8 Kasım 2021 Pazartesi

TARİHİ GEÇMİŞİ BİL GELECEĞİ PLANLA

 YUNUS EMRE VE TÜRKÇE AŞKI    1. Bölüm                                                                                                                    Hazırlayan Araştırmacı Yazar Melek Sevil İrengü

A-        Türk dili ve kültürünün en önemli şahsiyetlerinden  Yunus Emre’nin ölümünün 700’üncü yılı vesilesiyle, 2021 yılının  “Yunus Emre ve Türkçe Yılı, Ayrıca ‘Hacı Bektaş Veli  nin 750.yılı ,  debbâğ esnafının pîri Ahi Evran ve 100.Yılında olduğumuz İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy Yılı”  olarak kutlanması, UNESCO tarafından ilan edilmiş, tüm dünyada kutlandığı gibi,  kültürel alanımızda kutlanması gündeme gelmiştir.

Türk Tarihi- Medeniyeti- Kültürü ve Kültür- Edebiyat Dili Türkçe, bakımından anlamlı bu anma etkinlikleri, toplumda kültürel farkındalığı geliştirecek bir fırsat olarak değerlendirilmiştir-

Bu amaçdan yola çıkarak, derledlklerimin özü şüyle, Türk Adı Türçemizin Ataları Uygarlığımızı besleyen ve Türk  Medeniyetinin aldığı yolu belgeleyen  kültür kaynaklarını konuşacağız.

Kavim ve topluluk da diyebileceğimiz uluslar, önce millet, daha sonra medeniyet ve uygarlık seviyesine ulaşmalarında, abide şahsiyetlerden bahsedilir.                                                         Medeniyetler ve uygarlıklar sanatçı, bilim insanı, fikir insanı veya din adamı olan bu önder kişilerle övünür ve gelişmişliklerini bu değerlere bağlarlar.                                                          Bu abide şahsiyetler, millî hasletlerinin yanında, evrensel değerlere de sahiptirler.

Türk milletini, olgunlaştırma ve yüksek medeniyetlere ulaştırma mücadelesinde kültür paratonerleri konumundaki “aydınlar”,  bu mücadelenin en önde gelenleri olmuşlardır.                                                                                                                                                           Aydın olan abide şahsiyetlerin çoğu hem peygamber soluğunun taşıyıcıları, hem de ilmin temsilcileri olan şahsiyetlerdir.                                                                                                     Medeniyet onlarla durulmuş ve onlarla huzura kavuşmuştur.                                                         Bu yüzden etkileri ömürleri ile sınırlı kalmamış,  asırlar ötesine taşmıştır--------

Yüce Türk milleti olarak hep birlikte tarihte eşsiz isim bırakmayı başaran büyüklerimizi                                    saygıyla anıyoruz.------------- 

B-          TÜRK KÜLTÜRÜ

Kültür, bir toplumu diğer toplumlardan farklı kılan,   geçmişten beri değişerek devam   eden, kendine özgü, sanatı, inançları, örf ve adetleri, anlayış ve davranışları ile onun kimliğini oluşturan yaşayış ve düşünüş tarzıdır.

Topluma bir kimlik kazandıran, dayanışma ve birlik duygusu verdiği toplumda, düzeni de sağlayan maddi ve manevi değerlerin bütünüdür kültür.

-----Türk kültürü de Türk milletinin hayat tarzını ifade der.  Tarihi süreç içerisinde farklı medeniyetlerle buluşan Türk kültürü, insanlık tarihinin en zengin kültürlerinden biri haline gelmiştir.                                                                             Türk kültür ve medeniyeti, Türklerin devlet kurduğu coğrafyanın etkisi ile “Bozkır Kültürü” olarak adlandırılmaktadır.Türk kültürünün kadim katmanları, geleneksel toplumsal bilinçleri sayesinde günümüze kadar korunmuştur.                                                                      

----C -              TÜRK GÜÇLÜ, KUVVETLİ

Yerli ve yabancı kaynaklarda, genel olarak Türk demek, güçlü, kuvvetli manasında kabul edilir.

Bilinen ilk Türk kimdir? Dersek,

Mustafa Kemal ATATÜRK 1922′de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Türklerin kökeni hakkında şöyle der: Efendiler,

Bu insanlık dünyasında en az yüz milyonu aşkın nüfustan oluşan büyük bir Türk milleti vardır ve bu milletin yeryüzündeki genişliği oranında, tarih alanında da bir derinliği vardır.

Türk milletinin kökünün dayandığı Türk adındaki insan, insanlığın ikinci babası Nuh Aleyhisselam’ın oğlu Yâfes’in oğlu olan kişidir.”

-------

Türklerin atalarının MÖ 2500 ile MÖ 1700 yılları arasındaki AFANASİYEVO kültürü ile başlayan ve MÖ 1700 ile MÖ 1200 yılları arasındaki ANDRONOVO kültürü ile devam ettiğini savunulur ve Tarihi MÖ 2500’lü yıllara kadar götürülen Türk milletinin kuşkusuz büyük bir dili Yeryüzüne medeniyeti yaymış olan Türkler, gerek sözlü gerek yazılı olmak kaydı ile dikkate değer dil ve edebiyat ürünleri ortaya koymuşlardır.

Ç- TÜRKÇE

Türk dilinin köklü bir temeli olmasının yanında,  Türkçenin çok geniş bir yayılma sahası vardır. Bugün Türkçe denilince sadece Türkiye Türkçesi anlaşılmamalıdır.                               Türkistan bozkırlarından, kuzeye, güneye ve batıya doğru  büyük bir hızla yol alan Türk Dilinin önemi ve mahiyeti araştırmalarla zaman içerisinde daha iyi anlaşılmaktadır.

Türk Yazı Dilinin Tarihî gelişimi içerisinde,  Karahanlı Türkçesi’nden sonra Batı Türkçesi teşekkül etmeye başlamıştır.   Batı Türkçesi’nin ilk dönemini Eski Türkiye Türkçesi’dir..   Türkistan’dan Anadolu’ya gelen Türklerin büyük çoğunluğunu                                           Oğuzlar oluşturduğu için, bu devir Türkçesi’ne OğuzTürkçesi denmiştir

------------

Karahanlılar döneminin ilk eseri    Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig’dir.   Kaşgârlı Mahmud’un meşhur eseri Divanü Lugati’t Türk,,Divan-ı Hikmet, Atabetü’l-Hakayık takip eden eserlerdir.

Anadolu’da yetişen bazı şairler Türk dilini âdeta diriltmişlerdir. Âşık Paşa, Ahmed Fakih, Sultan Veled, Hoca Dehhâni, Mevlânâ,  Şeyyad Hamza bunlardan bazılarıdır.

Bu dönem mutasavvıf şairleri içinde  Sevgi, barış ve hoşgörünün evrensel sesi  unus Emre’nin ayrı bir yeri vardır.

-----

Yunus’un elinde Anadolu Türkçesi yüksek bir ifade gücü kazanmıştır. Dünya insanlığının büyük gönlü Yunus Emre,  Türkçeyi bir aşk ve irfan dili hâline getiren, derinlik ve incelik veren, Türk kültür tarihinde çok önemli bir şahsiyettir. Çünkü, Yunus Emre, tarihte kendini aşan bütün bilgeler gibi zihinlerde, gönüllerde ve Anadilimiz Türkçede yeniliklere imza atmıştır.

-----

13. yy da Anadolu da Türk dilini pürüzsüz bir şekilde kullanan  Yunus Emre, herkesin kolay kolay anlayamayacağı  Arapça veya Farsça dinî terimleri,çok güzel anlaşılır Türkçe karşılıklarıyla dile getirmiştir..

 

Mutasavvıf bir şair Yunus Emre  Çağdaş ve Tarihi Türkiye Türkçesi için son derece önemli olan,  Tasavvuf Edebiyatı alanında  kendi adıyla anılan bir üslup  ve okulun kurucu şahsiyetlerinden biridir.

D-        YUNUS  EMRE’NİN   HAYATI    --------

Eskişehir’in bir ilçesi olan Mihalıçcık’ın Sarıköy mahallesinde doğup büyümüş ve gençliğini bu beldede geçirmiştir.

Ankara’nın ilçelerinden Nallıhan’ın Emrem Sultan mahallesinde yaşayan devrinin önemli mürşitlerinden Tapduk Emre’ye bağlandıktan sonra, kırk seneden fazla, bu beldede yaşamış,şeyhi Tapduk’un kızıyla evlenmiş ve bir oğlu, bir kızı olmuştur.

 

Tasavvuf yolunda kılavuzluk eden yetiştiriciye,  olgunluğa ulaştıran anlamında mürşit denilmektedir. Mürşide teslim olup, onun yaşadığı hakikati yaşamayı dileyen,                       yetişmek isteyen kişiye de mürit denilmektedir. Mürşidin kendisinin kılavuzluk yapabilmesi, kendisine teslim olan kişiyi olgunluğa yöneltebilmesi için, önce kendisinin bunu yaşıyor olması gerektiği temel alınmıştır.

Deneyimlememiş bir kişiden mürşit değil en fazla yoldaş olabilir ki  ona kardeş ya da refakat eden demek daha sağlıklı olacaktır.  Yunus Emre’deki mürşit-mürit ilişkisi,  hem bu kılavuzluk işlevini hem de tüm bu süreçlerinin gönüllü olarak yapılmasını sağlayan bir aşk halini kapsar

Yunus Emre Hayatı ileünlü mutasavvıf şairin Hacı Bektaşi Veli dergahında bulunduğu bilinmektedir. Ancak onu asıl Yunus Emre yapan dergah hocası   Tapduk Emre’nin dergahıdır………..

40 yıl Manevî terbiyesi tamamlandıktan sonra  tekrar yetişmiş olduğu Sarıköy’e dönmüştür……                                   Devam ediyor…

YUNUS EMRE VE TÜRKÇE AŞKI    2. Bölüm                                                                                              Hazırlayan Araştırmacı Yazar Melek Sevil İrengü

Yunus’un yaşadığı  I3. yüzyıl Anadolu’suna baktığımız zaman,                                            Anadolu üç büyük tehlikeyle karşı karşıya geldi. Bunlardan ilki Batı’dan gelen Haçlı saldırıları ikincisi Doğu’dan gelen Moğol akınların Anadolu’yu yakıp yıkması, Anadolu’daki otorite boşluğu etkileri,üçüncüsü ise BABAİLER isyanıdır. Bu üç olay,

Anadolu’yu tam bir felaketler yurdu haline çevirdi. Savaşlar, isyanlar, iç kargaşalıklar, açlık, kıtlık gibi olaylar karşısında Anadolu insanı tam anlamıyla bir kaos ortamında halkı çaresiz bırakmıştı.

İşte böylesi bir zamanda Anadolu bozkırından Yunus Emre’nin sevgi, barış ve hoşgörüyü dillendiren evrensel sesi yükseldi.

Ben gelmedüm da’vîyiçün               Benüm işüm seviyiçün

Dostun evi gönüllerdür                     Gönüller yapmaga geldüm.

Bu sıralarda Türkistan coğrafyasından Rum iline gelen Horasan erenleri, halkı birlik ve dirliğe çağırmışlardır.

Bilimi önceleyen din anlayışının temsilcisi olan ] 2. yüzyıl Türk düşünürü, Alim Ahmed Yesevî,                                                 Türklerin medeniyet ve uygarlık seviyesine en fazla rolü olan abide şahsiyetlerdendir.                                                              İlim ve din anlayışı, âlimliği, irşat metodu ve eseri Divan-ı Hikmet sayesinde İslamiyet’in yayılmasında çok etkili olmuştur.                                                                                                                                  Orta Asya ve daha sonra Anadolu’nun siyasi ve sosyal bütünleşmesinde  söz sahibi olması da onu ölümsüzleştirmiştir.

Hoca Ahmed-i Yesevî’nin başlattığı bu çığırın Anadolu’daki büyük temsilcilerinden birisi de Yunus Emre’dir.   Yunus Emre, Türkistan’da Ahmed Yesevi ile başlayan hikmet geleneğini Anadolu’da ilahileriyle devam ettirmiş, arkasından gelen iki binden fazla eli kalemli, dili kelamlı mutasavvıf şairin de başını çekmiştir.

----------

Anadolu’muz bu duygu ve seslerle, dirildi, derlenip toparlandı. Birlik ve dirliğine yeniden kavuştu.                                                                                                                           Osmanlı sadece gaza erlerinin gayretleriyle değil onlarla birlikte Yunus Emre gibi gönül erlerinin çabalarıyla sadece cihangir bir devletin değili, Osmanlı kültür ve medeniyetin adı oldu.

------

Yunus Emre Türkmen saflığıyla o devrin meseleleri karşısında halkın moral bozukluğu halini, umumî olarak sıkıntıdan bertaraf etmek için, güler yüzü, tatlı diliyle, onları birliğe ve güçlü olmaya davet etmişti.

Davasını daha rahat anlatabilmesinin kolaylığında, şiirlerinde saf Anadolu Türkçesini, bütün sıcaklığıyla yansıtmıştı.

E-                    TÜRKLERİN İSLAMİYETİ KABULÜ

Türkler 8. Yy dan itibaren İslam dinine girmeye başlamışlardır. Türklerin İslamiyeti kabulü kısa sürede tamamlanmamıştır.  Orta Asya’dan Maveraünnehir ve Horasan’a inen Türkler ,burada  Müslüman Araplarla karşılaşarak peyderpey İslamlaşmaya başladılar

İslamiyeti kabul eden ilk Türk topluluğu Karluklulardır. Bir kısım Hazarlar da pek önceden Müslüman olmuşlardı,

 Tarihî süreç esas alındığında,Türk milletinin devlet olarak İslamiyete girmesi X. Yüzyıla tekâbül eder.İslamın bayraktarlığı Türklere geçmiş ve Türk dünyası islamiyetle kucaklaşmasıyla Türk İslam Tarihi nin akışı değişmiştir.

Karahanlı hükümdarı Satuk Buğra Han zamanında gerçekleşen bu durum, Türk Dil ve Edebiyatında şekil ve içerik açısından da kayda değer değişme ve gelişmelere yol açmıştır.

-----------------  F- TASAVVUF ANLAYIŞININ ÖNDERLERİ

Türkistan coğrafyasında Hoca Ahmet Yesevi, Tapduk Emre, Yunus Emre ve Mevlana Celaleddin Rumi gibi isimler Anadolu coğrafyasında , “derviş” olarak adlandırılan önderler ve tasavvuf anlayışı, İslamiyet’in yayılmasında önemli bir rol oynamıştır.

İslam dininin hakikatini derinden kavrayıp yaşamış olan bu büyük gönül, ilahilerinde Hak Aşkının verdiği coşkuyla, bütün insanlığı sevgiye, kardeşliğe, merhamet ve şefkate, birliğe, eşyanın gerçeğine davet etmiş,  onlara, insan olmanın, kendini bilmenin, Hakk’a ulaşmanın yollarını anlatmıştır…

“Dinî-Tasavvufî Türk Halk Edebiyatı” nın kurucusu ve ölümsüz simasıMutasavvıf Yunus Emre’nin  Türk Dili ve Edebiyatında önemli bir yeri olmuştur.                                                  Büyük fikirleri sade bir dil ile anlatan dizeleri, Osmanlı şiirinin öncüsüdür.                          Türkçe yi ustalıkla arı-duru kullanarak, Türkçe Din ve Tasavvuf Terminolojisi nin yolunu açmıştır.                                                                                                                                             Türk Dili İle İslam Dininin ve Tasavvufun inceliklerini, rahat anlaşılabilir şekilde ifade etmeyi başarmıştır. Anadolu Türkçesine bir hayli emekle yön vermiştir

Yunus Emre dendiğinde akla, eşsiz bir insan sevgisi ve bu sevgiyi anlattığı eşsiz güzellikteki Sevinç, hüzün, özlem, sevgi gibi duyguları coşkulu bir şekilde ifade eden lirik şiirleri akla gelir.

Türk İslâm mutasavvıfı Yunus Emre, “ Nefsi Terbiye” Yoldaşıdır.13. ve 14. asır Hacı Bektaş-ı Velî, Ahî Evran, Seyyid Mahmud Hayrânî gibi büyük Türk İslâm bilgeleriyle aynı asırda yaşamış ve ortak yanları,

İnsan Sevgisi Ve Allah Aşkı, onların şiirsel ifadelerde olması,Hoş görüye değer veriyor olmaları ve Mevlevi sanatın öncüleri omalarıdır.

--------   G                    YUNUS EMRE  FİLOZOF MUDUR?  SUFİ MİDİR?

Yunus Emre'nin bazı bakımlardan varoluşçu filozoflara yaklaştığı görülür. Meselâ Yunus Emre dış âlem ile iç âlemi ısrarla birbirinden ayırır.  Ona göre en yüksek hakikat olan Tanrı, dış âlemde değil, insanın içindedir. Ebedî varlığı bulmak için delicesine, yeri göğü arayan Mutasavvıf şâir, onu, hiç bir yerde değil, kendi içinde bulur…

----------------------

Yunus Emre bir Pek tabii ki Yunus, bir filozof değildir. Bir felsefi sistemi yoktur; ancak onun tefekkür ambarında  nice filozofların felsefi bir sistem inşâ edebilecekleri kadar   fikir, idea (ruhsal olarak algılama), remiz (üstü kapalı anlatma) , görüş ve bilgi malzemesi vardır.

--------------------

“İslam Sufizmi” olarak bilinen Sufizm,   Bir ‘Varoluş’ Felsefesidir. İnsanın ve içinde yer aldığı evrenin yaradılış amacını araştırır. Sufîlik, temelinde mistisizm olan, varoluşun nedenselliğini irdeleyen; bunun için de sürekli olgunlaşıp aydınlanması gerektiğini öngören bir yaşam felsefesidir.

 Batıda Sufizm hakkında sayısız konuşma yapmış  ruhani öğretmenin Sufi Hayat Görüşü ve  Üsluba sahip  ve  ABD, Avrupa ve Türkiye'de yaşayan birçok modern insana hitap etmiş olan İnayet Han hazretlerine sormuşlar;                                                                                              ‘Sufizm bir din mi, felsefe mi, yoksa mistisizm midir?’                                                                       Yanıtı şöyle olmuş:                                                                                                                    Eğer ondan dini öğrenmek istiyorsanız, bir dindir; bilgelik öğrenmek isterseniz, felsefedir;      Ruhun gelişiminde rehberlik etmesini istediğinizde mistisizm olur.                                            Gerçekte ise üçünün de ötesindedir.”                                                                                                       Sufîlik ‘yaşayan’ ve kendisini sürekli ‘yenileyen’ bir akım olduğundan, çağdaşlarımız olan Sufîlerin de bilim ve teknolojiyi, davranış bilimlerini bilen ya da en azından doğru anlayıp yorumlayabilen kişiler olması doğaldır

Mevlânâ’ya da ilham veren büyük Sufîler arasında yer alan Ferideddin-i Attâr da insanın zihinsel ve bilinçsel gelişimini anlatıp ‘ruhun mükemmelleşmesi’ni işlediği  Mantık-ut Tayr adlı yapıtında iki ana temayı işlemiştir.   Bunlar ‘TEKÂMÜL YOLCULUĞU’ VE ‘ARAYIŞ’TIR. Ve Yunus  Emre ye geniş yer vermiştir.

Varoluş’a sevgi duymadan  Sufizmin anlaşılabilmesi olanaksızdır Sufîler İnsanın ‘İnsan Olma’ Yolculuğunun sürekliliğine inanır.

Özetle iki sufiyi ele alırsak,

Yunus Emre ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, İkisi de Müslüman dünyasında sözleri, sanatları ve inançları ile isimlerini altın harflerle tarihe kazımışlardır.

------ H-                       TEKÂMÜL YOLCULUĞU VE ‘ARAYIŞ

Hoşgörü, adalet ve İslam adına mücadele vermiş öncü isimlerdir. Dergah kültürü ile yetişmiş, Divan Edebiyatı yazarlarıdır. İslam’ın şairleridirler ve arayış içindedirler.  Aynı devlette Selçuklu Devletinde aynı dönemde yaşamıştırlar. Moğollara karşı büyük direnişte bulunmuşlar ve savaş esnasında insanların maneviyat kaynağı olmuşlardır.

Yunus Emre pek çok edebi eseriyle günümüze hala ışık tutmaktadır”

Halkı doğru yola çağıran Yunus Emre barışın, sevginin, cömertliğin, kardeşliğin, deyim yerindeyse insanlığın timsali olmuştur.

Bu yönü ile Yunus’un şiirlerini okuyanlar ondan büyük zevk almışlardır. Öyle ki Yunus Emre yedi yüz yılı aşkın bir zamandır, sadece bu topraklarda değil, evrensel anlamda bütün dünyada sevilerek okunmaktadır.

Yunus Emre’nin sahip olduğu ve hiçbir karşılık beklemeden sunduğu bu bilgeliğin anlaşılması   insanlığı şu an içinde olduğu tüm çirkin davranışlar, kavga ve çekişmelerden kurtarabilecek güçtedir Ve işte bu yüzdendir ki, paha biçilemez değer taşımaktadırlar.

Toplumumuzdaki günümüz insanlarına ışıkları ulaşa.

YUNUS EMRE Derki,

Biz dünyadan gider olduk, kalanlara selam olsun, Bizim için hayır dua edenlere, selam olsun.         Her dem yeni doğarız, bizden kimse usanmasın.

 Derleyen

Araştırmacı yazar

Melek Sevil İrengü

Kaynaklar

Akademik Arşiv Dökümanları

Diğer yazılar

cevep.blogspot com  . Melek blogspot.com                                                                                                                                cevreciyiz2040.blogspot.com                                                                                                       hayatadairnotlar.blogspot.com                                                                                                                                tabiatana-msi.blogspot.com/                                                                                                      anacocukyavrutema.blogspot.com                                                                                                                  şiirseldyugular.blogspot.com                                                                                                Tarhgelecektir.blogspot.com                                                                                                          tema.istanbul@gmail.com                                                                                                                                      

Hiç yorum yok: