10 Ağustos 2011 Çarşamba

Anayasa Mahkemesi’nin 2008/35 E. ve 2011/65 K. Sayılı Kararı Hakkında TEMA Görüşü

Verimli Tarım Arazilerimizin Talan Edilmesi Toplumun Yaşam Güvenliğine İpotek Koymak Demektir

Anayasa Mahkemesi; 2008/35 E. ve 2011/65 K. Sayılı Kararında

“Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununu” değiştiren 5751 sayılı Kanunun iptali istenen bir maddesi hakkında “ret kararı” vermiştir.

Öncelikle ayni doğrultuda hüküm içeren 5578 sayılı Kanun ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununa eklenen Geçici Md. 5 hakkında 19.02.2007 tarihinde (2007/18 E. 2007/19 K.) yürürlüğün durdurulması kararı veren Anayasa Mahkemesinin, bu kez ayni madde yerine 5751 sayılı Kanun ile getirilen Geçici Md. 4 hakkında yukarıdaki paragrafta belirtilen ret kararını vermesini hukuken anlamak mümkün değildir.

Özellikle karar gerekçesi içerisinde yer alan;
“Söz konusu Yasa’da yer alan iptali istenen kuralın da tarım arazisi niteliğini kaybetmiş, toprak vasfını tekrar kazanması mümkün olmayan arazilerin yasal statüye kavuşturulup ekonomiye kazandırılması ve bu gibi arazilerde yatırım yapmış olan vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi için kamu yararı amacıyla öngörüldüğü, bu düzenlemenin de anayasal sınırlar içinde yasa koyucunun takdirinde olduğu açıktır.”
cümlesi ile somut ülke gerçeklerini yan yana koyduğumuzda, kararın ne kadar iç acıtıcı olduğu ortadadır.

TEMA Vakfı; yargı adına da olsa, toprak varlığımızın amaç dışı kullanımlarla yok edilmesi süreçlerine, her koşulda inançla ve kararlılıkla karşı durmayı, ulusal ve toplumsal sorumluluk ve ödev bilmektedir.

Anayasa Mahkemesi’nin verimli tarım arazilerinin izinsiz olarak tarım dışı amaçlarla kullanımına özel olanak sağlayan 5751 sayılı Kanunun bir maddesinin iptali isteminin reddi kararı, verimli arazilere yönelen talan ve betonlaştırma niyet ve girişimlerini cesaretlendirmiş ve tehlikeyi daha da ağırlaştırmıştır. Söz konusu karar ile hukuku ve kamu yönetimi kurallarını hiçe sayarak, üstelik konu hakkında verilmiş Danıştay ve İdare Mahkemesi kararlarına da aldırmayarak verimli araziye izinsiz olarak tarım dışı yatırım yapanlara yol açılmıştır. Hukuku, kamu yönetimi kurallarını ve kesinleşmiş mahkeme kararlarını hiçe sayarak izinsiz yatırımlarını devam ettirenlerin arasında çokuluslu yabancı firmaların da bulunması, ulusal egemenliğimiz bakımından da endişe vericidir.

Hiç kuşkusuz; Türkiye’nin tarım dışındaki birçok sektör ve hizmet alanının gelişmesi için de arazi kullanımına ihtiyacı vardır.

Tarım dışındaki bu sektör ve hizmet alanları için verimli tarım alanları dışında yeterli arazi bulmak mümkündür.

Çünkü, ülkemizin toplam arazisinin ancak sekizde biri, tarım arazisinin ise ancak üçte biri verimli arazidir. Alt yapının götürülmesi durumunda niteliksiz her arazide her türlü tarım dışı yatırım gerçekleşebilir, ancak toplumun yaşamı için zorunlu olan üretimin, ancak verimli arazilerden sağlanacağı gerçeği unutulmamalıdır.

Tarım dışı amaçlar için çok geniş alternatif araziler varken, toplumun yaşam güvencesini oluşturan verimli tarım alanlarını tarım dışı betonlaşmaya açmak, toplumun geleceğine ipotek koymak anlamına gelmektedir. Bir avuç toprak; üretilemez kaynaktır.

Bu ülkenin tarım için, yani toplumun yaşamının sürdürülmesi için, artık üretebileceği bir metre kare arazisi kalmamıştır.

Sonuç olarak,

Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karar, verimli arazi kaybına yol açacak bir mahiyettedir.

TEMA Vakfı olarak bu kararın toplumun sağlıklı geleceği bakımından son derece sakıncalı yeni talan süreçlerini tetiklemesinden ve artırmasından kaygı duymaktayız. TEMA Vakfı; Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun, “toprak varlığımızın özenle korunması” yönünde değiştirilmesi için, her türlü çabayı göstermeyi görev kabul etmektedir.
Saygıyla kamuoyuna duyurulur.

TÜRKİYE ÇÖL OLMASIN! TEMA VAKFI


21 yorum:

MSİ dedi ki...

Toprak kaybına, çölleşmeye, ekolojik dengelerin bozulmasına, doğal varlıkların kaybolmasına ve tüm doğal afetlere seyirci ve suskun kalmayan, ülkesinin topraklarına ve yeşil örtüsüne sahip çıkan duyarlı çevreciler yakalarında Yeşil Yaprak, ellerinde pankartlarla sessizce yürüdüler. Toprağı hor gören yarını zor görür. Çevreni gör kolla dediler.
MSİRENGÜ

MSİ dedi ki...

Toprak;
vazgeçilmez bir canlı yaşam kaynağı
Fiziksel, Kimyasal ve Biyolojik olayların rol oynadığı yaşam sahnesi .
Verimli Topraklar Gıda Güvencemiz
TOPRAK YOKSA HAYAT YOK

M S İRENGÜ

MSİ dedi ki...

TOPRAK YOKSA SU YOK ,GIDA YOK; HAYAT YOK-
TOPRAK YAŞAMDIR…
Besinlerimizin % 78’ini oluşturan
Bitkisel ürünlerin, Genetik çeşitliliğin,
Bin bir derde çare şifalı bitkilerin kaynağı topraktır.
Toprak, ormanların,suyun havanın kaynağıdır.
Toprak kaybı,
su ve hava kaybı gibi çabuk farkedilen bir olay
değildir, farkedildiğinde geç kalınmış olabilir.

MSİ dedi ki...

Kent Rekraesyon alanları
oluşturulmadığı gibi
. Maalesef yeşil alanlar da dahil
her yer binalarla doldu….
Neredeyse
dokunulmayan tek yeşil alanlar mezarlıklar.
Bir de askeri bölgeler var tabi.
Hızla nüfus çoğalıyor, yeşil alan azalıyor.
İmar kanununa göre;
kişi başına 7 m2 yeşil alan olması gerekirken bizde 2-3.5 m2 arası…

MSİ dedi ki...

Sağlıklı sürdürülebilir kalkınma, kaynakların bilinçsizce tüketilmediği ve yaşanabilir bir gelecek için sağlıklı ekonomik kalkınmanın
nasıl yürütülmesi gerektiği konusundaki
Bilimsel çalışmalar;
Tüm topluma anlatılmalı çevresel farkındalık yaratılmalıdır.
Bilgi- İlgi ile Haklarını Bilenler; haklarına sahip olmanın yollarını da bulacaklardır.

MSİ dedi ki...

Çevrenin doğal yapısını ve bileşiminin bozulmasını, değişmesini ve böylece
insanların olumsuz yönde
etkilenmesini çevre kirlenmesi olarak tanımlayabiliriz

YORUM; ÇEVRE KİRLİLİĞİNİ SADECE YERE ÇÖP ATMAK EYLEMİ GİBİ İFADE EDENLERE İTHAF OLUNUR...

MSİ dedi ki...

Nüfus artışına paralel olarak insanların maden ve enerji kaynaklarına olan talebi artmıştır. Kaynakların kullanım artış hızı, çevreye zarar vermektedir. Kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtların çevre kirlenmesindeki etkisi çok fazladır

MSİ dedi ki...

Biyolojik olarak veya kendi kendisine yok olmayan ya da çok uzun yıllarda yok olan Plastik, deterjan, tarım ilaçları, DDT gibi, böcek öldürücüler, radyasyon ve kimyasal maddeler yaşamını tehlikeye sokarlar.

MSİ dedi ki...

endüstrinin, ticaretin, turizmin, kültürel etkinliğin ve nüfusun yoğun oluştuğu İstanbul'daki 1,5 milyon taşıtın bir yılda yarattığı kirletici emisyon ortalama 3 milyon KG.'mı geçtiği edilmektedir.
Yeryüzü trafiğindeki yarım milyar taşıta her yıl 19 milyon taşıtın ilave olmasıyla;
6 milyon ton karbonmonoksit ,
hergün artarak, insan bedenindeki alyuvarları tahrip etmektedir

"Çevreyi kirletmek kendi varlığımızı yok etmeye çalışmaktır"

MSİ dedi ki...

100 golf sahasının daha yapılması planlanıyor. Golf sporu için çok büyük çimenlik ve açık alan, çimenlerin uygun koşullarda tutulabilmesi için de çok fazla su gerekiyor.
Su kaynaklarının bu denli kısıtlı olduğu ülkemizde golf yatırımları planlanırken doğaya verdikleri zarar ve bunun maliyeti göz önüne alınmalıdır. Golf sahaları yeraltı sularının tükenmesi ve kirlenmesi konusunda büyük tehdit oluşturmaktadır.

MSİ dedi ki...

Dünyada 2004 yılı itibariyle mevcut golf sahalarının sulanması için günde 1 milyar ton su tüketilmektedir . Bu rakam, tüm dünyada susuzluk çeken insanların asgari su tüketimini karşılayabilecek olan ve BM tarafından tespit edilmiş en az rakama eşittir.Bir golf sahası yılda hektar başına ortalama 10.000 ile 15.000 m3 suya ihtiyaç duyar.100 hektarlık bir golf sahasının bir yılda tüketeceği su miktarı yaklaşık 1 milyon m3'tür. Bu da 12.000 nüfuslu bir yerleşimin ortalama yıllık su tüketimine eşittir

MSİ dedi ki...

Golf alanlarında çimler sporun gereği olarak belirli bir boyda tutulmalıdır. Bu nedenle bitki fotosentez yapamamakta ve bitkinin ihtiyacı olan besin gübreleme yoluyla bitkiye verilmektedir. Bir golf alanı için kullanılan gübre miktarı, hektar başına bir tarım alanında kullanılan gübre miktarından çok daha fazladır. Kimyasal gübrelerin aşırı kullanımı çevreye ve yeraltı sularına telafisi mümkün olmayan zararlar verdikleri bilinmektedir

MSİ dedi ki...

Beş temel metalin her yıl topraktan üretilen 750 milyon tonluk kütlesine ve 250 milyar USD’lık satış bedeline karşılık, üretilen fiziksel zenginleştirme atıklarının toplam miktarı yaklaşık 200 milyon tondur.

MSİ dedi ki...

Maden arama çalışmaları sırasında,
dünyanın en fazla oksijene sahip ormanları tahrip ediliyor.
Ayrıca altın çıkarılırken siyanürün kullanılacak olmasının çevreye çok zarar verdiği acı bir gerçek.
Dünyada her yıl milyarlarca ton kimyasal atık oluşturan altın üretimi
-getiri/götürü açısından bakıldığında- nükleer enerji üretiminden ve nükleer atık depolamaktan daha ahlak dışıdır.
 Altının ne kadar vazgeçilmez (!) bir metal olduğu
Prof.Dr. İsmail Duman

MSİ dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
MSİ dedi ki...

Ülkemizi besleyen bereketli topraklarımız, suyumuz, ormanımız, tarımsal gıda ürünlerimiz;
Zararlı kimyasalların buharlaşma ile atmosfere dağılması, Km.lerce uzağa sürüklenerek, tarımsal faaliyetleri tehdit etmektedir.

Ülkemizdeki verimli tarım arazilerine hep birlikte sahip çıkmalıyız ve tehditlere karşı mücadele etmeliyiz.

MSİ dedi ki...

Türkiye’de, verimli tarım topraklarımız hep verimli kalsın, bizleri, çocuklarımızı, onların çocuklarını nesiller boyu beslesin, insanımız da bu toprakları koruyarak, doğru yararlanarak hep burada yaşasın Verimli ve bereketli topraklarda gelecek nesillerin de hakkı var… Tüm Türkiye toprağına, suyuna, havasına, biyolojikçeşitliliğine sahip çıkmalı.
TÜRKİYE ÇÖL OLMASIN!

MSİ dedi ki...

Geleceğimiz,
geçmişimiz kadar temiz olamayacak
Hava ,su, toprak kirliliklerinin;
Kanser gibi birçok hastalıkta önemli etkisi olduğu kabul edilmektedir.

Toplumun tüm kesimlerini çevre konusunda bilgilendirmek,
olumlu ve kalıcı davranış değişiklikleri kazandırmak ve sorunların çözümünde fertlerin aktif katılımlarını sağlamak çevre eğitiminin amaçlarıdır.

Çevre eğitim hedefi;
doğayı yok etmeden, ihtiyacı kadar tüketen ahlak anlayışını, topluma kazandırmak, gelecek nesillere karşı sorumluluk hisseden, çevre sorunlarına karşı duyarlı ve bilinçli yeni bir insan tipini yetiştirmektir.

MSİ dedi ki...

Milli menfaat ve üstün kamu yararı karar mekanizmalarını çalıştıracak makamların sağlıklı sonuçlar getirecek yaptırımlara, bilinçli onay verecek verilere sahip, kişisel, siyasi ve politik menfaat gütmeyen kişilerden seçilmesi ya da atanması gerekir. Toprak ve onun bize sağlayacağı su, hava, gıda zenginliği sayesinde kazanılacak güvence toplumsal barışı yaşayacaktır.

MSİ dedi ki...

“ ÇALIŞMADAN, YORULMADAN,
ÜRETMEDEN
RAHAT YAŞAMAK İSTEYEN TOPLUMLAR
ÖNCE HAYSİYETLERİNİ,
SONRA HÜRRİYETLERİNİ
VE DAHA SONRA DA
İSTİKLAL VE İSTİKBALLERİNİ
KAYBEDERLER ”

MSİ dedi ki...

Zararla, elde edilecek gelirin artı ve eksilerine bakılması,
YAŞAM MUHASEBESİ YAPILMASI SADECE BU GÜNÜN DEĞİL GELECEK NESİL İÇİN DE BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR.

BİLİNÇSİZ EYLEMLER;
Topraklarımızı büyük bir çevre felaketi, insanlarımızı da sağlık kaybı, göçler gibi KONULARLA tehdit etmektedir.

Kanser tehlikesi ile karşı karşıya kalınması, sağlık problemlerinin artacağı bilim insanlarının sıkça ifade ettikleri acı gerçeklerdir.

Bilime, bilgiye hayatımızda daha çok yer vermeliyiz. Paradan çok daha önce…