27 Aralık 2008 Cumartesi

YAŞAMAK İÇİN ÇEVREMİZİ YAŞATMALIYIZ


YAŞAMAK İÇİN YAŞATMALIYIZ

TÜRKİYE VE İSTANBUL GENELİNDE ÇEVRE SORUNLARI
VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
'Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir''. (1982 Anayasasının 56. Maddesi.)

Kim ne kadar duyabiliyor ve eyleme geçiyor!102’si Nobel Ödülü Almış, 1600 Bilim Adamının 1992 Tarihli Tebliği’nde duyuruları;
“ Önümüzdeki tehlikeleri göğüsleyip, gerekli önlemleri alabilmek için on ila yirmi yıllık bir zamanımız kalmıştır. Bu şansı kaçırdığımız taktirde, bizler kaybetmiş olacağız. İnsanların elindeki imkânlar büyük ölçüde yok olacaktır. Kendimize verdiğimiz değer kadar, üzerinde yaşamakta olduğumuz bu gezegene de değer vermeliyiz. Yeni değerler tespit etmemiz gerekmektedir. Ayrıca,isteksiz liderlerimizi, isteksiz hükümetlerimizi ve isteksiz insanları bu yeni değerler istikametinde ikna etmemiz gerekmektedir. Demektedirler.
TEMA İstanbul Temsilci Yardımcısı Sevil İrengü, Kadıköy Belediyesi Fen işleri Gönüllüleri davetlisi olarak C K M “Kitap Günleri” etkinliğinde sunum yaptı.Kendisine gönüllü katkılarından dolayı Kadıköy Belediye Başk.Av.Selami Öztürk tarafından Teşekkür Belgesi verildi.

Merhaba, hoş geldiniz,
Gezegenimizdeki yaşamı tehdit eden, Ülkemizde ve İstanbul’da da yaşanan çevre sorunlarının “Sürdürülebilir Çevre Politikası” için durum tespiti ve çözüm önerilerinin, bir kez daha altını çizerek ele almak amacıyla, burada sizlerle birlikteyiz.TEMA Vakfı olarak değerli katkılarınıza ve katılımlarınıza teşekkür ederiz.

. Doğal kaynakların daha verimli kullanımı ve korunmasının, yaşamsal gereğini idrak etmek, farkındalık oluşturarak, çözümde işbirliğine ve artı değişime gayretle, toplumla ve sizlerle birlikte, gönüllü hizmete yönelmek, en içten arzumuzdur.

Dünyanın gündemi ve en önemli sorunlarını belirlemek üzere, BM tarafından düzenlenen zirvelerle gerçekleştirilen, ilki 1972 çevre eylem planı ile başlayan.daha sonra 1992’de Rio de Janeiro’da uluslar arası “Yer yüzü Zirvesi Stocholm Bildirgesi” sonuçlarında ele alınan ana başlıklar;
1-Çevre ve kalkınma üzerine Rio deklarasyonu
2-Gündem 21
3-Biyolojik Çeşitlilik sözleşmesi
4-İklimsel değişiklikler ve çevre sözleşmesi
5-Ormanlar konusunda ilkeler bildirimi

Uluslararası Çevre Hukukunda Halkın Katılımı 1992 - Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Üzerine Rio Zirvesi Sonuç Deklarasyonu;
“İnsanlar, doğa ile uyum içinde sağlıklı ve verimli bir hayata layıktır.
Çevre konuları en iyi şekilde, ancak ilgili bütün vatandaşların katılımı ile yönetilir.Devlet, kurum ve kuruluşlar geniş çapta çevre bilgilendirmesi yaparak kamuoyu aydınlatılmasını ve katılımı gerçekleştirecek ve teşvik edecektir.”der.

TEMA Vakfı olarak, BM’lerin çevre bildirgelerinde yer alan konuların takipçisi olup, Türkiye’nin her köşesinde ve İstanbul ilimizde gönüllü çevre çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Siyasi güçleri ülkemizin çevre sorunlarına çare bulmadan, toprağı korumadan iktidar olamayacaklarına inandıracak kadar güçlü bir kamuoyu oluşturmak istiyoruz. Gelecek kuşakların mirasının ve ulusal refahın korunmasında, herkesin üstüne düşen vazifeler vardır.Toplumsal Barış Topraktan Gelecektir.
Tüm Türkiye sathında kolaylaştırıcımız olan herkese teşekkür ederiz.

Genel olarak ele alacağımız “Çevre Sorunları ve Çözüm Önerileri
ana başlıkları;
1-Ekosistem; Göç-Nüfus artışı-Yerleşim Durum / öneriler
2-Biyolojikçeşitlilik- Toprak –Orman-Tarım Alanları-Ova ve Meralar Durum/Öneriler,3-Su Kaynakları -Göl-Dere-Barajlar Durum/Öneriler
4-Çevre Kirlilikleri:;-Hava ve Gürültü Kirliliği -Ulaşım- Durum/Öneriler
5-Çevresel Kalkınma Politikaları ile Bireyler ve Sektörler;3.Sektör STK’lar (Sivil Toplum Kuruluşları ) Durum/Öneriler

Dünya incisi İstanbul, tarihi boyunca su bakımından çevresinden beslenmek zorunda kalmış bir yerleşim yeri olmuştur. Halkalı bölgesindeki su kaynaklarından inşa edilen kemerler vasıtasıyla, daha 1. Konstantin döneminden beri şehre su taşıma yapılmıştır.Susuzluk olgusu, özellikle bostanların sulanamaması yüzünden tarım ürünlerinde ortaya çıkan üretim azalmasıyla; İstanbul'a göç edenlerin, geri gönderilmelerine bile sebep olmuştur.

Bugün dünya nüfusu 7 milyara giderek yaklaşıyor. Nüfus Türkiye’de olduğu gibi, İstanbul’da 15 milyonu geçmekte, Şehirleşme planlarını zorlayan unsurlar gittikçe artmaktadır.Taşıma kapasitesini aşan göçlerle nüfusun artması demek, Yeni meskenler, yol, su, elektrik ,hastane okul, iş, aş gibi ihtiyaçların karşılanması ,yaşam trafiği ve tüketimin artması demektir. Gereksiz tüketime dönük bir toplum yapısına sahip olunca da çok yükselen tüketim miktarları atıklar artmaktadır.

İSTANBUL’DA nüfus hızla artıyor yeşil alan azalıyor! İstanbul’un çevresel ve ekonomik sürdürülebilirliği günümüzde endişe verici boyutlara ulaşmıştır ve ekoloji ekonomi dengesi, ekoloji aleyhine bozulmaktadır

Birincisi şehir planlaması boyutu. Bu konu, uzmanların, STK’ların, üniversitelerin bilimsel görüşü ile tespit edilmelidir… İkincisi tespit edilen güzergâhtaki doğal yapının, ekosistemin mutlaka ve mutlaka korunması gerekiyor. Kentin en önemli ormanları burada. İstanbul’un su havzaları bu bölgede yer alıyor. Bunlardan vazgeçmemiz mümkün değil, üstün kamu yararı bunu gerektirir. Köprü ve yolların güzergâhına rant karar vermemeli. Bu noktada bilim ve mantık öne çıkmalı. Yetkililere bütün bu önemli noktaları haykırıyoruz. Mücadelemizi sonuna kadar sürdürecek ve mutlaka başarıya ulaşacağız." TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Y. GÜRSES Yeşiliz sf. 20 MAYIS-HAZiRAN 2007 SAYI 9

İst. Metropolitan Planlama Merkezi’nin yaptığı planda, 3. köprünün ve bağlantı yollarının kuzeyden geçmesi yer almamak tadır.Bu plana rağmen bu bölgenin düşünülmesi doğru değil. Kuzeyden geçmesi ile ilgili olarak iki çok önemli konunun dikkatle incelenmesi gerekli.

3.KÖPRÜ VE TEHDİTLER Habitat kaybı ve parçalanması; Su Havzalarının durumu: Su havzalarının korunmasının güçleştirilmesi; Ormanlarda doğrudan arazi kaybı ,1050 ha şeridin şevlerinin yüzölçümü. Platformun görevi, alternatif güzergahlar belirlemek olmamalıdır.5. (S.S.I) 1996 Boğaz köprüsü çalışmalarında; 2. Boğaz Köprüsü için İstanbul sadece Anadolu Yakasında 3500 adet orman suçu işlenmiştir. 4.610.000 m2 Orman alanı toplam tahrip edilen orman alanı:“İstanbul’un kuzeyinde çevre yolları hazırlanmış. Bir tek köprü eksik” ,“Köprü inşaatıyla Orman Kanunu 17. maddeye göre tahsisinin önü açılmış olacaktır.”

Çevre sorunları ile yakın ilişkili Küresel Isınmanın Ekolojik Sonuçları
Daha Fazla Kuraklık, Daha Sık ve Şiddetli Kasırgalar ve Fırtınalar Seller,Aşırı Sıcaklıklar ve Yangınlar Ekosistemlerin Değişmesi
Biyolojik Çeşitliliğin Yok Olması, Küresel Gıda Üretim Düzeninin Bozulması,Daha Fazla Yoksulluk, Daha Fazla Hastalık, Deniz Seviyelerinin Yükselmesi,( Dünya nüfusunun 1/3’ü kıyılara 55 km mesafedeki kuşakta yaşamaktadır.)

Küresel ekonomi geliştikçe, yerel ekosistemler artan bir hızla yok oluyor… Çevre sorunlarını da beraberinde getiriyor.

Çevre Kirliliğine Karşı Alınabilecek Önlemler; Hukuksal Önlemler (Yasal Düzenlemeler) Teknolojik Önlemler,Arıtma Tesisleri, Biyolojik Savaşım, Emisyon Azaltma (Filtre, Sülfirikasit Ünitesi)

Ekolojik Önlemler;Alternatif Enerji Kaynakları, Ekolojik Planlama,Eğitimvb.

Tüm canlıları ve geleceğini etkileyebilecek, çok yakından ilgilendiren, ülkemiz için çok önemli bir çevre sorunu “Toprak Erozyonu”nun Ekonomik ve Sosyolojik Sonuçları vardır.

Humuslu üst toprağın elden çıkması (yılda -1,4 Milyar ton toprak)
Tarım alanlarının azalması ve nüfusu besleyememesi Tarımda verimsizlik ,kuraklık nedeniyle Su kaynaklarını düzenli ve sürekli beslenememesi, yaşamsal önemi olan biyolojikçeşitlilik kaybı,meraların elden çıkması ve hayvancılığın gerilemesi, taşkınlar, sel ve çığ felaketleri, köyden kente göç , fakirlik , açlık ve kaos.

Ağaç ve bitki türleri küresel ısınmayla gelen değişik koşullara hemen adapte olamazlar. Yaşlı ormanlar, iklim değişikliği nedeniyle ciddi risk altındadır. Küresel ısınmayla gelen sel, kuraklık gibi felaketler bitki varlığını da tehlikeye atacak, birçok bitki türü yok olacaktır..Koruma tedbirleri artmalıdır.

Dünya’nın %70’i suyla kaplıdır, ancak bunun %97,5’i okyanus ve denizlerdeki tuzlu sudan oluşmaktadır. Geriye kalan %2,5’lik tatlı suyun %1,5’i kutup bölgelerinde ve buzullarda bulunmaktadır. İnsanoğlunun doğrudan yararlanabileceği yer üstü ve yeraltı tatlı su rezervi toplam Dünya su rezervinin sadece %1’i kadardır .(http://www.unesco.org/water).
ormanlık ve yeşil alanlar yağan yağmur suları tutar rezervlere indirirler.

Bu alanların kullanımında doğa koruma amacına ters düşmeyecek işlevler dışına çıkılmayarak, kamu yararı önceliğiyle, toplumsal ve ekonomik açıdan zarara uğratılmayacak yaptırımlarla korunmalıdırlar. İstanbul ili ve yakın çevresi, orman örtüsü bakımından zengindir.Yerleşme alanlarının yakın çevresinden başlayarak, çevreye doğru genişleyen bitki örtüsü tahribatı vardır.
İstanbul’da bir kısım orman alanları önce tarım alanları açılması için yok edilmiş, daha sonrada buralara yerleşmeler yapılmıştır. Halen ormanlık alanda kaçak yapılaşma riski yüksektir.

2 B alanları satışı durdurulmalıdır. 2-B gibi yasal kılıflar altında orman alanlarımızın yok edilmesine izin veremeyiz. Öncelikle 2B oluşumuna sebep olan Anayasa’nın 169 ve 170’nci maddelerinde ve Orman Kanunu’nda yer alan olumsuz düzenlemeler derhal geçici maddelere alınmalı ve sorunun çözümü için yeterli süre sonrasında kendiliğinden ortadan kalkacak şekilde bir düzenlemeye gidilmelidir ve işgal alanlarında ecrimisil uygulanmasına derhal başlanmalı ve hazine zararı önlenmelidir.

Ülkemizde, 1937 yılından bu yana 77.785 adet orman yangını çıktı. Bu yangınlarda yaklaşık İstanbul’un 3 katı büyüklüğünde 1.583.847 ha orman alanı yok oldu.Biz TEMA Gönüllüleri olarak, yetkilileri ve halkımızı orman yangınlarına karşı daha duyarlı ve tedbirli olmaya çağırıyoruz”

Ormanı Tahrip Eden Faktörlerin Görünümü ;% 1Kıyı ihlali yerleşim, % 7 Tarla açma, % 9 Kaçak kesim,% 27 Yangınlar, % 56 TBMM …

Küresel İklim değişimi ile Büyük kuraklıkların ve su kıtlığının ortaya çıkacağı,Deniz seviyelerinin yükseleceği,Su kaynaklarının kullanılamaz,
onarılamaz hale gelmesi, Su kaynaklarının azalması sonucu enerji sıkıntısı oluşması, Ormanların yok olacağı, Tarım ve orman ürünlerinde önemli azalış, Gıda-beslenme sorunu, Turizm ve rekreasyon alanlarının sorunlu bölgeler haline gelmesi, Bir çok sektörün kapanması olasılığı ,işsizlik ve toplumsal barışın zorlanması.

Çölleşme ve İklim Değişikliği İki çevre sorunu birbirini tetikliyor.
İklim değişikliği kuraklığa neden olup çölleşmeyi tetikliyor, çölleşme de topraktaki artan karbon emisyonları ve azalan karbon tutumu nedeniyle iklim değişikliğine yol açıyor.Bütüncül bir yaklaşıma şart gözüyle bakılıyor.
TEMA Vakfı Kurucu Onur Başkanı Hayrettin KARACA ve Mütevelliler Heyeti Başkanı A. Nihat GÖKYİĞİT, “Çölleşme yoksulluğun hem nedeni, hem sonucudur. Toprakları çölleşen bir ülkenin temel sorunları açlık, susuzluk, işsizlik ve iç göçtür. Bunun sonucunda işsizlik, gelir dağılımdaki adaletsizlik artacak, çarpık kentleşme, çevre kirliliği, doğal kaynakların aşırı kullanımı ve tahribi gündeme gelecektir. Bu nedenle hep birlikte geleceğimize şimdiden sahip çıkmamız, toprağımıza El Koymamız gerekiyor” der.

bugün, ruhsatsız sanayi kuruluşlarının % 15’i edirne’de, % 8’i Kırklareli’nde ve % 12’si Tekirdağ’dadır. Türkiye Sanayiinin % 8’i bu bölgededir. çok çarpıcıdır. bu bölgedeki sanayiinin % 88’i kaçak’tır. Trakya bölgesi’nde yaklaşık 1 milyon hektar verimli tarım alanlarının % 22’si sanayiinin eline geçmiştir. bununla kalmamış, 15 sene önce yeraltı suyunun seviyesi 180 metre civarında iken, bugün 450:500 metreye düşmüştür. bu da, bölgeyi nasıl bir çölleşmenin beklediğini göstermektedir. SN. (OSMAN PEPE T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANI)

Küresel ısınma ile ; Akdeniz ikliminin uzun süreli kuraklığına ek olarak, kış aylarında yağış miktarında azalmalar söz konusudur, Büyük kuraklığın ve su kıtlığının ortaya çıkacağı, Denizlerin seviyesinin yükseleceği, kıyı ve tarım alanlarının, tatlı su kaynaklarının tuzlu su istilasına uğrayacağı, Su kaynaklarının kullanılamaz, tarım alanlarının onarılamaz hale gelmesi, Su kaynaklarının azalması , enerji sıkıntısı oluşması, ormanların yok olacağı, Tarım ve orman ürünlerinde önemli azalış yaşamı zorlaştıracaktır.

Türkiye’de toprakların % 89’u erozyona maruz, Her yıl 1,4 milyar ton toprak kaybı - 500 milyon tonu verimli tarım alanları,Kaybedilen verimli topraklar, 600 bin ton buğday üretimine, diğer bir deyişle adam başı her yıl 35 ekmeğe denk…

Ülkemizde, yalnız İstanbul-Edirne otoyolu yüzünden, Trakya’nın 1. Sınıf tarım topraklarından yaklaşık 10.000 hektar kaybedilmiştir.Kayıp: ~150.000 ton buğday ~ 6 Trilyon TL.

ABD’de 1982- 1992 yılları arasında her yıl, iki New York kentine eşit miktarda toprak, asfaltlanarak karayoluna dönüştürülmüştür.

Toprak kaynaklarını çok kısıtlı olan Türkiye topraklarının Arazi Kullanım Kabiliyet Sınıfları açısından yaklaşık 1/3’ü tarıma uygun alanlardır.Türkiye genelinde toprak kaynakları konusunda en önemli tehlikelerden biri şehirleşmedir. Türkiye’de gelişen şehir yerleşmelerinin büyük kısmı yanlış arazi kullanımına neden olmaktadır. kentinin amaç dışı arazi kullanımı durdurulmalı, kapsamlı planlama çalışmaları yapılmalıdır. Verimli topraklar üzerinde yeni yapılaşma önlenmeli.İstanbul şehrinin alternatif gelişim alanlarının belirlenmesi sırasında toprak özelliklerine dikkat edilmeli.

Ekolojik Hizmetler vardır gözardı edemeyeceğimiz;
1- TOZLAŞMA;Elma, incir, muz bahçeleri, pamuk vb. tarım alanlarında; Arılar, Kelebekler, Böcekler, Yarasalar hizmet verir.
2- BIYODEGRASYON (biyolojik ayrıştırma) Böcekler, Bakteriler, Mantarlar (düşen yapraklar, çöpler, canlı atık ve artıkları hizmetteler.
3- TOPRAK VERIMLILIĞI (havalandırma, ayrıştırma, azot bağlama, humus birikimi vb hizmetle Solucanlar, Toprak içi canlılar, Bakteriler.
4- Oksıjen – Karbon Dıoksıt Düzeni (fotosentez olayı) Yeşil Bitkiler.
(Türkiye’de 9 500’e yakın damarlı bitki mevcut.Bunların 1/3, 3067 adedi endemik. Avrupa’da ise bu rakam yaklaşık 3000 Türkiye’de ,her 6 günde bir yeni bir bitki türü bulunmaktadır.Türkiye topraklarının %26 ’sı orman ile kaplıdır.76 ‘sı endemik olmak üzere 564 tür vardır.Avrupanın tamamında 27 meşe türü var iken yalnız Türkiyede 18 tür meşe bulunmaktadır.AB’de doğal ormanların toplam orman sahasına oranı %1 iken, yarısı bozulmuş ve verimsiz olsa da ,Türkiye’de bu oran %93 dür.)

5- İKLIMI DÜZENLEME
(Bitkiler CO2 tüketerek global ısınmayı önleme, hava nemi )
6- SU DÜZENİ sağlama, EROZYONU önleme
7- SULARI FiLTRELEME VE TEMiZLEME (planktonları vd. Kontrol etmeleri ve deniz suyunu temizlemeleri)
8- BiYOLOJİK İYİLEŞTİRME (Toprak ve sudaki toksik atıkları sömürme, sağaltma...) (ağır metalleri topraktan emip, dokularında
depolayan bitkiler – örnek turpgiller. Böyle bitkiler, böceklere ve ot yiyen hayvanlara karşı da biyo-pestisid etki yaparlar).

İstanbul’un Botanik Zenginliğini Yaşatmalıyız .
İstanbul çevresindeki ormanlar- da sıkca rastlanan Karadeniz Siklameni, Bern anlaşması çerçevesinde koruma altında.

Istanbul ili sadece 5110 km²lik bir yüzölçüme sahip, ancak 2000 tür gibi şaşılacak yoğunlukta bir biyolojik çeşitliliği barındırıyor. Bu İngiltere’nin 1850 ve Hollanda’nın 1600 türünü aşmaktadır.Kadıköy Çayır Çiğdemi, sadece Istanbul bölgesinde ve bir kaç Yunan kolonisinde mevcuttur.

Türkiye üç ana iklim kuşağı altında tek ülkedir.(Akdeniz,kara,okyanus iklim tipleri) Dağlar arasında yer alan yüksek rakımda düzlükler ağaçsız, fakat çok çeşitli ve nadir çayır ve bozkır vejetasyonu barındırır. Dünyanın önemli koyun üreticisi Yeni Zelanda’nın geniş meraları Anadolu otlaklarından alınan tohumlarla geliştirilmiştir. Doğu Anadolu dünyanın en önemli bitki gen kaynağıdır.

Milli Parkların sürdürülebilir kullanımlarına, zarar verici haller ve işgalleri gözlenmeli ve önlenmelidir. IUCN (Dünya Koruma Birliği)biyolojik çeşitliliği ve doğal-kültürel değerleri koruma, çevresel hizmetleri sürdürme gibi yaşamsal öneme sahip işlevlerin etkili bir şekilde yerine getirilebilmesinde büyük önem taşımaktadır. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa göre korunan "sit alanları işgal edilmemelidir. GEKYA (Gen Koruma ve Yönetim Alanları), GEF hibe katkısı ile desteklenen "Genetik Çeşitliliğin Yerinde Korunması" Projesi kapsamında pilot bölgelerde; yok olma tehlikesi altında bulunan yada ekonomik bakımdan önemli olan bitki türlerinin genetik çeşitliliğinin ve evrimin sürekliliği sağlanmalıdır.

Yok etmeye tek bir cahil, tek bir ihanet, tek bir kibrit çöpü yetiyor.Ve sadece tek bir saatlik zaman, binlerce eğitilmiş ve bilgili insan, binlerce vefa ve sevgi, binlerce araç, gereç, makine ve yüzlerce yıl sürecek zaman yetmiyor.

Toprak Erozyonuna Karşı Alınabilecek Biyolojik Önlemler – Teraslama ve su tutulumu ile bitkinin gelmesi daha fazla.toprak ve su kazanımı…Ve elde edilen bitki örtüsü ile artan su tutulumu,Türkiye toprakları üzerinde (780.000 km2) yılda ortalama 643 mm yağış olmaktadır .

Küresel Isınma Nedeniyle Türkiye’deki kritik konulardan biri de “Su”
Aşırı su kıtlığı çekmeyen ama sandığımız gibi su zengini bir ülke değiliz.
Ülkemizin ileriye yönelik önlemler almada gecikmesi, kıtlık, açlık ve sosyal patlamalara yol açabilir.Su kaynaklarının azalması sonucu yeterli önlemler alınmaz ise enerji sıkıntısına da düşülecektir.Sürdürülebilir kalkınma kavramı, ekonomik arz politikaları ile doğal kaynakların devamlılığını ve birlikteliğini isteyen bir gelişme sürecini tanımlar. Çevrenin sürdürülebilirliği ve korunması politikalarını destekleyenler ile ekonomik kalkınmaya öncelik verenler arasındaki mücadeleden doğmuştur.

Türkiye’de Suların Geleceği; AB’nin Türkiye ile ilgili ekim 2004 tarihli ilerleme raporundan : Türkiye’nin Dicle ve Fırat havzasındaki barajların, sulama kanallarının ve sulama plânlarının, uluslararası bir yönetime bırakılması gerekmektedir!!!

İstanbul İçme suyu reservuarları;Ömerli Rezervuarı-Terkos Rezervuarı
Alibeyköy Rezervuarı-Sazlıdere Rezervuarı, Büyükçekmece Rezervuarı.
Baraj havzaları kaçak yapılaşmadan ve kirli su atıklarından mutlaka korunmalıdır. Akarsu ve akiferlerimizden sınır aşan sularımızın varlığı da denetim ve kontrolümüz altında olmalıdır. Su satış istasyonları düzenli denetlenmeli,.

Temizlenmesini istediğimiz İstanbul derelerinin Hepsi kirli;
Haramidere de, Kurbağlıdere de, Ayamama da, Kınıklı ve Tuzla dereleri de aynı durumda... İSKİ’nin dere ıslah çalışmaları var.
Maliyeti yüksek projeler... Ama istimlak sorunları büyük. Yetkililer Kurbağlıdere’de bir yer istimlak edilemeyince iş uzadığını, artık derelere sadece yağmur suları geldiini çünkü, bu tür derelerin çevresine boru döşendiğini, buradan gelen kanalizasyon sularının arıtmaya gönderildiği söyleniyor.

Ayamama Deresi ayrı bir sorun. Ataköy’de bir arıtma tesisi yapılması gerekli. Ne yazık ki Ataköy’de bir arıtma tesisi yok. Haramidere’de de arıtma gerekiyor. Silivri, Selimpaşa ve Kumburgaz’ın kanalizasyonları, Büyükşehir’e bağlanmadan önce direkt olarak denize veriliyordu. Oraya da Büyükşehir bir tesis yapmak üzere çalışıyor. Gene de bu işler kısa vadede bitecek işler değil. Eğer bunlar, yapılmazsa, özellikle Marmara Denizi, evsel ve endüstriyel atıklarla daha çok dolacak. Avrupa yakasının kanalizasyonu Baltalimanı’nda arıtılıyor; Anadolu yakasında;Üsküdar’dan Beykoz’a kadar olan hattın kanalizasyonu ise denize akıyor.Kanalizasyonlar artılmadan denize akıtılmamalı. Arıtma tesisleri çoğaltılmalı ve randımanlı çalıştırılmalı Derelerin denizle bağlantıları sağlı-sollu ele alınmalı Göksu Deresi

Göllerimiz islah edilmeyi bekliyor. Küçükçekmece Gölü vahim durumda; tamamı sanayi atıklarıyla dolu.K. Çekmece Gölü (Lagünü)’nün ana Problemleri; Göl çevresinde aşırı yapılaşmaya bağlı olarak hiçbir arıtıma tabi tutulmadan ortama verilen atıklar,Çeşitli dallarda faaliyet gösteren yaklaşık 200 sanayi tesisinin de atıklarını göle vermesi. Her yıl düzenli olarak toksik alg artışı görülmekte.

Çevre Kanunu Ve Uygulama:Anayasanın, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını düzenleyen 56.maddesine dayalı olarak 1982 yılında çıkarılan 2872 no lu Çevre Kanunu amacı, bütün vatandaşların ortak varlığı olan çevrenin korunması, iyileştirilmesi; kırsal ve kentsel alanda arazinin ve doğal kaynakların en uygun şekilde kullanılması ve korunması; su, toprak ve hava kirlenmesinin önlenmesi; ülkenin bitki ve hayvan varlığı ile doğal ve tarihsel zenginliklerinin korunarak, bugünkü ve gelecek kuşakların sağlık, uygarlık ve yaşam düzeyinin geliştirilmesi ve güvence altına alınması için yapılacak düzenlemeleri ve alınacak önlemleri, ekonomik ve sosyal kalkınma hedefleriyle uyumlu olarak belirli hukuki ve teknik esaslara göre düzenlemektir.Ancak Çevre Kanunu uyarınca yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde çıkarılması gereken yönetmelikler (örneğin ÇED yönetmeliği) kanunun çıkarılmasından 11 yıl sonra çıkarılmıştır.

7.maddenin 5177 no lu yasa ile hiç bir Avrupa Konseyi ülkesinde mevcut bulunmayan hükümlerle, madencilik sektörüne; Anayasa ve uluslararası çevre sözleşmelerine aykırı olarak dilediği yerde dilediği şekilde maden işletme olanağı sağlanmıştır.Türkiye’nin kültür ve tabiat varlıklarının korunması için gerekli olan ÇED Yönetmeliği (halkın katılılımı ve duyarlı alanlar) ) ve GSM Yönetmeliği ve diğer koruma mevzuatı dışlanmış, Bakanlar Kurulunun çıkaracağı bir Yönetmelikle ‘’çevre ve insan sağlığı’’ by-pass edilmiştir.

Maden Kanununun 17.maddesine göre, petrol ve maden şirketleri, 3 yıl sürebilen arama faaliyetleri sırasında, hiç bir izin ve onaya gerek kalmaksızın, görünür rezervin yüzde 10’unu çıkarma ve satma hakkını almışlardır.
CHP üyesi 117 milletvekili tarafından Anayasa Mahkemesinde açılan davada, 5177 sayılı kanunun 7.maddesi ve diğer bağlantılı maddelerinin yürürlüğünün durdurulması ve iptali talep edilmiştir.Bu davada, 5177 sayılı kanunun özellikle Anayasanın 43 (kıyılardan yararlanma), 45 (tarım arazileri ve meralar), 56 (çevre hakkı), 63 (kültür ve tabiat varlıkları), 169 (ormanlar) ile BM ile Avrupa Konseyinin uluslararası çevre ve doğa koruma sözleşmelerine aykırılığı ileri sürülmüştür. Bu dava hala sürdürülmektedir.

İstanbul’da su kullanım denetim yaptırımı; Kurum-Kuruluş-sitelerde Yağmur suyu tutulumu ve değerlendirilmelerinin yapılması,Sulama –rezervurlarda kullanım sağlanması.Kurum-Kuruluş-sitelerde su tasarrufu açısından yapılması gerekli Yağmur suyu tutulumu ve değerlendirilmelerinin ele alınışı, yaygınlaştırılan bu kazanımın sulama –rezervurlarda kullanımının ağlanması. Tesisat eskiliği, yetersizliği, alt yapı bozukluğunun neden olduğu stanbul’daki su kaçaklarının, acil çözüm gerekmektedir.

Kuyu açma ve yeraltı suyu kullanımı yaygınlaşmış, bu paralelde sondajcılık da gelişmiştir. Günümüzde ise kontrolsüz kuyu açılması, kuyularda aşırı su çekim, Denetlenmelidir. Anadolu’da bazı bölgelerde çöken sulu obruklar içindeki yeraltı su seviyesinin düştüğü net olarak görülebilmektedir. Su seviyesi düşüşü sebepleri doğal ve insan kaynaklı iklimsel değişiklikler,aşırı su çekimleri olabilmektedir. (Karapınar,Çıralı,Niğde)
İstanbul su kullanım denetim yaptırımı, henüz sağlanamamıştır.

M.S. 378’de Doğu Roma İmparatoru Valens, kendi adını taşıyan saraçhane’deki Bozdoğan su kemerlerini yaptırmış. Trakya’nın suyunu 100 km’lik tünel ve su yollarıyla doğal cazibe yaratarak İstanbul’a taşımıştır. Büyük sarnıçlarda depolayarak (Yerebatan Sarayı-1989’da halkın kullanımına açıldı) şehrin su ihtiyacını karşılayacak ve kuşatmalarda ,zor zamanlarda 6 ay, 1 yıl yetecek su depoları yapmışlardı.

İstanbul’un bütün boş alanlarına yüksek yoğunluklu yapılaşma imkânı verilerek geri dönülemez biçimde yeşil nefes alanlarımız yok edilmekte.Yeşil alan talanına son verilmeli.Topraklarımız ve doğamızdan Yerel Seçim baskısı kalkmalı…Gecekondu` furyası hızlandırıldı. Yeşil alanlar, su havzaları, İstanbul rantiyeye kurban edilmekte. Durdurulmalı.

Ülkemizde su azlığı, kuraklık ve toprak erozyonu sorunlarının ciddi boyutlarda olması nedeni ile, küresel ısınmanın zararlı etkilerini en önce ve en şiddetli biçimde yaşayabileceği bilinen bir gerçek. Yarı kurak yörelerin mera ve tarım arazilerinde en çok etkili olacağı tahmin edilmektedir. İstanbul’un verimli tarım alanları korunmalı, yapılaşmaya açılmamalıdır.

Fatih Sultan Mehmed büyük yenilenme ve onarmalar yapmış. Kanuni, unutulmaz yapılar ve eklerle su sorununu kalıcı biçimde çözmüştür. Osmanlı Maliyesi’nin bir yıllık geliri bu işe harcanmıştır.

Şimdi İstanbul’da mevcut yapılar bozuk, suyun yarısı daha yoldayken sızmalarla kaybolmakta, kaçak kullanımlar, kaçak uygunsuz kuyular, sanayinin ağır kirletme baskısı, sayılmayacak kadar kötülükler yumağı büyümekte.istanbul’ da su kaçakları, acil çözülmeli…

Hükümet ve belediyeler neler yapmalı: Fosil yakıt kullanımı sınırlandırılmalı enerji tasarrufu yapılmalı araç-gereç standart geliştirilmeli çarpık kentleşmeye son verilmeli.Toprakların ve bitki örtüsünün,ormanların korunması arttırılmalı…Yenilenebilir enerji, kaynak kullanımına özen gösterilmeli , rüzğar, güneş enerjisi ile çalışan araçlar geliştirilmeli, kent içinde trafiğe çıkan motorlu araç sayısı azaltılmalı toplu taşıma arttırılmalı.

İstanbul’un borç batağına, kentin en değerli arazilerinin satılıp saçıldığı bir sırada saplanıldığına dikkat edilmelidir.Tonlarca paraya mal olan tonlarca kısa ömürlü çiçekler yerine,Uzun yıllar hizmet edecek ağaçlar dikilmeli.
Askeri alanlarımız, mezarlıklarımız nasıl yeşilse, okullarımız ,camilerimiz, yollarımız bahçelerimiz ağaçlandırılmalıdır.

Mevcut imar sorunlarının çözümüne yönelik politikalar geliştirilmelidir.
İstanbul'un her yeri adeta uçak pisti hatta bir şantiye gibi gürültülü..Araçlar da insanlar da sürekli yüksek ses üretiyorlar.Avrupa Birliği Çevre Komisyonu’un 65 desibelin üzerindeki yerler için belirlediği siyah noktalar İstanbul'u kuşatmış durumda .Sağlıklı ve huzurlu bir yaşam için bu siyah noktalar kontrol altına alınmalı. Aralık 1986'da Resmi Gazete‘de yayınlanan “Gürültü Haritası “ yıllardır bekliyor.Gürültü kirliliği sorunun aşılmasını öngören Gürültü Yönetmeliği yerel yönetimler de yeterince önem verilmesini istiyoruz.

Dünya üzerinde insan sayısı arttıkça; besin, giysi, otomobil v.b gibi insanoğlunun yaşamında yer alan ürünlerdeki üretim de artar ! Ve Üretim mekanizmalarından doğaya kontrolsüz atıklar bırakılır. Bu atıklar; sera etkisi yapan gazları içerir… üzerinde durulması gereken bir konu;
Sera etkisini azaltıp iklim değişikliğindeki anormallikleri bir ölçüde engelleyecek temel çözüm de,Nüfus artışının kontrol altına alınmasıdır. bu gelişmemiş ülkelerde ciddi bir problemdir ve öncelikli çözülmelidir. Bilinçlendirme ve nüfus planlamasında uluslararası önlemler alınmalıdır.

Göçün önünü kesmeden İstanbul`un aşırı nüfus yığılmasından kaynaklanan bir dizi kent sorununa, sosyal, ekonomik, politik sorununa da çözüm üretmek imkansız değildir.Çözüm; Topraktır, tarımdır,Kırsal kalkınmadır.
Esas olan; İnsanı doğduğu büyüdüğü yerde doyurmak ve yaşatmaktır.Gözü köyde aklı şehirde iş kaygısı yaşam zorlukları mücadelesi vermekte değildir.

Türkiye’nin girişimleri ve bugünkü durum: Türkiye için temel sorunlar

İklim değişikliğine konu sera gazı salımlarının giderek büyümesinin ana nedeni, çevresel politikalar ile ekonomik politikaları birbiriyle bütünleyemeyen kalkın(ama)ma politikalarıdır. küresel değişiklik sorununun kontrolü için izlenecek politikaların oluşturulması, önlemlerin alınması ve uygulanmasıyla ilgili ya da onlardan ” Tam anlamıyla sorumlu bir kurum” un henüz belirlenememiş olmasıdır. Çevre ve Orman Bakanlığının,konunun tüm ayrıntılarını içerecek biçimde güçlendirilmesi ,en uygun çözüm olarak görülmektedir

Son yıllarda yerüstü ve doğal su döngüsünün görünmeyen kısmı yeraltı sularının azalması ve büyük şehirlerdeki su sıkıntıları, sıkça gündeme gelmektedir.Ne yapıp edip Yerküre ve yerkürenin yaşam üzerindeki rolü toplumlara anlatılmalıdır.

Uluslararası Yer Yılı, BM Teşkilatı tarafından bu nedenle organize edilmiştir. 2007-2009 arasında üç yıl her ülke kendi toplumunu eğitecektir.
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yerbilimleri İhtisas Komitesi, TÜBİTAK’ın desteği ile Yer Yılı organizasyonu tarafından belirlenen on temel konuda eğitim broşürleri yayınlamaktadır. Asıl amaç, sorunlara “farkındalık” yaratmaktır.Bu Sosyal Sorumluluk çalışmalarına katılım önemlidir.

Enerji üretiminde, çevre kirliliğinin önlenmesi çalışmalarında 3 temel unsur
1- Endüstriyel enerji yönetimi : 2-Enerji kaybının önlenmesi,
3-Geri dönüşümün geliştirilip yaygınlaşması
Üretimde kullanılan enerjide tasarrufla, Daha az enerji kullanılır, daha çok güç üretilmiş olur. Dünya insan olmasa da yaşar! Ya insan, doğası olmadan yaşayabilir mi

TEMA tarafından başlatılan ve desteklenen Çevre dostu hizmet ve üretimler vardır. Damızlık ana arı üretimiyle arıcılıkta verim artışı
Sağlık standartlarına uygun ekolojik bal üretimi Doğa turları / Ekoturizm,Hızlı yetişen ağaçlar ile endüstriyel orman plantasyonu
(ağaç tarımı) Mantar meşesi ile mantar üretimi (geliştirilmekte).

yaşam için toprak da önemli su da suyu yanlış kullanmayalım
erozyonla verimli toprağımızı kaybetmeyelim…Erozyonla barajlarımıza
tonlarca sediment taşınmakta ve barajların ömrünü kısaltmaktadır!
erozyonla mücadele edelim.Toprak yoksa Ekmek yok.Toprak yoksa domates yok, Toprak yoksa su, süt meyva yok. Kısacası Toprak yoksa hayat yok
Çevre problemlerin çözümlerinde genel olarak temsili demokrasi zayıf kalıyor. Ve katılımcı demokrasinin önemi artıyor. İşte bu noktada STK lar, katılımcı demokrasinin temelleri haline gelip, gerek ‘ küresel ısınma ‘ probleminin çözümünde olsun gerek diğer sorunlarda olsun ,halkın görüşlerini belirterek, yapılan çalışmalara katılım, desteklenme yönlendirilmesini yanlış eylemlerin engellenilmesini sağlıyor.
STK lar sivil yapılarından dolayı halka daha kolay ve doğrudan ulaşabilmektedirler, Kamuoyunun oluştuğu yerler, demokrasinin vazgeçilmez oyuncuları olan sivil toplum örgütleridir.

Tek tek insanlar kamuoyu oluşturamazlar. Sorunlarla mücadelenin de en doğal yolu kamuoyu yaratmaktır.Örgütlenmemiş toplum güçsüzdür, yönsüzdür, her zaman, özel amaçlar peşinde istenen yere çekilebilir.
Sivil toplum örgütleri demokrasi denilen yönetim biçiminin motorudur.
Kâr amaçsız kuruluşlar, sorumlu vatandaşlık bilincinin, kalitenin ve çağdaş demokrasinin temeli ve teminatıdır.Gönüllü kuruluşlar, insanı ve dolayısıyla toplumu değiştirir bir, artı farkındalık oluştururlar,hedefleri sadece budur.

Oluşan kamuoyunu toplumsal sahneye ulusal boyuta taşıyacak olan sivil toplum örgütlerinin en doğal iş ortağı da, iletişim araçlarıdır, medyadır.
O nedenle, yerel basın kuruluşları, sivil toplum örgütleriyle sıkı bir ilişki içinde olmalıdır. Böylece gündeme getirilen konularda daha geniş bir “ilgililer topluluğu” oluşturma şansı yakalanacaktır…

Doğamı koru, al oyumu.Önce doğama zarar vermeyeceğine kani olacağım güven ortamını yarat,çevreyi koruma çabalarımı destekle, güç ver, sonra oyumu iste. Gönüllü hizmet ordusu ülkeye güç verir!bizi destekle.Her seçim doğadan bir şeyleri alıp götürmemeli , doğa koruyucu yeni çözümler getirmelidir.

Bireysel olarak neler yapılmalı; Fosil yakıt kullanımı sınırlandırılmalı
Enerji tasarrufu yapılmalı,Araç-gereç standart geliştirilmeli,Çarpık kentleşmeye son verilmeli,Toprakların ve bitki örtüsünün,ormanların
Korunması arttırılmalı…Yenilenebilir enerji Kaynak kullanımına özen gösterilmeli ,Rüzğar, güneş enerjisi ile çalışan Araçlar geliştirilmeli,
Kent içinde trafiğe çıkan motorlu araç sayısı azaltılmalı. Toplu taşıma arttırılmalı,STKlara destek olunmalı, Paydaşlar arasında iletişimin güçlendirilmeli (Bültenler, radyo programları, web sitesi...)

Evde oluşan çöpün yarısının geri dönüşümünü sağlamak, yılda 1200 kg karbondioksit tasarrufu sağlar.Geri dönüştürülmüş kağıt üretimi %70-90 arası enerji tasarrufu sağlıyor ve dünyadaki ormanların azalmasını önlüyor.

Damlatan musluğunuzu tamir edin, toplu ulaşım araçlarını kullanın, alışverişte naylon torba yerine bez torba kullanın, elektronik eşyaları uyur konumda bırakmayın fişten çekin, ampulleri tasarruflu olanlarla değiştirin.
Yeter ki, bir yerden başlayın. Küresel İklim Değişimi süreci başladı, bu süreç davranışlarımızla Tutumlarımızla şekil alacaktır.Unutmayalım…

Temiz ampul % 40 daha fazla ışık yayar sensörlü lambalar kullanalım
işimiz bittiğinde lambaları söndürelim.gün ışığından yararlanmak için tül kullanalım.içte açık renk, dış cephede koyu renk boya, enerji tasarrufu sağlar.inşaatlarda ısı yalıtımı yapılmalı ,çiftcam kullanmalıyız.
düşük ısı artı hırka kullanabiliriz ,elektrikli cihazları tam kapatmalı ve
fişleri prizden çekmeliyiz.

arabalarımızın lastik havasını kontrol, benzini akşam satlerinde alışımız,
yakın yolu yürüyüşlerimiz, bisikletle ulaşım,asansörü zorunlu hallerde kullanımlarımız,uçakla uzaklara gezi yerine yerli turist oluşumuz
enerji tasarrufuna bireysel katkı sağlayacaktır.

Sebze ve meyveyi mevsiminde yiyelim,yerel çiftçi pazarlarını tercih ve artmasını destekle bize gelecek ürünün yetiştirilmesi ve taşınmasındaki enerjiyi, beşte bir oranında azaltalım.

insanoğlu daha fazla daha fazla dedikçe gelecek dünyaya da katlanmak zorunda kalacak veya başka yaşam adresi bulacak ya da bugünden önlem alacak yaşam tarzını dizginleyecek yeni bir tüketim ahlakı geliştirecek acilen çevre koruma teknikleri oluşturulacak…tercihlerimizi bir düşünelim.

Hiç çocuğumuz yokmuş ve gelecek kuşaklar olmayacakmış gibi sürdürdüğümüz davranışlarımızı değiştirmeliyiz. Çünkü: Dünya bize atalarımızın mirası değil, gelecek nesillerin emanetidir. O nedenle, kararı bizim neslimiz verecek, ancak bu karar, bütün nesillerin yaşamını etkileyecektir.

İstenen Nasıl Bir Toplum ?
Çevre koruma bilincine sahip, Tutum ve davranışları ile örnek,
Sorumlu vatandaşlık bilinci gelişmiş, Basiretli ve sırtında cumhuriyetin sorumluluğunu taşıdığından haberli bir toplum.

Bize rehberlik edecek yeni bir ahlâk pusulasına ihtiyacımız var.İnsani ihtiyaçları, sürdürülebilir biçimde karşılama prensiplerine dayanan bir pusulaya... Bu tür bir sürdürülebilirlik anlayışı :

ABD’nde her iki vatandaştan bir tanesi haftada en az üç saat gönüllü kuruluşlarda çalışmaktadır ve ülkenin gayri safi milli hasılasının %3’ünü bu kuruluşlar oluşturmaktadır. Avrupa genelinde her 10 kişiden 7 sinde STK katılım kartı vardır.

Her şey ülkem için diyen, gönüllü hizmet veren, her görevle mutlu olan, idealist insanların varlığı ile bir anlam bulan ve başarıya ulaşan. örnek bir STK olan Vakfımız ,sevgi ve saygıyla bütünleşmiş bambaşka bir beraberliktir.

TEMA İLE NELER yapılabiliriz diyorsanız;TEMA ile tanışabilirsiniz,
TEMA gönüllüsü olabilirsiniz,(01-24 yaşa 5 YTL-25 yaş üstü 20 YTL ömür boyu gönüllü) TEMA yayınlarının okuyabilirsiniz,TEMA çalışmalarına katılabilirsiniz,TEMA kampanyaları düzenleyebilirsiniz,TEMA Projelerine katkı sağlayabilirsiniz, TEMA çalışmalarına sponsor olabilirsiniz,
TEMA ağaçlandırma projelerine katılabilirsiniz, TEMA çalışmalarında kolaylaştırıcı olabilirsiniz, Kırsal Kalkınma Köy Projelerine El Koyabilirsiniz, TEMA Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı Kırsal Kalkınma ve, Kamuoyu oluşturma çalışmalarına Katkılarınızı bekleriz

Dünya, sadece biz insanlar için yaratılmamıştır. İnsan, bu büyük düzenin sadece bir parçasıdır. Tabiatın, önemli ölçüde sadece bizlere verdiği zekâmızı, bencilliğimize kurban etmeyelim…

Tüketerek ve kirleterek değil bölüşerek ve koruyarak mutlu olmayı öğrenmeliyiz.Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar ;önce haysiyetlerini,sonra hürriyetlerini, ve daha sonra da,
istiklâl ve istikballerini kaybederler ATATÜRK

“ Yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra... paranın galip gelemeyeceğini anlayacaksınız. ”
Kızılderili doğa sevgisini hatırlayalım Çevreyi sevgi ilgi bilgi korur. Okuyalım,araştıralım , ekovatandaş olalım, cennet ülkemize
gönüllü hizmet edelim.

Erenköy Kazım Karabekir Kültür Merkezinde Çevre eğitim bilgi-eylem paylaşımlarımıza sizleri davet eder, değerli ilgilerinize teşekkür ederim ,

TOPRAĞIMIZA SAHİP ÇIKALIM
TÜRKİYE ÇÖL OLMASIN

Kaynakça:
TEMA VAKFI Yayınları-www.tema.org.tr
Konferanslardan notlar

Hiç yorum yok: