2 Mart 2009 Pazartesi

YEŞİL ÇEVRE REHBERİMİZ DEDELERİMİZ






Yavru TEMA’ cıların Erozyon Dedesi Hayrettin Karaca ve
Yaprak Dedesi Nihat Gökyiğit TEMA Vakfı onursal Başkanlarımız gönüllü çalışmalarımızın Motivasyon sağlayıcılığı, bizlerle beraberlikleri rehberliğinde
“1992-2009 gücümüze güç kata gelmiştir.

Toplumsal barış topraktan gelecektir,Çünkü toprak olmazsa o ülke kalkınamaz, vatandaşları huzur içinde yaşayamaz. Ben toplumsal barışın topraktan geleceğine inanıyorum diyen Hayrettin Karaca: "Türkiye'nin denizlere, derelere, barajlara akıttığı toprağın içindeki değerler, madensel elementler ve gübrenin değeri Türkiye bütçesine eşit belki de. Eğer denizlere akıttığımız bu toprağı hesap edecek olursak, Türkiye'yi yeniden ihya ederiz Türkiye'nin bu kadar büyük bir toprak kaybı vardır, fakat biz bunu kayıp olarak hesap etmeyiz. Toprak için ölürüz, bir karış toprağı kimseye vermeyiz deriz, karışla vermeyiz ama kepçeyle veririz. Bugün Yeşilırmak, Kızılırmak, Doğu Karadeniz'deki bütün dereler bulanık değil çamur olarak akıyor. Çoruh'a dökülen bütün çaylar, Çoruh kayalarının üzerinden toprağı sökerek akıyor. Bu toprak benim değil artık, Rus toprağı. Batum bu giden topraklar yüzünden denizden 2.5 kilometre geride kalmış durumda. Kayalar bizim, toprak bizim değil."der. TEMA Kurucu Başkanı Hayrettin Karaca da ülke topraklarının yüzde 3,8'inde çoraklık, yüzde 9'unda drenaj, yüzde 13.6' sında taşlılık gibi sorunlar bulunduğunu belirterek, ''Kara yüzeyimizin yüzde 86.5' inde erozyon yaşanmaktadır. Arazinin yüzde 63.17'si çok şiddetli ve şiddetli, yüzde 20.4'ü ise orta şiddetli erozyonla karşı karşıyadır.

Türkiye'de makiliklerin hor görülüyor , makilikler ormandan sayılmıyor. Oysa toprağın suyu emmesi bakımından makiliklerin önemi çok büyük. Makilikler de korunmalı

Tarım arazileri imara açılmış, betona dönüştürülmüş. Açlık ve kıtlığın nedeni topraklarımızın korunmaması. Toprağı korumadan yoksulluğu bitiremeyiz. Ülkemizde yıllardır büyük miktarda toprak kaybı yaşandı. Ağaçlandırma çalışmaları hala yetersiz der.

Yıllardır, yanan ormanlık alanlarda en az 1 yıl ağaçlandırma yapılmaması gerekir. Yanan alanların hemen ağaçlandırılması yanlış der. Yanan alanlar en az bir sene beklemeli, kendi çürükleri ve eko sistemi içinde kalmalıdır.

Bugün endüstrinin temelini toprağın oluşturduğunu, dünya ekonomisinin temelinin de tarıma dayalı. Toprak konusunda önlem alınmazsa dünyada ekonominin çökeceğine işaret eder.

Karaca ''Atatürk'ün de zamanında söylediği gibi, milli ekonominin temeli ziraata dayanır. Tarım alanlarına oteller dikildi, toprak yoksa tarım da olmaz, tarım olmazsa ekonomi olmaz. Topraklarımızı göz göre göre süratle kaybederken birçok ağaçlandırma kampanyası yapılıyor. Toprak yoksa ağacı nereye dikeceksiniz?'' der.

***

Nihat Gökyiğit : Vakfın ilk döneminde eğitim ve bilinçlendirmeye çok büyük önem verdik. Basının çok büyük desteği oldu. Milli Eğitim Bakanlığı'yla yaptığımız çalışmalar sonucunda gönüllü öğretmenler ordusu meydana geldi. Bilinçlendirme çalışmaları sürerken, 'peki siz ne yapıyorsunuz?' diye sormaya başladılar. Biz buna da hazırlıklıydık. Bazı örnek projeleri harekete geçirdik, der.


Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Gürses de kırsal kalkınmanın, vakıf için önemli olduğunun söylüyor. TEMA'nın temel hedefinin erozyonla mücadele olduğunu vurgulayan Gürses, ''Bu noktada ceviz ağaçlandırması da başarılı bir şekilde başlatılıp sürdürülebilirse, hem üreticilere hem de ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlayacaktır. Erozyonla mücadelede kırsalda kalkınmayı sağlayamazsak başarılı olamayız'' diye konuştu. ''Tabii ki bu yeterli değil. Ceviz ağaçları ülkede çok yaygınken, bunları birilerine satarak azalttık. Şimdi TEMA Vakfı'nın gayretleriyle, Edirne Çevre ve Orman Müdürlüğümüzün özel girişimleriyle Edirne önemli bir mesafe almış durumda. TEMA'nın bu yöndeki gayretlerini, gönüllü olarak çalışan Prof. Dr. Lütfü Baş yürütüyor.'' Diyor.

TEMA Vakfı Eğitim Bölüm Başkanı Celal Ergün,
TEMA V akfı İstanbul Anadolu Yakası Gönüllülerinin katıldığı çevre eğitim sunumunda; Dünya var olduğundan beri hep geleceğin konuşulduğunu belirterek, 21. yüzyıldan sonra insanların su kaynakları, ekolojik denge, küresel iklim değişikliği ve enerji kaynakları gibi konuları konuşmaya başladığını ifade etti.Toprağın veriminin korunması gerektiğini anlatan Ergün, ormanların zarar görmesiyle toprak erozyonunun arttığına işaret etti. Ergün, "Çevre sorunlarının temelinde insan ve toplum var. Doğal varlıkları biran için kullanıp bitiriyoruz. Bizden sonraki nesilleri hiç düşünmüyoruz. Çıkar ilişkileri için doğal varlıklarımız yok ediliyor" ,"Atalarımızın gelecek düşüncesi ile bizim gelecek düşüncelerimiz çok farklı" Toprağın veriminin korunması gerekir, ormanların zarar görmesiyle toprak erozyonu artıyor. Çevre sorunlarının temelinde insan ve toplum var. Doğal varlıkları biran için kullanıp bitiriyoruz. Bizden sonraki nesilleri hiç düşünmüyoruz. Çıkar ilişkileri için doğal varlıklarımız yok ediliyor. Eğilimli alanları tarıma açarak topraklarımızı su ve rüzgar erozyonundan korumalıyız. Çiftçi toprağını terk edip giderse tarım biter. Tarım olmazsa endüstri hiç olmaz. Çünkü endüstrinin hammaddesi tarımdan sağlanıyor. Çiftçiler ve teknik elemanların işbirliği içinde çalışmaları ve hükümetlerin de buna destek olması şarttır.Dedi.

Toprağın korunması çiftçinin korunması ile olur. Çiftçi olmazsa besin nerede.'Mera Bitki Örtüsü ve Erozyon' Ülkedeki biyolojik zenginliğin korunması geleceğimizi yakından ilgilendiren önemli konular. Toprağın bir yerlere gitmesini önlemek oraya uygun yem bitkileri dikmekle olur. Toprağı oluştuğu, suyun düştüğü yerde tutmak zorundayız. Bunun yolu da araziyi bitkilendirmekten geçer.

Ülkemize olan borcumuzu ödemek istiyorsak bu ülkenin topraklarına sahip çıkmalıyız der Karaca. Hava zordur ama temizlenebilir. Sular kirlenir, zordur ama temizlenir fakat giden toprak geri gelmez. Bir gram toprakta 600 milyon bakteri var. Bunlar yoksa biz yokuz.bir gram toprakta 400 bin mikro organizma var. Bana hayat verenlerin yaşam koşulları için şart olanlar, toprak gidiyor. Geri gelmemek üzere akıp gidiyor. 1 santimetre toprağın oluşması için coğrafi koşullara bağlı, iklim koşullarına bağlı olmak üzere 300-1000 arasında yıla ihtiyaç var. 20 santimetre topraktan ancak bir ürün alınabiliyor.O toprağın seni besleyecek hale gelmesi için 20 bin yıla ihtiyaç var. Dünya genelinde yaşanmaya başlayan kıtlığın nedeni toprağın hoyratça kullanılmasından kaynaklanmaktadır. En verimli tarım alanlarına sanayi kurmaya devam ediliyor. Doğada bu kadar zor oluşabilen bir toprağı, önlenmesi mümkünken erozyonla kaybetmek çok acı. Bu bir ihanettir. Giden toprakla beraber bizim geleceğimiz de yok olup gidiyor. Ekip biçecek toprağı olan, topraklarından istediği verimi alan halk ekonomik anlamda da beklentilerini karşılar ve daha mutlu, huzurlu olur. Bu yüzden topraklarımıza sahip çıkmalı ve onu verimli kılmalıyız" der

Hiç yorum yok: