar haline getirilerek, yüksek fiyatlarla alıcı bulması tarım arazilerinin amaç dışı kullanılması olarak yerleşim ve sanayi alanlarına dönüştürülmüştür. Bu aynı zamanda iş gücünün tarım dışına kaymasına da neden olmuştur. Tarla bitti, çiftçi kente yerleşti, besin de yele kapılıp gittiğinde ne olacak?


Aklın yolu birdir. “Yaşam Muhasebesi” yapması gerekir, akıllı insanların! Sağlıklı yaşam, sağlıklı çevre için yapılması gerekenleri sıralamak istediğimizde; Tarıma dayalı sanayi tesislerinin kurulması, arazilerin tarım dışı kullanımın engellenmesi, mevcut su kaynaklarının amaç dışı kullanımının engellenmesi, tarımsal kooperatiflerin yaygınlaştırılması, tarıma verilen desteğin arttırılması, tarım ve hayvancılık tesislerinin kurularak bu bölgelerin tüm planlamalarda korunması, toprakla uğraşan üretici köylünün doğup büyüdüğü yerde yaşamını sağlıklı sürdürebilmesinin sağlanması, şehirdeki gecekondulaşmanın çözümlenmesi ve şehre göçün durması gerekmektedir. İnsanlar doğduğu ve doyduğu yerden ayrılmak zorunda kalmamalıdır. Toprak yaşamdır.Toprağımıza sahip çıkalım, Türkiye çöl olmasın. Gazete Kadıköy
 M S. İRENGÜ  2009

Kaynak:
TEMA Vakfı Yayınları
Seminer notları
Semt Araştırmaları


29 Eylül 2014 Pazartesi

DURAKLAR KONUŞUYOR


DURAKLAR KONUŞUYOR

İstanbul ‘da hayatın önemli bir bölümü trafikte geçiyor. Yollar ezberleniyor gide .          Kimi zamanda bakınarak, yürüyerek! Ağaçlar, çiçekler, vitrinler, tabelalar, duraklar bir bir geçiliyor. Hepsinin kendilerini ifade eden mesaj veren isimleri var. Bunların farkında mıyız? Mesela, durak isimlerinden mesajı ne kadar alıyor ve zaman içinde yaşanmışlıklarını irdeliyoruz.

Konumuz gereği öğrencilerime sorduğum soru onları şaşırttı. Okul ev arası senelerdir gidiş gelişlerinde fark edemedikleri ağaçların isim ve özellikleri. Yaprak, çiçek döken, her mevsim yeşil kalan bitkiler. Bir süre sonra hazırladıkları fotoğraflı metinleri hazırlayıp panoda diğer arkadaşlarına “Ben Yolumu Tanıyorum” adlı sergi düzenlediler. İlgili gazete küpürlerini de hazırlayanlarla, hoşlarına giden bir farkındalık çalışması oldu.

Bu çalışma “Durak İsimleri” ile neden olmasın. İster semtlerindeki durak. Sokak isimleri neden konmuş. İsim ile şimdiki konumları ile uyuşuyor mu? Eskiyi aratır durumlar nelerdir? Görüşlerini tartışabilirler, münazara konusu yapabilirler. Münazaralar öğrencilere özgüven kazandıran bilgiler eylemidir.
Duraklar konuşuyor, mesaj veriyor. Düşüncelerinizi yazın ve paylaşın.   Örnek, İstanbul durak adlarından seçmeler;


SÖĞÜTLÜÇEŞME - UZUNÇAYIR - ACIBADEM - ÇAĞLAYAN  – ZEYTİNBURNU- CEVİZLİBAĞ -, İNCİRLİ-, BAHÇELİEVLER -, YEŞİLOVA- CENNET MAH. – BAHÇE ŞEHİR-YEŞİLKENT-AVCILAR-KAVAKLI-HARAMİDERE-GÜRPINAR-BAHÇEKÖY-YEŞİL PINAR-YEŞİLKÖY— YEŞİLYURT-KAZLIÇEŞME- ÇAMLIK-VEVİZLİBAĞ-SÖĞÜTLÜÇEŞME-ORMAN CADDESİ-GÜRPINAR-ARICILAR-KUŞKONMAZ-CEVİZLİBAĞ-DEREBOYU-KÜÇÜKSU-HALAYIKDERE-DERESEKİ-GÜVERCİNTEPE-İÇMELER-CEVİZLER-ÇİFTLİKKÖY-BÖCEKLİ CAMİ-SULTAN ÇİFTLİĞİ-AMBARLI ÇUKURÇEŞME-İNCİRLİ-CENNET MAHALESİ-SOĞANLI-SOĞANLIK-MENDERES-GÜNEŞTEPE- GÜNEŞLİ-TERAZİ DERE-GÜRPINAR- LALELİ-DERE BOYU- KAVAK PINAR-KARLI DERE-BAŞAK ŞEHİR-ÇAĞLAYAN-BAĞCILAR-ÇİNÇİN DERE-SERİN YAYLA-  GÜZELYALI-  BOSTANCI-UZUNÇAYIR-KOZYATAĞI-KIZILTOPRAK-CEVİZLİ-YUNUS-İÇMELER-ÇAYIROVA-GÜLSUYU-IHLAMUR-IHLAMURKUYU- BAĞLARBAŞI-FISTIKAĞACI-SÜREYYAPLAJI-KAYNARCA-TUZLA-CEVİZLİ-ÇAYIOVA-- BAĞLARBAŞI - ALTUNİZADE- MİLLET BAHÇESİ-  ÇAMLICA- ÇİÇEK SOKAK- BULGURLU- KARLIDERE CAD.- GÜL SOK. BAHÇELER- - LEYLAK SOK.- FULYA SOK.- GARDENYA- KAMELYA- KARDELEN- - ÇİFTLİK YOLU- SU DEPOSU43- YÜCETARLA47 - ÇEŞME - - ÜSTBOSTANCI- ÇAMLAR- ÇATAL MEŞE- - SULTANÇİFTLİĞİ- - ÇAMLIK- MADENLER- KEMERDERE- OSMANGAZİ KORUSU-  - ÇAYIRÖNÜ-  IHLAMURKUYU - KAVAKBAYIRI- - ÇAMLICAA55- MİLLET BAHÇESİ- KARKUYUSU- ÇİFTECEVİZLER- DEREYOLU- - BADEMLİK73-  CEVİZLİBAĞ-PARK- DEĞİRMENBAHÇE-BEYAZGÜL-İNCİRLİ-FINDIKZADE-LALELİ-ACIÇEŞME-DEĞİRMENBAHÇE-FİLİZ SOKAK-DEREYOLU-KADINLAR ÇEŞMESİ-ÇİFTE CEVİZLER-CEVİZLİK-SAKIZAĞACI-YEŞİLKÖY-YEŞİLYURT-NARLIKAPI-BALIKÇI BARINAĞI-YEŞİL PINAR-AYNALI KAVAK-HASBAHÇA-HALİÇPARKI-HASKÖYPARK-YENİÇEŞME-ÇEŞME-ÇOBANÇEŞME-AKARSU- KERVANÇEŞME-MAVİ TUNA-BAHAR-MENEKŞE-BARAJYOLU-TAVUKÇUOĞLU-ÇAMLIKTEPE-NAR SOKAK-ÇAYIRÖNÜ-YEŞİLKENT-YEŞİLPINAR-TARLABAŞI-HEKİMSUYU CAD.-KEÇESUYU-SUKEMERİ-KERVAN ÇEŞME-BAĞCILAR-ÇIRPICI Çayırı-AMBARLIDERE- ÇAMLITEPE-TEPETARLA-YEŞİL YAMAÇ-HANIMSETİ PARKI-FİDANLIK-KAVAKBAYIRI-Ç,ÇEK SOKAK-FISTIKAĞACI-BAĞLARİÇİ-HORHOR-KURUÇEŞME-DOSTLUKPARKI-GÜLDİBİ-BÜLBÜLDERESİ-BAĞLARBAŞI-HAVUZBAŞI-GÜL SOKAK-YENİ ÇİFTLİK CAD.- ÇAYIRBAŞI-ÇAYIRLIK-ÇİFTLİKYOLU-YALIBOYU-DUMLUPINAR-ERİKPINAR-UZUNDERE-BAĞLIK-ÇİFTLİK-SARDUNYAEVLERİ- SERİNDERE-SARIÇİÇEK-TAŞOCAĞI-YEŞİLSOKAK-KAMELYA-ELMADAĞ-KİRAZLIK-ÇİFTECEVİZLER-MANDIRACADDESİ-YEŞİLBAHÇE- DÜZKESTANE-KARANLIKDERE-DUTDERE-KAVAKLIK-VALDEBAĞ-BENT-FINDIKLI-KIRSOKAK-İNCİRLİKUYU-ORMANYOLU- ÇAYIRLIK-BÜYÜKDERE-SULTANÇİFTLİĞİ-ÇUKURÇEŞME-KERVANÇEŞME-ACIÇEŞME- MADEN MAHALLESR9- NALBANTÇEŞME-BAHÇEKÖY YOLU13- ZEKERİYAKÖY YOLU- DEMİRCİKÖY YOLU- GAZİNOLAR- YEŞİLVADİ- USKUMRUKÖY YOLU- ASLAN FİDANLIĞI- FINDIKLI GEÇİT-UMSUYU25- DEMİRCİKÖY –BAHÇEKÖY-ÇINAR-ÇOBANÇEŞME-CENNETMAHALLESİ-ÇİLEKLİ-CEVİZLİBAHÇE- HALAYIKDERE-ÖKSÜZDERE-ALTINÇEŞME-ÇINAR-PALMİYE-ÇİÇEK AĞI-DEFNE-ÇAMLIK SOKAK-KARAMAN ÇİFTLİK YOLU- MESİRE YOLU-SU DEPOSU-KUYUBAŞI-YELKENLİ DEĞİRMEN-YÜCE TARLA-ACIBADEM-ERİKLİPINAR-CEVİZLİ-ŞİFALI SULAR- SELVİ SOKAK-ÇATAL MEŞE-BADEMLİK-SU ÜRÜNLERİ-ÇİFTE ÇINARLAR-BEYKOZ KORUSU-BURUN BAHÇE-ÜÇPINAR-ÇAYIR CAD.-AKBABA-PAŞABAHÇE-YAZICI PARK-AYAZMA DERESİ-FINDIKLI-VİŞNEZADE-IHKAMUR-VALDEÇEŞME-ESKİNAL-YEŞİLBAĞ-

MELEK SEVİL İRENGÜ
ARAŞTIRMACI YAZAR

22 Ocak 2014 Çarşamba

ÇEVRE BİLİNCİ TASARRUF REHBERİ




TASARRUF REHBERİ
Musluklardan damlayan, ampullerden fışkıran israf;
çok geçmeden bedelini bize ödetecek. .
Küresel ısınmanın tek çözümü, daha az ısıtmak, israftan artık vazgeçmek. Gidişata bakılırsa bilinçli tüketim artık zorunlu bir hale gelecek.

Günlük yaşamımızda basit ama zekice tasarruf yöntemlerine duyarlı olmalıyız
Bilim adamları cevre ile ilgili çok ciddi uyarılarda bulunuyorlar.
Lütfen hassasiyetimizi esirgemeyelim… Hepimiz aynı gemideyiz

Mevsiminde kar ve yağmur sularıyla beslenmesi gereken göllerin nehirlerin kuruduğunu, kuraklığın etkisinin sadece kırsal kesimde değil, kentlerde de hissediyoruz. Temel olarak % 90 insan faaliyeti sonucu artışı hızlanan sera gazları, kömür ve petrol gibi fosil yakıtların yanması sonucunda ortaya çıkan karbon, küresel ısınmayla mücadelede çok büyük bir sorun oluşturuyor. Çünkü tüm dünya daha uzun yıllar bu yakıtları kullanmak zorunda.
Dünyadan bir örnek;
Dünyada karbon üretimlerini azaltıp, ürettikleri kadarını da atmosferden geri çekerek, dünyaya zarar vermeyen bir yaşam sürdürmekte olan insanların yaşadığı yörelerde var.( İngiltere'deki Ashton Hayes köyü)
Kimi enerji tasarrufu sağlayan ampuller takarak başlamış işe, kimi çift cam taktırıp, Isı kaçıran çatılar elden geçmiş. Evlere, okula güneş panelleri takılmış, Bütün gün fişte duran televizyonlar, makineler fişten çekilmiş.
Bisikletine binenlerin, yürüyenlerin sayısı artmış. Çalışmaya gidenler haftada bir gün evden çalışabilsin diye köye ortak bir video-konferans sistemi kurma önerilmiş. Bir elektrik şirketiyle de, ilerde kendi elektriklerini üretmek üzere anlaşma yapmışlar. Rüzgar mı daha verimli olur, talaştan elde edilen biyo-yakıt mı, onu araştırıyorlarmış... Ama mühendis Garry Charnock, en gurur duyduğu projesini sorulduğunda "Ben en çok ve 7'den 70'e herkesin bu çabaya katılmaya ikna olduğu köy halkının birleşmesinden gurur duydum" diyormuş.. Hep birlikte çalıştığımızda, herşey kolaylaştı! . Kaygı duyan çok insan vardı. Ama kimse tek başına harekete geçmiyordu..."Her şeyden önce müthiş eğlendik birlikte. Mesela gördük ki, bir toplumu harekete geçirmenin en iyi yolu, çocuklarını harekete geçirmek. "Onlar okulda bu konuyla ilgilenirse, evde projelerini hazırlarken anne-babalarıyla, kardeşleriyle, dedeleriyle, babaanneleriyle tartışıyorlar. "Dedeleri de diyor ki 'A biz de zamanında böyle yapardık bunu, eski alışkanlıklara dönmek lazım."
 Aslında İngiltere'de pek çok köy, mahalle, semtte insanlar komiteler kurarak neler yapabileceklerini tartışıyor. Biz deneyelim, insanlar da isterlerse bize baksın, bize sorsun ve kendi deneylerini yapsın"

Uygulanan tasarruf eylemlerinden elde ettiklerimizi milyonlarla çarpalım! Sağlanan  su ve enerji  tasarrufunu bir düşünelim…Toplum istekle katılım sağladığında biz, ülkemiz ve dünya kazanır.Yaşamı sağlıklı sürdürebilmek için onu hak edecek “Bilinçli Yaşam” tarzını tercih etmeliyiz.Geleceğimiz için  toplumsal refah için herkesin önemli katkıları gerekmektedir.

İhtiyaç kadar donanımlı, güneşten, oda ısısından yararlanmaya,  enerji tasarrufu imkanı sağlayacak küçük ve ekolojik evleri tercih etmemiz bize güç ve zaman kazandıracaktır.
Evimiz işinize yakın bir yerde olabilir.  Her gün onlarca km. uzağa gidip gelmek bizi yorduğu gibi gezegeni de yoruyor. Hatta mümkünse işimizi evimizin yakınına hatta evimize taşıyabiliriz. Son yıllarda oldukça popüler hale gelen home-office (evde çalışma) yöntemi  pek çok insanı daha mutlu ve daha verimli kıldı… Eko evler oluşturmalıyız.

Yağmur suyunu biriktirecek büyük su tankları büyük tasarruf sağlayabilir
Su kıtlığı çeken ülkelerde,
yağmur suyu biriktirilerek evin su tertibatına dahil edilebilmektedir.
Yağmur suyu özellikle bahçe sulamak ve araba yıkamak için kullanılabilir
Bir su tankı için yeriniz yoksa yağmur veya kar yağdığında
kovalara, leğenlere su biriktirebilirsiniz. Bunları yapardık gene yapalım. Yaşamı tehdit eden bugünkü şartlar içinde olmadığımız zaman da,
güzel alışkanlıklarımız vardı şimdi unutulan.

Suyumuz S.O.S Veriyor”
Dünyanın tüm suyu 100 litre olsaydı,
bizim kullanabileceğimiz su yarım çorba kaşığı kadar olurdu.
Dünya suyundaki gerçekler gözardı edilecek gibi değil.
Yeryüzünün %70'i su, bunun %e 97,5'i tuzlu su ve % 2,5'i tatlı su.
Az ve sorun yaratan suyumuz çözüm bekliyor.
Kirli sular ölüm saçıyor, yol açtığı hastalıklardan her yıl 2,2 milyon insan ölüyor, her 8 saniyede bir bebek can veriyor.  Kirlisu kurbanlarının çoğu gelişmekte olan ülkelerde. 1,2 milyar insanın içecek suyu yok. Dünya nüfusunun üçte birinin, 2,4 milyar insanın, su arıtma tesisi yok.

Son yüzyılda dünya nüfusu 2 kat, su tüketimi ise 6 kat arttı.
 Kalkınmakta olan ülkelerde sanayi atıklarının yüzde 70'i, kanalizasyonun yüzde 90'ı doğrudan su kaynaklarına veriliyor.
2032'de dünya nüfusunun yarısı içecek su bulamayacak.
1 litre atık su, 8 litre temiz su kirletmekte.
Dünya tarım alanlarının yüzde 70'i çölleşme tehlikesi altında. En yoksul yüzde 20'lik kesim temiz içme suyundan mahrum. Avrupa'da kişi başına günde 160 litre su tüketilirken, bu oran Somali'de 5-10 litre ve bu suya ulaşmak için kilometrelerce yol katedilmek zorunda.
Şu anda dünya nüfusunun üçte biri su ve içme suyu kıtlığı yaşıyor.
Su kıtlığı, hastalıklara, beslenme sorunlarına ve
 ekin kıtlığına yol açıyor. Susuz hayat olmuyor.

İlk kez 2006’da hazırlanan ve BM’nin web sayfasında yer alan ülkelerin seragazı envanterini açıklayan rapora göre, 1990-2004 yılları arasındaki artış hızlarına bakıldığında Türkiye yüzde 110 ile dünya birincisi. Rapordaki bilgilere göre, Türkiye’nin sadece bir yıl içinde ürettiği toplam sera gazı 357 milyon tona ulaşıyor.

Kara yüzeyinin yüzde 90'ında çeşitli şiddetlerde erozyon görülüyor ve verimli topraklar da hızla kaybediliyor. ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) yaptığı araştırmaya göre, erozyonun şiddetlenerek devam etmesi ve etkili tedbirler alınmaması halinde Türkiye'nin büyük bir bölümü 2040 yılında çöl olacak.
Türkiye'nin içinde Coğrafik kuşak nedeniyle, küresel ısınmanın etkilerini şiddetli biçimde yaşayacağı, bu etkinin güneyde kuraklık kuzeyde de aşırı yağış ve seller getireceği bilim adamları tarafından belirtilmekte. ir.
Sanıldığının aksine su zengini bir ülke olmayan,
 kişi başına ortalama 1500 metre küp ile ''su azlığı çeken'' bir ülkeyiz.

Küresel ısınma ve bilinçsiz tarımsal sulama yüzünden,
 Türkiye'nin sulak alanları ve birbirini tetikleyen sorunlar yüzünden verimli toprakları kaybediliyor. Son 40 yıl ele alındığında 2,5 milyon hektarlık sulak alanın yarısı çeşitli nedenlerle yok oldu. Bazıları, sinek üreten bataklık olduğu gerekçesiyle kurutuldu, bazıları besleyen kaynaklarının üzerine baraj ve gölet kurulması nedeniyle kurudu, birçoğu da tarımsal sulamaya esir düşerek haritadan silindi.

10 yıl önce 260 bin hektar olan Tuz Gölü'nün alanı bugün 130 bin hektara düşerken, giderek suyu azalan Beyşehir Gölü'nün önlem alınmazsa 3-5 yıl içinde bataklık haline geleceği belirtiliyor. 'Dünyanın Nazar Boncuğu' olarak nitelendirilen, 5 milyon yıl önce oluşan Meke Gölü, birkaç yıl içinde bataklık haline döndü. 5 milyon yıldır var olan güzellik birkaç yılda kaybedildi.
Türkiye'de son 40 yılda Van Gölü'nün 3 katı, sulak alan yok oldu. Türkiye'nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü'nün 25 katı oranında
Yuvacık, Tavas, Seyfe, Eber, Beyşehir, Çavuşçu, Akşehir gölleri, İvriz çayı kurudu. Kuruyan Akşehir gölünde balıkçılar artık hububat ekiyor!

Biyolojik yenileme kapasitesinin yüzde 50 fazlasını tüketen Türkiye'de birbirini etkileyen sorunlar yüzünden sularla birlikte topraklar da gidiyor
WWF-Türkiye ve TEMA Vakfı yetkilileri, Kişi başına düşen su azaldı, topraklarımız verimini kaybetti. Artık ülkede daha ciddi önlemlerin alınması gerekiyor. Artık iktisat farz oldu diyorlar.

Türkiye'nin tüketilebilir yer üstü ve yer altı su potansiyelinin yılda ortalama 112 milyar metre küp. Türkiye'nin nüfusunun 2030 yılında 100 milyonu bulmasının beklendiği, Türkiye'nin, mevcut su kaynakların tamamı bozulmadan korunsa bile 2030 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1000 metre küp civarında olacağı işaret edilmektedir.

 Türkiye'de suyun büyük bir bölümünün evlerde kullanıldığı ve evlerdeki gereksiz su tüketiminin önlenmesi için TEMA Vakfı ;
 ''Suyunu Boşa Harcama'' kampanyası ile, 4 kişilik bir ailenin, alacağı basit önlemlerle yılda 140 ton su tasarrufu yapabileceğini vurgulamak istedik. Su tasarrufu evde başlar.
4 kişilik bir aile, musluğun gereksiz yere akmasına izin vermeyerek, kısa duş alarak, bulaşıklarını makinede yıkayarak, gereksiz yere sifon kullanmayarak yılda 140 ton su tasarrufu yapabilir.

Sebze ve meyvelerinizi akar suyun altında yıkamak yerine su dolu, bir kabın içinde yıkayın çok daha az su tüketilir Suyu boşa akıtmayın..
 4 kişilik bir aile bu yöntemle yılda ortalama 18 ton su kurtarabilir
 Yıkama sularını daha sonra çiçeklerinizi sulamak için tekrar kullanın.  Ispanak, semizotu, pazı gibi yeşil yapraklı sebzeleri ayıkladıktan sonra ilk yıkama suyuna sirke koyarsanız daha kolay temizlenir

Sayacınızı kontrol edin. Evinizde gizli su kaçağı olabilir. Anlamak için, muslukları kapatın ve sayacındaki rakamı okuyun. Su kullanmadan geçen iki saatin sonunda sayacı tekrar okuyun.İki rakam arasında fark varsa önlem alınması gerekiyor demektir.

Musluğun altına yıkadığınız tabakları üst üste koyduktan sonra durulamaya başlayın. Daha az suyla temizleyebilirsiniz. Elde yıkadığınızda, bulaşık durulama suyunuzu biriktirip tuvaletlere dökmek için kullanabilirsiniz. Elde bulaşık yıkarken mümkün olan en az miktarda deterjan kullanın. Daha az deterjanı durulamak daha kolaydır. Deterjan yerine doğal yeşil sabun kullanırsanız balıklar ve diğer deniz canlıları daha da memnun olur. Aslında bulaşıkları elde değil makinede yıkayın. Bulaşık makinenizi tamamen dolduğunda çalıştırın yılda 50 kg karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz
4 kişilik bir aile günlük bulaşığını elde yıkarsa, ortalama 84-126 litre su harcanır. Oysa bulaşık makinesi aynı bulaşığı sadece 12 litre su ile yıkar. Bu da bir yılda ortalama 26-40 ton su tasarrufu demektir

Evde harcanan suyun yüzde 10’u mutfakta kullanılır. Pişirme, temizleme, yıkama ve içme amaçlı su kullanımında birkaç noktaya dikkat ederek harcamanızı kısabilir.
 Sebze haşlarken üstlerini kapatacak kadar su kullanın ve tencerenin kapağını kapalı tutun.
Sadece ihtiyacınız olduğu kadar su ısıtın. Böylece elektrik ve gaz masrafından da kısabilirsiniz.
 Hem sebzeleriniz daha çabuk pişer, hem de enerji tasarrufu yapabilirsiniz. Makarna ve sebze haşlama sularını dökmeyin, çorbalarınızda kullanabilirsiniz.

Buzluktan çıkardığınız yiyeceği dolapta eritiniz Daha sağlıklı bir yolu tercih etmiş olursunuz. Bu durum dolabınızın soğuk kalmasına yardımcı olur. Böylece dolabınız daha az enerji harcar Donmuş yiyeceklerin buzu çözülsün diye akar suyun altına tutmayın. .. Yemeklerinizi dolaba koymadan önce oda sıcaklığına kadar soğutunuz. Sonra dolaba koyunuz. Böylece yemeği soğutmak için ilave enerji harcatmayınız.
Alabildiğiniz kadar organik gıda alın.Organik gübreler geleneksel gübrelere göre karbondioksiti daha yüksek seviyede yakar ve depolar
Buz dolabınızı, soba, radyatör, bulaşık makinesi ve ocak gibi ısıtıcı kaynaklardan uzak yere yerleştiriniz. Böylece enerji tüketimimizi % 10-15 azaltabilirsiniz. Dolabı mutfağın en soğuk yerine koyunuz Buzdolabınızı evinizin en sıcak yerine koyarsanız toplam enerji tüketiminiz % 25 artar
Buzdolabı ve derin dondurucu satın alırken az enerji tüketenler satın alınmalı.Dondurucular çok iyi sızdırmazlık sağlandığında en yüksek verimde çalışırlar, bu sayede havayı dondurmak için yoğun bir şekilde çalışmak, daha fazla enerji harcamak zorunda kalmazlar.

Dolabın çevresinde havanın serbestçe hareket edebileceği yeterli aralık (5 cm. gibi) bırakılmalı. Aksi durumda hava serbestçe hareket etmediğinde enerji tüketimi iki veya üç kat artar.
Derin dondurucuda buz kalınlığının 7 mm.’den fazla olmasına müsaade etmeyiniz. Dolaptaki buz otomatik olarak erimiyorsa yılda en az iki defa eritiniz. Böylece enerji israfını önlemiş olursunuz.
Dolabınıza koyduğunuz yiyeceğin üzerine kağıtla, alüminyumla veya plastikle mutlaka kapatınız. Dolabınızın kapısını sık sık açmayınız. Açtığınız zaman da kısa süre açık tutunuz. Aksi durumda fazla enerji tüketimine neden olursunuz.
Derin dondurucudan alacağınız bir kase içindeki buz parçasını dolabınızın ortasına koyunuz. Böylece 3-4 gün süre ile, % 5 daha az enerji harcamanız mümkündür.Dolabın verimli çalışma ömrü 20 yıldır. Eski dolaplar yeni dolapların iki katı enerji tüketirler.

Banyo suyunun ısınmasını beklerken suyu bir kovaya doldurun.
 Yıkanacağınız zaman küveti doldurmayı değil, duş yapmayı tercih edin
Evde en çok su banyoda harcanır. Günlük harcamamızın yüzde 40’ı banyodadır Banyoda su tasarrufunun en kolay yolu suyu tasarruflu kullanan duş başlığı ve sifon taktırmaktır. Daha kısa duş alın. 5 dakikalık bir duş sırasında ortalama 60 litre su harcanır. 4 kişilik bir ailenin her bir ferdi duş süresini 1 dakika azaltırsa yaklaşık 18 ton suyu kurtarır. Yıkanma sürenizi sabunlanma, yıkanma ve durulanma ile sınırlayın.

Dişlerinizi fırçalarken, ellerinizi, yüzünüzü yıkarken  tıraş olurken;
Suyu akar vaziyette bırakmayın musluğu kapatın.Bu şekilde günde 15-20 litreye kadar sudan tasarruf edebilirsiniz. Tıraş bıçağınızı akar suyun altında değil, bir tas suyun içinde durulayın.
Su hayattır, suyunuzu da hayatınızı da boşa harcamayın.
 Kullanılmadığı halde açık bırakılan su harcaması, yılda kişi başına ortalama 12 tondur. 4 kişilik bir ailede bu rakam yaklaşık 48 tondur.

Rezervuar ve muslukların akış düzgünlüğü su tasarrufu için çok önemlidir.
Damlatan bir musluk,bir günde yedi kova doldurur.Suyu ziyan etmeyelim.
Sifonu gereksiz yere çekmeyin. Tuvaletinizi çöp kutusu gibi kullanarak boşuna su harcamayın.
Tuvalet rezervuarına renkli dezenfektan koyun, 30 dakika bekleyin,bu süre içinde sifonu çekmediğiniz halde klozete akan su renklenirse sızıntı var, gerekli alın demektir.
Dört kişilik bir ailenin fertleri günde bir kez sifonu amacı dışında çekerse, yılda 16 ton su harcamış olur.
Ortalama 4 - 5 litre su alan rezervuara, su dolu 1,5 litrelik pet bir şişe yerleştirin, rezervuardan akan su 3 litre olsa da ayni isi görüyor.Bu basit önlemle, yılda 2 ton su tasarrufu sağlanabilir.

İstanbul'da 3 gün içinde çekilen sifonlar ve arızalı musluklardan akan sularla Elmalı Barajı'nın tüm kapasitesi foseptiklere boşaltılmış oluyor

Su hayattır, Akıp gitmesin.Değer verilsin.Su değerlidir!Önemsensin
Sadece wc rezvuarlarına değil arızalı musluklara da çok dikkat etmek gerek
Muslukların su kaçırmadığından emin olun ve gerekirse tamir ettirin.
Her saniye bir damla damlayan musluk, yılda 1 ton su harcar.
Musluklarınız su damlatıyorsa conta yenileyin, mutlaka tamir ettirin. Damlayan musluklar günde 30-200 litre suyun ziyan olmasına sebep olur.
 Musluklarınızın altına suyun birikebileceği kaplar koyun.
Ev ya da apartmanınızdaki su borularını yenileriyle değiştirin ya da tamir ettirin. Eski tip borular tonlarca suyun ziyan olmasına neden olur.

Banyo ve tuvalette kullanılan su,evin toplam su tüketiminin % 70 i kadardır
Banyo yapmak yerine duş alınız. Böylece %30 daha az su kullanırsınız. Duş başlığını yeni çıkan suyu daha iyi püskürten Ayarlanabilir debili ekonomik duş başlıkları ile değiştirin.Bu duş başlığı dakikada en fazla 10-15 litre su tüketirken diğer başlıklar 25-30 litre su tüketir. Böylece 10 dakikalık banyo esnasında 100-150 litre sıcak su ve o oranda da enerjiyi tasarruf etmiş olursunuz.
 Suyu daha az açarak daha tazyikli suyla duş alınabilir. Duşlar banyo yapmanız için yeterli olan suyun (100-150 litre yerine so litre) yarısından da azını harcarlar ve banyo için gerekli olan suyun ısıtılmasından daha az enerji gerektirirler. CO2 salınımı açısından bize faydası;ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış oluruz.Sıcak su gelene kadar boşa akıtılan su israftır. Kovaya alınabilir.Kurna modeli ile ihtiyaç kadar su kullanılır.Sirkeli su ile kısa zamanda daha az suyla sağlıklı bir durulanma yapılabilir.

Park ve bahçeleri şehir şebeke içme suyu ile sulayanları uyarın ve yetkililere bildirin.”Bu bahçe içme suyu ile sulanmamaktadır diye belirtin.”
Kaldırımları değil, bahçenizi, çiçeklerinizi idareli sulayın ve sulamak için günün serin saatlerini seçin. Öğle sıcağında sularsanız, buharlaşma ile suyun büyük bölümünü kaybetmiş olursunuz. Sabah ve akşam gün batımı  iyi zamanlardır.Bulunduğunuz her yerde su tasarrufunun önemini anlatın.
Yaşadığınız yerin iklimine uygun, yerli bitkileri ekin.
Yerli bitkiler ve etli yapraklı sıcak iklim bitkileri yetiştirin daha az su ve daha az bakım ile büyüyebilir. Islak bezle silmenizin daha uygun olacağı
Arabanızı, suyun bitkiye ulaşabileceği yerde, deterjansız az su ile yıkayın.
Kaldırım ve yerleri suyla yıkamak yerine çalı süpürgesiyle süpürün.
Kurak zamanlarda bahçenize veya balkonunuza kuşların su içip banyo yapabileceği kaplar koyabilirsiniz.

Eko alışverişi  çevrenize özendirin. Kendinize file, bezden bir çanta, sepet temin edin ve plastik torbalara veda edin..
Uzak marketlere gitmek yerine yürüme mesafesindeki manavdan, alışveriş yerlerinden,   bakkaldan, semtinizde kurulan pazardan alışveriş edelim.
İthal yiyecekler ülkemize gelene kadar yolda ürettiği karbondioksitin atmosfere salınmasına sebep olmayalım. Meyveleri sebzeleri mevsiminde yemeye, yakınınızdaki köylerde üretilmiş olmasına dikkat edin. Üstelik bunun genetik açıdan daha sağlıklı olduğu da kabul edilmekte.CO2 salınımı açısından bize faydası;ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur

Çok parlak ışıkları söndürelim. Gerçekten onlara ihtiyacınız yoksa lütfen onları kapatalım. Zira onlar çok fazla enerji tüketirler. CO2 salınımı açısından bize faydası; ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.

Düşük enerji ampulleri size gereken ışığı verdikleri gibi 3 kat daha az güç harcarlar. Eğer ki bir gece kulübünde yaşamıyorsanız, tüm ampullerinizi değiştirin.CO2 salınımı açısından bize faydası, ortalama bir aile böylece yılda 200 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.

Emanete hıyanet etmeyelim.Bindiğimiz dalı kesmeyelim.Bitki ancak
Karbondioksiti kullanır,  oksijeni üretir. Mutlaka ağaç dikelim..Sadece bir ağaç, yaşamı boyunca bir ton karbondioksit emilimi gerçekleştirir. Ağaçların oluşturacağı gölge, havalandırma masrafınızı %15'e kadar azaltabilir.Tohum ,çekirdek, fideyi ve nereyi bulursak bir fidan dikelim ve gezegene yeni bir akciğer hücresi kazandıralım. Ormanlarımızı talandan ve yangından koruyalım…
Doğaya katkı için. Bez havlu,  bez mendil ve kağıt olmayan çocuk bezi kullanınız.Tükenmez kalem yerine, dolmakalem kullanalım.

Bir ton atık kağıdın, kağıt hamuruna katılması ile 20 ağacın kesilmesini engelleriz.Dönüşen her bir ton cam için 100 litre petrol tasarruf ederiz.
Geri dönüşen metal ve plastikle bu maddelerin yeniden üretiminde % 95 enerji tasarrufu sağlarız.Kullan at pillerini pil toplama kurularına atınız.
Yeniden doldurulabilir pilleri tercih ediniz.
Her atık çöp değildir.Geridönüşümü için  kağıt,-karton, plastik, cam, etal, ambalaj atıklarını ayrı ayrı torbalara atınız geri kazandırınız.
Bir ton kullanılmış beyaz kağıt, geri kazanıldığında; 16 adet çam ağacı, 1 ton kullanılmış gazete kağıdı geri kazanıldığında 8 adet çam ağacı kesilmesi önlenmiş olur.Kağıt atıklarınızı fidana çeviriniz.( TEMA 02122837816 )
.Ambalajları fazla olan ürünlerden kaçının: Çöpünüzü yüzde 10 oranında azaltarak 600 kg. karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz

Geri dönüşüme katkıda bulunun: Evinizden çıkan çöplerin sadece yarısını geri dönüştürerek yılda 1200 kg. karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz. Ne kadar az çöp üretirseniz, dünyanın zehirlenmesini o kadar çok önlersiniz. Dünyada büyük şehirlerde her gün kişi başı 1 kg. katı atık üretiliyor. Bu da toplamda 2 milyar tona denk geliyor. Bilinçsizce atılan bu çöpler her yıl 60 milyon ton metan gazı üretilmesine sebep oluyor ve Dünya’yı biraz daha ısıtıyor.Depozitolu geri dönüşümü olan kaplar kullanalım.Hammaddeler yerine,geri kullanıma gönderdiğiniz camla yapılan yeni cam üretiminde, hava % 20, suyu % 50 daha az kirleniyor.Geri dönen her bir ton cam için yaklaşık 100 litre tasarruf edilmiş olacak.

1 litre kullanılmış yağ 1 milyon litre içme suyunu yani, 15 kişinin 1 yılda alması gereken suyu içilmez hale getirir.
Kullanılmış bitkisel yağlar atık su kirliliğinin % 25’ini oluşturmaktadır.
Bitkisel atık yağlar suya döküldüğü zaman su yüzünü kaplar ve güneş ışığını engeller, zamanla sudaki oksijenin tükenmesi hızlandırır ve canlı yaşamına zarar verir.
Atık borularına zarar verir, işletme maliyetlerini yükseltir.
Kullanılmış kızartmalık yağları kesinlikle dökmeyip kapaklı bir kapta toplayıp ilgili toplayıcılara veriniz.Belediyenizle irtibata geçiniz.

Sağlığınız önemlidir. Kansorejen etkisi nedeniyle kızartmalık yağlarınızı iki defadan fazla kullanmayınız.
Atık yağların kanalizasyona dökülmesi yasaklanmıştır.
(Resmi Gazete’nin 19/04/2005tarih , 25791 sayısı)

Doğaya atılan atıkların % 60 boya ve boya ürünleridir. Dikkat edilmelidir.

Teknolojik atıkların oldukça arttığı günümüzde, ihtiyacınız yoksa yeni bir telefon almaktan, bilgisayarınızı değiştirmekten, her çıkan teknolojiye sahip olma hevesinden vazgeçmezsek, önümüzdeki yıllarda suyu, temiz havayı, mis gibi meyve ve sebzeleri ancak onların ekranından görebileceğiz.

Daha az araba kullanın: Her zamankinden daha sık yürüyün, bisiklet kullanın Araba kullanmadığınız her iki kilometre için 0.75 kg. karbondioksit tasarruf edeceksiniz. Arabayla yapılacak 15 kilometrelik bir yoldan kaçınmak yılda 250 kg karbondioksit tasarrufu sağlayacaktır!

Arabanızı haftada sadece 2 kere biriyle paylaşmak yıllık karbondioksit emisyonunuzu 800 kg azaltacaktır. Mutlaka kullanmak zorundaysanız 95 km/saat’i geçmemeye dikkat edin. Düşük viteste yüksek devir yapmayın. Aracınızı uygun viteste kullanın. Yoksa yüzde 30’a kadar daha fazla yakıt harcar. 60 sn’den daha fazla bekleyecekseniz motoru durdurun.
 İşe giderken, seyahat ederken toplu taşıma araçlarını tercih ederek veya otobüs, metro ve deniz vasıtalarını kullanarak trafikteki araç sayısını azaltmalıyız. 60 saniyeden daha fazla bekleyecekseniz motoru durdurun.
Düşük lastik basıncı fazla yakıt tüketimine neden olur: Lastik basınçlarını kontrol ediniz ve önerilen basınçta tutunuz Düzgün şişirilmiş lastiklerle litre başına aldığınız yol yüzde 3 oranında artacaktır. Her 4 litre benzin tasarrufu, 10 kilo karbondioksiti atmosferimizden uzak tutar.
Eko-sürüş açısında tavan yükü rüzgar direncini ve yakıt tüketimini arttırır
Yüksek devirde vites değiştirmeyin. Yüksek devirde sürekli vites değişikliği yakıt tüketimini ortalama yüzde 8 oranında arttırır
Otomobili yıkarken (büyük bir su israfına yol açan) hortumdan akan suyla değil de,  bunun yerine kova, fırça veya ıslak bez kullanarak  temizlersek hem su tüketimimiz azalır ve hem de fırça ile kirleri daha iyi temizlenmiş oluruz. Bakımsız araçlar önemli ölçüde hava kirliliğine neden olmaktadır
Özellikle motorun yakıt, ateşleme ve emisyon kontrol sistemlerini içeren Periyodik bakım zaman, para ve güven kazandıracaktır
Araçlarınıza iyi bakmaya, kontrollerini yaptırmaya  devam etmelisiniz

Bu toplantıya katılmak için gerçekten uçakla mı gitmeniz gerekiyor? Tatilinizi gerçekten yurtdışında yapmaya mı ihtiyacınız var?
 Dünyadaki akrabalarınız, size yakın bir yere yerleşmiş olsalardı;
CO2 salınımı açısından bize faydası , ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olurdu.

Dünyada ve ülkemizde de son zamanlarda iyice yaygınlaşan klimalar yeryüzünün şu zor zamanında, yüküne yük katıyor. Klima yerine pencereleri açmak daha iyi bir yöntem ve daha sağlıklı. Kalorifer kazanı ve klimalarınızdaki filtreleri temizleyin ya da yenileyin Kirli bir filtreyi temizlemek yılda 175 kg karbondioksit tasarrufu sağlayacaktır. Programlanabilir bir ısıtıcı kullanın. Programlanabilir ısıtıcılar otomatik olarak gece ısıyı düşürür ve gündüz artırır. Böyle bir sistem kullanarak yılda 100 dolara yakın tasarruf edebilirsiniz. Eğer ısıtıcınızı 50 C°'nin üzerine ayarlamazsanız 250 kg karbondioksit daha tasarruf edersiniz.

Televizyonlar, radyolar, bilgisayarlar ve bilimum cihazların üzerindeki stand by ışığı cihazı kullanıma hazır bekletir. Beklemede bıraktığınız on cihaz ortalama bir evin bir aylık elektrik tüketiminin yarısı kadar enerji tüketiyorElektrikli cihazların Stand by konumunda bırakmayın. Televizyonlarımızı stand by konumunda bırakmak bir miktar enerjiyi gereksiz yere harcamamıza neden olur. Kumandayla kapatmak yerine oturduğumuz yerden kalkarak TV'yi üzerinden kapatabiliriz.CO2 salınımı açısından bize faydası; ortalama bir aile böylece yılda 150 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur..

Şarj cihazlarını prizlere takılı bırakmayın. Küçük şarj cihazları kullanılmadıkları zaman bile bir miktar enerji harcarlar. Cep telefonu, PlayStation … gibi cihazlarınızı şarj etmediğinizde ya da pilleri dolduğunda şarj cihazlarını prizde bırakmayınız.CO2 salınımı açısından bize faydası ;ortalama bir aile böylece yılda 7 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Sıradan bir televizyon çalışırken ortalama 100 vat elektrik tüketir. Televizyonu kapatıp da prizden çekmezseniz, tüketim 2 vata düşer.
Yeni plazma ve LCD ekranlı televizyonlarsa daha fazla enerji tüketiyor.
Bunların en büyük modellerinde elektrik tüketimi kullanım sırasında 400 vata, kapalı ama prizdeyken 4 vata çıkıyor.Aynı şekilde DVD çalarlar da, prizdeyken elektrik tüketmeye devam ediyor.

Bir odadan yarım saatliğine, hatta 10 dakikalığına bile ayrılsanız ışıkları söndürün Elektrik enerjisi tasarrufu açısından çok  önemli bir husus;Evde işyerinde  öğle yemek molası sırasında bilgisayarlarımız yaklaşık 1 saat boşa çalıştığını, tüm şirketlerde 100'un üzerinde bilgisayar kullanıcısı olduğunu düşünürsek, her gün bir bilgisayarın 100 saatte tüketeceği elektrik enerjisini boşa tüketiyoruz. Bilgisayarlarda en çok enerjiyi  monitörler harcıyor. Ara verdiğimiz esnada sadece monitörleri kapatarak bile dikkate değer miktarda elektrik enerjisi yılda tonlarca karbondioksit tasarrufu sağlar

Konutlarda enerjinin elektrikli ev aletleri, ısıtma ve soğutma ihtiyaçlarının sağlanması, aydınlatma ve sıcak su temini amacıyla kullanıldığını, elektrikli ev aletleri, aydınlatma ve kullanılan armatürlerden enerji verimli olanların tercih edilerek bu verimliliğin artırılabilir.
 Elektronik aletlerdeki saatleri çalıştırmak ve hafıza çiplerini hazır tutmak için harcanan enerji, evde harcanan toplam enerjinin %5'ini oluşturuyor ve atmosfere yılda 18 milyon ton karbon bırakıyor

 Eski, tasarruf günlerimize geri dönüş iyi olacağa benziyor...
Bulunduğunuz ortam sıcaklığını düşürün Fazla değil, sadece 1°C düşürün, böylece bir miktar enerji tasarrufu yapabilirsiniz.
Eğer üşürseniz, üzerinize bir kazak, süveter giyebilirsiniz. CO2 salınımı açısından bize faydası; ortalama bir aile böylece yılda atmosfere 0,4 ton CO2   verilmesini engellemiş olacağı gibi parasını da tasarruf etmiş olur.

Kıyafetlerinizi 40 derece yerine 30 derecede yıkamak, yüzde 40 oranında bir enerji tasarrufu demek.Zaten son yıllarda deterjanlar da, düşük ısıda etkili olacak şekilde üretiliyor. Çamaşırı kurutucuya atmak yerine asarak kurutmak da, ciddi bir enerji tasarrufu sağlayabilir

Çamaşır makinesini ekonomik kullanın. Tek bir çalıştırmada yaklaşık 176 litre su harcayan çamaşır makinesi haftada bir kez bile az kurulsa, yılda 9 ton su tasarruf edilir.Ayrıca çamaşır makinenizi ve tüm beyaz eşyalarınızı alırken, enerji tasarrufu sağlayan marka ve modelleri tercih edebilirsiniz
Su ısıtıcınızı kışın iki derece aşağı, yazın iki derece yukarı ayarlayın. Bu basit ayarlamayla yılda bin kg. karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.
Sıcak su borularını yalıtkan malzemeyle kaplayın. Boruların ısınmasını beklerken musluğu açıp suyu ziyan etmemiş olursunuz.
Sıcak su tertibatınızda termostat ayarının çok yüksek olmamasına özen gösterin. Aşırı derecede ısınmış suyu soğuk suyla ılıtmaya çalışmak israftır

Evde harcadığımız suyun yüzde 15-20’si çamaşır yıkamak için kullanılır. Çamaşır için sadece sadece su değil, enerji ve deterjan da harcanır.
Çamaşır makinenizi tamamen dolduğunda çalıştırın.
Bu şekilde, her yıkamada 10 litreye kadar su tasarruf edebilirsiniz.
Elde çamaşır yıkarken aynı suda önce beyazları; sonra renklileri yıkayın.
Çamaşırdan arta kalan suyu yerleri silmek veya tuvaletinize dökmek için kullanabilirsiniz.
Ütüden önce çamaşırları düzgün astığınızda hem size daha az iş çıkar hem de ütü için daha az enerji harcarsınız. çamaşırları nemli olarak ütülemeye çalışın.
Fosfat içermeyen sabun ve sıvı temizleyicileri tercih ediniz.Su kaynaklarımız zehirlenmesin.

Lambaların daha iyi çalışması için kuru bezle temizleyiniz. Kirli ve tozlu lambalar %25 daha fazla enerji tüketirler.Gündüzleri mümkünse lambaları yakmayınız. Perdeleri açınız ve güneş ışığından faydalanınız

Yüksek fiyata satın aldığınız kompakt floresan lambaları iki yılda amorti edebilirsiniz Normal lambalardan 5 kat daha az enerji tüketirler ve 10 kat daha uzun ömürlüdürler.Standart lambaların ömrü 750-900 saat (150 gün) iken, kompakt floresan lambaların ömrü 10.000 saat (2.000 gün)’ dür.
Klasik ampullerden kurtulup tasarruflu ampullere geçmekle elektrik tüketiminizde yüzde 80’e varan bir tasarruf sağlamanın mümkün olabilir.
Standart akkor ampulünüzü tasarruf ampulü ile değiştirdiğinizde, yılda 75 kg. karbondioksit tasarrufu sağlarsınız.
Bir salon, iki oturma ve bir yatak odası, bir mutfak ve banyolu 100 m2’lik bir dairede günde 5 saat aydınlatma için normal lambalarla 3.250 W enerji tüketilirken kompakt floresan lambalarla sadece 650 W enerji tüketilir.


Bina dışı aydınlatmayı sadece gerektiği zaman kullanınız. Otomatik olarak ışığı kapatan ve açan fotosel üniteler veya zaman ayarlayıcı kullanınız.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Türkiye´de tüketilen toplam enerjinin yüzde 33´ü ısıtma ve soğutma amaçlı olarak binalarda kullanılıyor. Etkin bir ısı yalıtımı ile binalarda harcanan enerjiden yüzde 50 tasarruf etmek mümkün.
Bu da Türkiye´nin yılda 5,5 milyar dolar tasarruf etmesi anlamına geliyor.Verilere göre, Türkiye´de bulunan 8,5 milyon binanın yüzde 91´iyalıtımsız. Tüketilen enerjinin büyük bir bölümü ithal edildiği düşünüldüğünde, ısı yalıtımının önemi ortaya çıkıyor.

Türkiye´de net enerji tüketiminin yaklaşık üçte birinin konutlarda gerçekleştiği, binalarda enerjinin verimli kullanılmasının küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadele açısından önemli rol oynadığı…

Ayrıca önemli bir katkıda karbondioksit emisyonunun atmosfere salınmasının önlenmesi anlamına geldiği.ve yalıtımın sadece yakıt faturalarında büyük bir düşüş sağlamakla kalmadığını, çevre kirliliği ve küresel ısınmaya karşı da gözardı edilmemesi gereken bir önlem…ısı kaybı en çok duvar ve pencerelerde olduğu için çift cam tavsiye ediliyor.

Evinizin ısısını havaya atmayın Evinizin çatı arasını, duvarlarını, sıcak su hatlarını ve kazanı ısı kaçağına karşı izole edin. Kapı pencere ve çerçevelerinizi hava kaçaklarına karşı kontrol edin. Evinizi ılık tutun, sıcak değil ve böylece gezegenimizi biraz daha soğutmuş olursunuz.CO2 salınımı açısından bize faydası; ortalama bir aile böylece yılda 3.8 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.
.
Daha az su, enerji ve deterjan harcayan makine satın alınız
Çamaşırları yıkarken sıcak su yerine, ılık su kullanınız. Durulamayı ve çalkalamayı ise soğuk su ile yapınız. Elektrik enerjisinin %90’ı suyu ısıtma esnasında harcanır. 30-40 °C su sıcaklığı çamaşır için en uygun sıcaklıktır.
Çamaşır yıkama sıcaklığını düşürün.Kıyafetlerinizi 40-60 derecede yıkayacağınız yerde 30 derecede yıkayın. makineniz daha az enerji kullanmış olur ve elbiseleriniz hala parlayan beyaz renklerde kalır.
CO2 salınımı açısından bize faydası;ortalama bir aile böylece yılda 90 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur

Daha az sıcak su kullanın: Suyu ısıtmak için çok fazla enerji gerekmektedir. Daha az su tüketen bir duş başlığı ile 175 kg., giysilerinizi soğuk ya da ılık suda yıkayarak da 250 kg. karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.

Su ısıtıcınızın termostatını maksimum 50°C’ye ayarlayınız. Bu sıcaklık banyo ve mutfaktaki işler için uygundur. Çoğu insan 42°C sıcak su ile banyo yapmaktadır.

Su ısıtıcıları sizin çay ya da kahve içmeniz için gereken enerjiden çok daha fazlasını harcarlar. Eğer bir bardak içecekseniz sadece bir bardak su kaynatın daha fazlasını değil.CO2 salınımı açısından bize faydası;
ortalama bir aile böylece yılda 45 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.

Tencere, tava ve çaydanlık tabanının aşan her alev enerji israfıdır
Yiyecekleri düz tabanlı tencerelerde ve tepsilerde pişiriniz.
Kapaksız kapta yemek pişirirken 3 kat daha fazla enerji tüketmek gerekir.
Yemek pişerken fırın kapağını gerekmediği sürece açmayınız. Her kapak açılışında sıcaklık 25 °C ile 30 °C birden düşer.
Mikro dalga fırın, klasik fırına göre % 66 daha az enerji tüketir.
 Oturma odanızın sıcaklığının 20 °C, yatak odanızın sıcaklığının ise 17°C’den fazla olmasına müsaade etmeyiniz. Odada 1 °C’lik sıcaklık düşürme % 5’lik yakıt tasarrufuna neden olur. Sadece kullandığınız odaları ısıtınız. İhtiyacınız yoksa ısıtıcıyı açmayınız..
Isıtıcınızın veya radyatörlerinizin önüne kesinlikle eşya koymayınız. Sıcak hava hareketini önlemeyiniz. Aksi durumda, ısınmak için daha fazla enerji harcarsınız. Pencerelerinizden güneş çekildiği zaman ısının kaçmasını önlemek için perdelerinizi kapatınız. Kapalı ve uygun perdeler pencerelerden ısı kaybını %25 oranında önler. Perdeler radyatörlerin üzerini örtmemelidir.

Rüzgar ve güneş enerjisinden mümkün olduğunca yararlanmalıyız.
Güneş enerjisi ile evinizin,suyunuzun  ısınmasına özen gösterin
Radyatörlerinizin arkasına yansıtıcı koyunuz. Böylece radyatör başına yılda 6 dolar kazanırsınız. Alüminyum kaplı yalıtım levhası ile bunu sağlamanız mümkündür. Isıtıcılar evdeki enerjinin %45’ini tüketir.
 Kış aylarında odalarda ve radyatör üzerinde kesinlikle çamaşır kurutmayınız. Odalarınız buhar içindeki zararlı gazlarla dolar.
Kalorifer termostatınızın ısısını bir derece düşürmek, sıradan bir ailenin ısınma masrafını yüzde 10 ya da daha fazla azaltabilir.
Aynı şekilde, kaloriferi daha da açacağınıza üzerinize bir kazak giymek de büyük fark yaratabilir.
Kombileri 15 yıldan eski olanlara da, yeni ve verimli modellere geçmeleri tavsiye ediliyor.
Perde ve mobilyaların kaloriferin önünü kapatmaması ve peteklerin arkasına ısı yansıtıcı plakalar koymak da büyük tasarruflar sağlayabiliyor
HAZIRLAYAN
 MELEK SEVİL İRENGÜ